Mali'nin başkenti Bamako'da görülen davada, ülkenin önde gelen gazetecilerinden Mohamed Youssouf Bathily ve tanınmış bir aktivist olan Rokia Doumbia, darbe yönetimini eleştiren yayınlar nedeniyle pazartesi günü yedi yıl hapis cezasına çarptırıldı. Mahkeme, ikiliyi 'suç örgütü kurma' ve 'devleti itibarsızlaştırma' suçlarından hüküm giydirdi. Karar, ülkede ifade özgürlüğüne yönelik artan baskının bir parçası olarak değerlendiriliyor.
Davanın arka planı ve suçlamalar
Mohamed Youssouf Bathily, ülkede geniş bir izleyici kitlesine sahip bir radyo ve televizyon programcısı olarak biliniyor. Tutuklanmasından önce, özellikle 2020 ve 2021'deki askeri darbeleri ve ardından iktidara gelen cunta yönetimini eleştiren yayınlarıyla dikkat çekmişti. Bathily, yönetimin insan hakları ihlallerini ve demokratik eksikliklerini sık sık gündeme getirmişti. Rokia Doumbia ise kadın hakları ve toplumsal cinsiyet eşitliği alanında yürüttüğü kampanyalarla tanınan bir aktivistti. İkili, geçtiğimiz yıl gözaltına alınmış ve uzun süredir tutuklu yargılanıyordu.
Savcılık, Bathily ve Doumbia'yı, cunta yönetimini devirmeyi amaçlayan bir komplo içinde yer almakla suçladı. Ancak savunma avukatları, suçlamaların asılsız olduğunu ve müvekkillerinin sadece ifade özgürlüğünü kullandıklarını savundu. Uluslararası Af Örgütü gibi insan hakları kuruluşları ise kararı 'adaletin bir kez daha siyasallaştığı' şeklinde yorumladı. Kararın temyiz yolu açık olmakla birlikte, gözlemciler sürecin bağımsız işlemediğine dair ciddi endişeler bulunduğunu belirtiyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu dava, Batı Afrika'da artan askeri yönetimlerin ve ifade özgürlüğüne yönelik kısıtlamaların bir örneği olarak öne çıkıyor. Son yıllarda Mali'nin yanı sıra Burkina Faso ve Nijer'de de askeri darbeler yaşanmış ve bu ülkelerde sivil toplum ve medya üzerindeki baskı artmıştı. Özellikle Mali'de cunta yönetimi, Fransız karşıtı söylemleri ve Rusya ile yakınlaşmasıyla uluslararası toplumun tepkisini çekiyor. Bu tür mahkumiyetler, ülkenin iç istikrarını sağlamak yerine muhalefeti sindirmeye yönelik bir politika izlendiği izlenimini güçlendiriyor. Uluslararası kuruluşlar, Mali'deki insan hakları durumunun hızla kötüleştiğini ve bu tür kararların ülkenin uluslararası itibarına zarar verdiğini vurguluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Afrika'da artan askeri yönetimler ve ifade özgürlüğü kısıtlamaları, Türkiye'nin bölgeye yönelik dış politikasını yakından ilgilendiriyor. Türkiye, son yıllarda Sahra Altı Afrika'da ekonomik ve diplomatik etkisini artırırken, bu ülkelerdeki siyasi istikrarsızlık Ankara'nın bölgedeki yatırımlarını ve iş birliklerini etkileyebilir. Türkiye'nin, Mali'deki mevcut yönetimle ilişkilerini sürdürürken, insan hakları ve demokrasi konularında ilkeli bir duruş sergilemesi, hem uluslararası meşruiyet hem de uzun vadeli bölgesel istikrar açısından önem taşıyor. Bu tür davalar, Türk dış politikasında Afrika'ya yönelik angajmanın yeniden değerlendirilmesini gerektirebilir.