Malezya Dışişleri Bakanı Mohamad Hasan, ülkesinin sınır aşan pus sorununu yaklaşan ASEAN toplantısında gündeme getireceğini ve mevcut ASEAN afet mekanizmalarının bu sorunu kapsamadığını belirtti. Hasan, yaptığı açıklamada, “Doğal afetler için zaten bir ASEAN mekanizmamız var ancak pus, doğal afet olarak sınıflandırılmadığı için bu mekanizma kapsamında değil” dedi. Malezya'nın bu girişimi, bölgede yıllardır devam eden ve özellikle kuraklık dönemlerinde komşu ülkelerdeki orman yangınlarından kaynaklanan duman kirliliğine karşı daha etkili bir bölgesel işbirliği arayışının parçası.
Sınır Aşan Pus Sorununun Arka Planı
Sınır aşan pus, Güneydoğu Asya'da özellikle Endonezya'nın Sumatra ve Kalimantan adalarındaki orman ve turba yangınlarından kaynaklanan dumanın Malezya, Singapur ve zaman zaman Tayland gibi komşu ülkelere taşınmasıyla oluşan bir çevre ve sağlık sorunu. Kuru sezonlarda tarımsal amaçlı arazi açma yöntemleri nedeniyle ortaya çıkan yangınlar, geniş bölgelerde hava kalitesini ciddi şekilde düşürerek solunum yolu hastalıklarında artışa, okulların kapanmasına ve ekonomik kayıplara yol açıyor. Malezya, bu sorunla mücadelede uzun süredir ikili ve çok taraflı görüşmeler yürütüyor ancak kalıcı bir çözüm sağlanamadı.
ASEAN bünyesinde 2002 yılında imzalanan Sınır Aşan Pus Kirliliği Anlaşması (AATHP) bulunuyor olsa da, bu anlaşmanın uygulanması ve yaptırım mekanizmaları zayıf kaldı. Malezya, şimdi bu sorunu daha geniş bir afet yönetimi çerçevesine taşıyarak ASEAN'ın acil müdahale ve dayanışma mekanizmalarından yararlanmayı hedefliyor. Dışişleri Bakanı Hasan'ın açıklaması, mevcut afet mekanizmalarının pusu kapsamadığını vurgulayarak, bu boşluğun doldurulması gerektiğine işaret ediyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Güneydoğu Asya'da sınır aşan pus, sadece çevresel bir sorun değil aynı zamanda diplomatik bir mesele. Endonezya, Malezya ve Singapur arasında zaman zaman gerginliklere yol açan bu sorun, bölgesel işbirliğinin sınanmasına neden oluyor. ASEAN'ın temel ilkelerinden biri olan içişlerine karışmama ilkesi, üye ülkelerin bu tür sorunlarda ortak hareket etmesini zorlaştırıyor. Malezya'nın girişimi, bu ilkenin sınırlarını zorlayarak daha etkili bir bölgesel yönetişim modeli oluşturma çabası olarak değerlendirilebilir.
Küresel ölçekte ise iklim değişikliği, orman yangınlarının sıklığını ve yoğunluğunu artırıyor. El Niño gibi iklim olayları, kuraklık dönemlerini uzatarak pus sorununu daha da kritik hale getiriyor. Bu bağlamda Malezya'nın ASEAN'da başlattığı girişim, iklim değişikliğinin sınır aşan etkilerine karşı bölgesel bir dayanışma örneği olarak da görülebilir. Ancak, ASEAN'ın karar alma süreçlerindeki yavaşlık ve üye ülkeler arasındaki farklı öncelikler, somut bir mekanizma oluşturulmasını geciktirebilir.
Malezya'nın önerisi, ASEAN Afet Yönetimi ve Acil Durum Müdahale Anlaşması (AADMER) kapsamına pusun da dahil edilmesi yönünde. Bu, pus olaylarında bölgesel yardım ve müdahale imkanlarının devreye girmesini sağlayabilir. Ancak böyle bir değişiklik, tüm üye ülkelerin onayını gerektiriyor ve özellikle yangın kaynağı ülkelerin egemenlik hassasiyetleri nedeniyle kolay olmayacak. Yine de Malezya'nın bu adımı, sorunun çözümü için siyasi iradeyi test edecek.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Güneydoğu Asya'daki sınır aşan pus sorununa doğrudan taraf değil; ancak bu gelişme, Türkiye'nin son yıllarda yoğunlaştırdığı Asya-Pasifik açılımı ve çok taraflı platformlardaki etkinliği açısından dolaylı bir önem taşıyor. Malezya'nın ASEAN içinde afet yönetimi mekanizmalarını genişletme çabası, Türkiye'nin de üyesi olduğu uluslararası afet işbirliği ağlarında (örneğin İslam İşbirliği Teşkilatı ve BM çerçeveleri) benzer tartışmaları gündeme getirebilir. Ayrıca Türkiye, insani yardım ve afet yönetimi alanındaki deneyimini bölgesel ortaklıklarda kullanabilir. Küresel iklim değişikliğinin sınır aşan etkileri, Türkiye'nin de karşılaştığı orman yangınları ve hava kirliliği sorunlarıyla paralellik gösteriyor. Bu nedenle Malezya'nın girişimi, dolaylı olarak Türkiye'nin çevre diplomasisi ve afet dayanışması politikalarına ışık tutabilir.