Malezya hükümeti, ülkede kayıtlı yaklaşık 5 bin Rohingyalı mültecinin, Myanmar'a geri gönderilmesi halinde yaşamlarının tehlikeye girebileceğini belirterek, bu kişilerin zorla iade edilmeyeceğini duyurdu. Yetkililer, mültecilerin durumunu tek tek değerlendiren kapsamlı bir tarama süreci başlattı. İnsan hakları örgütleri ise, Myanmar'da Rohingyalılara yönelik ayrımcılık ve şiddetin sürdüğünü, bu nedenle geri dönüşlerin güvenli olmadığını vurguluyor. Karar, uluslararası toplumda insani kriterlerin ön planda tutulduğu bir adım olarak değerlendiriliyor.
Gelişmenin Arka Planı
Malezya İçişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, ülkede geçici koruma statüsüyle bulunan Rohingyalıların, Myanmar'daki güvenlik koşulları düzelmeden ve gönüllü geri dönüş için uygun ortam sağlanmadan sınır dışı edilmeyeceği ifade edildi. Bakanlık sözcüsü, "Uluslararası hukuk ve insani değerler gereği, hiçbir mülteciyi zorla geri göndermiyoruz. Mevcut tarama sürecimiz, bireysel başvuruları inceleyerek güvenlik endişelerini tespit etmeyi amaçlıyor" dedi.
Tarama süreci, Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (BMMYK) ile iş birliği içinde yürütülüyor. Yetkililer, mültecilerin kimlik bilgilerini, Myanmar'daki durumlarını ve potansiyel riskleri değerlendiriyor. Hak savunucuları, Malezya'nın bu tutumunu olumlu karşılarken, sürecin şeffaf ve hızlı ilerlemesi gerektiğini belirtiyor. Öte yandan, Malezya'nın uzun süredir Rohingyalıların yoğun olarak yaşadığı ülkelerden biri olması, konunun hassasiyetini artırıyor.
Rohingyalılar, Myanmar'ın Rakhine eyaletinde on yıllardır sistematik ayrımcılık ve şiddete maruz kalıyor. 2017'de ordu tarafından başlatılan operasyonlardan kaçan yüz binlerce Rohingyalı, Bangladeş ve Malezya gibi komşu ülkelere sığındı. Myanmar hükümeti, geri dönüş için güvenli koşulların sağlandığını iddia etse de, uluslararası kuruluşlar bu iddiaları yetersiz buluyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Malezya'nın bu kararı, Güneydoğu Asya ülkelerinin mülteci politikaları açısından önemli bir örnek teşkil ediyor. Bölgede çoğu ülke, Birleşmiş Milletler Mülteci Sözleşmesi'ne taraf değil ve mültecilere yönelik tutumları genellikle sert. Malezya'nın insani kriterleri gözetmesi, uluslararası toplumda takdirle karşılanıyor. Ancak ülkenin, mültecilere yönelik uzun vadeli bir entegrasyon politikası bulunmadığı da eleştiriliyor.
BM ve insan hakları örgütleri, Myanmar'daki durumun hâlâ tehlikeli olduğunu ve Rohingyalıların geri dönmesinin güvenli olmadığını defalarca dile getirmişti. Uluslararası Adalet Divanı'nda Myanmar aleyhine açılan soykırım davası da sürüyor. Bu bağlamda, Malezya'nın adımı, mülteci haklarının korunması yönünde uluslararası hukuka uygun bir davranış olarak öne çıkıyor. Bangladeş'teki kamplarda yaşayan yaklaşık bir milyon Rohingyalı için de kalıcı çözümler aranmaya devam ediyor.
Bölgesel istikrar açısından, mülteci krizinin yönetimi, ülkeler arası iş birliğini zorunlu kılıyor. Malezya'nın tutumu, komşu ülkeler üzerinde de baskı oluşturabilir. Özellikle Tayland ve Endonezya'nın da benzer insani politikalar benimsemesi bekleniyor. Ancak bu ülkelerin ekonomik ve siyasi dinamikleri, mülteci kabulünü zorlaştırıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Malezya'nın Rohingyalılara yönelik bu insani tutumu, Türkiye'nin uzun süredir savunduğu mülteci hakları politikalarıyla örtüşüyor. Türkiye, Rohingyalılar için Bangladeş'teki kamplara insani yardım ulaştıran ve uluslararası platformlarda haklarını savunan ülkelerden biri. Bu gelişme, Türkiye'nin insani diplomasi anlayışını destekler nitelikte. Ayrıca, Türkiye'nin ev sahipliği yaptığı mülteci nüfusunun büyüklüğü düşünüldüğünde, mültecilerin korunmasına yönelik uluslararası normların güçlenmesi, Ankara'nın da lehine bir durum. Türkiye'nin Birleşmiş Milletler nezdinde mülteci krizine yönelik çözüm arayışları, bu tür kararlarla uyumlu bir seyir izliyor.