Greater Manchester, on yıllar süren yapısal reformlar ve bölgesel kalkınma hamlelerinin ardından Birleşik Krallık'ın en hızlı büyüyen ekonomik bölgesi haline geldi. Ancak uzmanlar, yaklaşık 2,8 milyon nüfuslu bu metropol bölgesinde uygulanan modelin, ülke geneline aynen taşınamayacağı görüşünde. Yine de Manchester modeli, görevi yaklaşan genel seçimlerin ardından sona erecek olan Başbakan Keir Starmer için kritik dersler sunuyor. Peki, Manchester'ı başarıya taşıyan formül ne? Bu model ulusal kalkınma stratejisine nasıl ilham verebilir?
Manchester Modelinin Temel Taşları
Greater Manchester'ın başarısı, 2000'li yılların başından itibaren uygulanan kapsamlı bir bölgesel kalkınma stratejisine dayanıyor. Bu süreçte Manchester, merkezi hükümetten devraldığı yetkilerle ulaşım, eğitim, mesleki eğitim ve işgücü politikalarını bölgesel önceliklere göre şekillendirdi. Özellikle toplu taşıma sistemine yapılan büyük yatırımlar, şehir içi ulaşımı kolaylaştırarak işgücü hareketliliğini artırdı. Aynı dönemde, dijital ve yaratıcı endüstrilere odaklanan bir teşvik sistemi, bölgenin eski sanayi kimliğinden hizmet ve teknoloji merkezine dönüşümünü hızlandırdı.
Manchester'ın Göçmen Politikası da modelin önemli bir parçasıydı. Şehir, uluslararası yetenekleri çekmek için esnek vize düzenlemeleri ve üniversite-sanayi işbirliğini teşvik eden programlar geliştirdi. Bu sayede Manchester Üniversitesi ve diğer yükseköğretim kurumları, küresel araştırma merkezlerine dönüştü. Ayrıca bölge, konut politikasında da yenilikçi adımlar attı: Uygun fiyatlı konut projeleriyle çalışan nüfusun kent merkezinde yaşamasını sağlayarak verimliliği artırdı.
Ulusal Düzeye Uyarlanabilir mi?
Uzmanlar, Manchester modelinin başarısının büyük ölçüde bölgenin kendine özgü sosyo-ekonomik yapısına dayandığına dikkat çekiyor. Greater Manchester, güçlü bir yerel yönetim geleneğine, köklü üniversitelere ve nispeten homojen bir işgücü piyasasına sahipti. Ülke genelinde bu koşulların her bölgede aynı anda sağlanması mümkün değil. Ancak hükümetin, bölgelere daha fazla yetki devri ve yerelleşme konusunda Manchester deneyiminden çıkaracağı önemli dersler var. Özellikle merkezi bütçe tahsislerinin bölgesel önceliklere göre yeniden düzenlenmesi ve uzun vadeli yatırım planlamasının istikrarlı bir çerçeveye oturtulması, diğer bölgeler için de uygulanabilir stratejiler olarak öne çıkıyor.
Başbakan Starmer'ın partisi İşçi Partisi, seçim beyannamesinde bölgesel eşitsizlikleri azaltma ve 'yüksek büyüme bölgeleri' oluşturma vaadinde bulunuyor. Manchester modeli, bu hedeflere ulaşmak için bir kılavuz işlevi görebilir. Ancak uzmanlar, başarı için sabır ve uzun vadeli siyasi irade gerektiği uyarısında bulunuyor: Manchester'ın dönüşümü 20 yılı aşkın bir zaman aldı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Manchester modeli, bölgesel kalkınma ve yerelleşme konularında Türkiye için de ilham verici olabilir. Türkiye'de İstanbul, Ankara ve İzmir gibi büyük şehirler ekonomik ağırlığı elinde tutarken, Anadolu kentleri görece daha düşük büyüme ve istihdam oranlarına sahip. Manchester'ın uyguladığı yetki devri, altyapı yatırımları ve yükseköğretim-sanayi işbirliği modelleri, özellikle Gaziantep, Konya, Bursa gibi potansiyel büyüme merkezleri için değerlendirilebilir. Türkiye'nin bölgesel kalkınma ajansları ve OSB'ler aracılığıyla yürüttüğü politikalar, Manchester örneğindeki uzun vadeli yaklaşımın eksikliğini hissediyor. Eğer benzer bir strateji benimsenirse, orta vadede bölgesel eşitsizliklerin azalması ve ihracat tabanının çeşitlenmesi mümkün olabilir. Ayrıca bu model, Türkiye'nin Avrupa Birliği ile ilişkilerinde bölgesel kalkınma fonlarının daha etkin kullanılmasına da ışık tutabilir.