Mali'de cumartesi günü sabah saatlerinde düzenlenen koordineli saldırılarda isyancı gruplar, başkent Bamako'nun yaklaşık 60 kilometre güneybatısındaki Kenieroba kasabasında bulunan bir cezaevi de dahil olmak üzere beş farklı noktayı hedef aldı. Ordu tarafından yapılan yazılı açıklamada, saldırıların sabah erken saatlerde başladığı ve güvenlik güçlerinin müdahalesiyle kontrol altına alındığı belirtildi. Olayda can kaybına ilişkin henüz resmi bir açıklama yapılmazken, bölgedeki çatışmaların sürdüğü bildirildi.
Saldırıların arka planı ve artan güvensizlik
Bu saldırılar, ülkenin savunma bakanı Sadio Camara'nın Ağustos ayında, başkentte düzenlenen bir silahlı saldırıda hayatını kaybetmesinin ardından gelen en ciddi güvenlik olayı olarak kayıtlara geçti. Savunma Bakanı'nın öldürülmesi, Mali'deki güvenlik durumunun ne kadar kırılgan olduğunu bir kez daha gözler önüne sermişti. Cumartesi günkü saldırılar, isyancıların hâlâ geniş çaplı operasyonlar düzenleyebildiğini ve orduya meydan okuyabildiğini gösteriyor.
Mali, 2012 yılında kuzey bölgelerinde başlayan ve daha sonra ülkenin orta ve güney kesimlerine yayılan bir isyanla karşı karşıya. Başlangıçta Tuareg ayrılıkçıları ve cihatçı gruplar tarafından yürütülen çatışmalar, zamanla etnik ve toplumsal boyutlar kazandı. Fransa öncülüğündeki Barkhane Operasyonu'nun 2022 yılında sona ermesinin ardından, güvenlik boşluğu daha da derinleşti. Ülkede ayrıca bir dizi askeri darbe yaşandı; son olarak 2021'de Albay Assimi Goïta liderliğindeki cunta yönetime el koydu.
Kenieroba'daki cezaevi saldırısı, mahkûmların tahliyesine yönelik olabileceği gibi, güvenlik güçlerinin moralini bozma amacı da taşıyor olabilir. Uzmanlar, bu tür saldırıların isyancıların lojistik ve iletişim ağlarının hâlâ işlediğine işaret ettiğini vurguluyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Sahel'de dengeler değişiyor
Mali'deki istikrarsızlık, sadece ülke sınırlarıyla sınırlı kalmıyor. Sahel bölgesinde faaliyet gösteren cihatçı gruplar, Burkina Faso, Nijer ve Çad gibi komşu ülkelerde de saldırılar düzenliyor. Bu grupların bir kısmı, El Kaide ve DEAŞ'a bağlılıklarıyla biliniyor. Son yıllarda Fransa'nın bölgeden çekilmesi ve Rus paralı asker grubu Wagner'in Mali'deki varlığını artırması, güç dengelerini değiştirdi. Wagner'in varlığı, insan hakları ihlalleri ve sivil kayıplarla ilgili tartışmaları da beraberinde getirdi.
Batı Afrika Devletleri Ekonomik Topluluğu (ECOWAS), Mali'deki askeri yönetime karşı yaptırımlar uygularken, bölgesel işbirliği çabaları da sürüyor. Ancak cumartesi günkü saldırılar, güvenlik önlemlerinin yetersiz kaldığını ve isyancıların hâlâ inisiyatifi elinde tuttuğunu gösteriyor. Birleşmiş Milletler Mali Çok Boyutlu Entegre İstikrar Misyonu (MINUSMA) da 2023 yılında geri çekilme kararı almıştı, bu da güvenlik açığını daha da derinleştirdi.
Uluslararası toplum, Mali'deki gelişmeleri yakından izliyor. ABD ve Avrupa Birliği, demokratik sürece dönüş ve insan haklarına saygı çağrılarını yinelerken, Çin ve Rusya ile ilişkilerini derinleştiren Mali yönetimi Batılı müttefiklerle arasındaki mesafeyi koruyor. Bu durum, Sahel'deki güvenlik krizinin çözümünü daha da karmaşık hale getiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Mali'deki istikrarsızlık, Türkiye'nin Afrika Boynuzu ve Sahel bölgesindeki artan angajmanı açısından yakından takip edilmesi gereken bir gelişmedir. Türkiye, son yıllarda Afrika'da askeri işbirliği anlaşmaları, insani yardım ve ticari ilişkiler yoluyla etkinliğini artırmıştır. Mali'deki güvenlik durumunun kötüleşmesi, Türkiye'nin bölgedeki diplomatik ve ekonomik çıkarlarını olumsuz etkileyebilir. Özellikle terörle mücadele konusunda deneyimli olan Türkiye, Sahel'deki istikrarsızlığın yayılmasını engellemek için bölgesel aktörlerle işbirliğini derinleştirmeye çalışmaktadır. Ayrıca, Mali'deki siyasi belirsizlik, Türk şirketlerinin bölgedeki yatırım planlarını da etkileyebilir. Bu nedenle Ankara, gelişmeleri dikkatle izlemekte ve olası senaryolara karşı hazırlıklı olmaktadır.