Manş Denizi'nde bir tekne 128 kişiyi taşıyarak İngiltere kıyılarına ulaştı. Bu, küçük bir tekneyle yapılan en büyük tek seferlik geçiş olarak kayıtlara geçti. Olay, son aylarda genel geçiş sayılarında düşüş yaşanmasına rağmen gerçekleşti. İngiltere İçişleri Bakanlığı, konuyla ilgili soruşturma başlatıldığını duyurdu.
Gelişmenin arka planı
Geçiş, Fransa'nın Dunkirk sahilinden sabah erken saatlerde yola çıkan bir lastik botla gerçekleşti. Botta 128 kişi olduğu tespit edilirken, aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu belirtildi. İngiltere Sahil Güvenliği, botu Dover açıklarında durdurdu ve yolcuları karaya çıkardı. Bu sayı, Şubat 2024'te kaydedilen 115 kişilik önceki rekoru geride bıraktı.
İngiltere İçişleri Bakanı James Cleverly, "Bu durum kabul edilemez. Kaçakçılık çeteleri insanları tehlikeye atıyor" dedi. Bakanlık, geçişleri önlemek için Fransız yetkililerle işbirliğini artırdıklarını ancak bu tür olayların devam ettiğini ifade etti.
Bölgesel ve küresel boyut
Manş Denizi geçişleri, Avrupa'daki düzensiz göçün sembolü haline geldi. 2023 yılında 45.000'den fazla kişi bu yolu kullanırken, 2024'te rakamlar düşüş gösterdi. Ancak bu rekor, sorunun çözülmediğini ortaya koyuyor. Fransa ve İngiltere arasında ortak devriyeler ve teknelerin imhası gibi önlemler alınsa da, kaçakçılar daha büyük ve kalabalık botlar kullanmaya başladı.
Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR), bu durumun insani bir kriz olduğunu vurguluyor. Özellikle savaş ve yoksulluktan kaçanların bu rotayı tercih ettiği belirtiliyor. Ayrıca, AB'nin ortak göç politikası konusundaki anlaşmazlıklar da bu sorunu derinleştiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin düzensiz göçle mücadelesinde benzer zorluklarla karşılaştığını hatırlatıyor. Türkiye, AB ile yaptığı 2016 anlaşması kapsamında göçmenleri sınırlarında tutarken, batıya geçişler için alternatif rotaların önemi artıyor. Manş Denizi'ndeki bu rekor, Türkiye'nin Ege'deki benzer olayları ve AB'nin göç politikalarındaki çifte standartları gündeme getirebilir. Ayrıca, Türkiye'nin düzensiz göçü önleme çabalarının uluslararası işbirliğiyle desteklenmesi gerektiğini ortaya koyuyor.