Kuala Lumpur merkezli Uluslararası İslam Üniversitesi (IIUM), tarihçilerin sert eleştirilerine neden olan ve sosyal medyada büyük yankı uyandıran tartışmalı bir akademisyenin görevine son verdi. Üniversite yönetimi, Pazar günü yaptığı yazılı açıklamada, akademisyenin eski Malay uygarlığına ilişkin 'Malayların uçabildiği' ve 'Çinlilere uçan kung fu öğrettikleri' gibi iddialarının kurumun resmi görüşünü yansıtmadığını ve bu tür söylemlerin bilimsel temelden yoksun olduğunu bildirdi. Açıklamada, üniversitenin akademik dürüstlük ve bilimsel yöntemlere bağlılığının altı çizilerek, bu tür iddiaların kurumun itibarına zarar verdiği kaydedildi. Üniversite yetkilileri, süreç hakkında detaylı bilgi vermezken, akademisyenin ismi resmi olarak açıklanmadı; ancak yerel medya, olayın, sosyal medyada 'Malaylar uçabilir' başlığıyla viral olan bir yazının ardından geldiğini belirtti.
Tartışmalı İddialar ve Tepkiler
Söz konusu akademisyen, geçtiğimiz haftalarda kaleme aldığı ve kısa sürede sosyal medyada yayılan yazısında, eski Malay uygarlığının insanlarının uçma yeteneğine sahip olduğunu ve bu yeteneğin Çinlilere 'uçan kung fu' olarak aktarıldığını öne sürmüştü. Bu iddialar, özellikle tarihçiler ve arkeologlar tarafından büyük bir alayla karşılandı. Ulusal Üniversite Singapur'dan tarihçi Prof. Dr. Ahmad Murad Merican, 'Bu tür iddialar bilimsel tarih yazımıyla bağdaşmaz; geçmişimize dair spekülatif ve kanıtsız iddialar, hem akademik dünyayı hem de toplumu yanıltmaktadır' şeklinde değerlendirmede bulundu. Malezya Tarih Derneği de yazılı bir açıklama yaparak, 'Tarih, belgeler ve arkeolojik bulgular üzerine inşa edilir; bu tür asılsız söylemler, ülkenin kültürel mirasını gülünç duruma düşürmektedir' ifadelerini kullandı.
Üniversite yönetiminin aldığı karar, akademik dünyada farklı şekillerde yorumlandı. Bazı akademisyenler, üniversitenin hızlı tepki vermesini 'akademik özgürlüğün bastırılması' olarak nitelendirirken, çoğunluk bu adımı 'kurumsal itibarın korunması' açısından olumlu karşıladı. Eski Eğitim Bakanı ve şu anda parlamenter olan Dr. Maszlee Malik, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, 'Bilimsel bilgi, ulusal kimliğimizin temelidir; ancak bu kimlik, gerçeklere dayanmalıdır. Üniversitenin kararını destekliyorum' dedi.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu olay yalnızca Malezya'yı değil, Güneydoğu Asya genelinde tarih yazımı ve milli kimlik inşası tartışmalarını da gündeme taşıdı. Bölgede bazı çevreler, sömürgecilik sonrası ulusal kimlik arayışında tarihsel anlatıların abartılmasına sıkça başvuruyor. Endonezya'da da benzer iddialar zaman zaman su yüzüne çıkıyor; örneğin, bazı gruplar 'Nusantara'nın dünyanın en eski uygarlığı olduğunu' öne sürüyor. Ancak akademisyenler, bu tür söylemlerin tarihsel gerçekleri çarpıtmanın yanı sıra, ülkeler arası kültürel ilişkilere de zarar verebileceği konusunda uyarıyor.
Öte yandan, 'uçan kung fu' iddiası, Çin ile Malezya arasındaki kültürel diplomasi bağlamında da hassas bir konuya işaret ediyor. Çin, bölgede artan nüfuzuna karşılık, kültürel miras konularında zaman zaman tepkisel davranabiliyor. Malezya'daki bu olay, iki ülke arasındaki tarihsel ve kültürel etkileşimlerin bilimsel çerçevede ele alınması gerektiğini bir kez daha gösterdi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin akademik özgürlük ve bilimsel yöntem tartışmalarına ışık tutabilecek nitelikte. Türkiye'de de zaman zaman tarihsel iddiaların abartılarak gündeme getirildiği biliniyor; ancak bu tür söylemlerin üniversitelerde kurumsal meşruiyet kazanması, bilimsel itibar açısından risk oluşturabiliyor. Malezya üniversitesinin aldığı karar, Türk akademik kurumlarına, bilim dışı iddialara karşı net duruş sergileme açısından örnek teşkil edebilir. Ayrıca, Türkiye'nin gelişmekte olan ülkelerdeki akademik etkisi göz önünde bulundurulduğunda, bilimsel dürüstlük ilkelerinin korunması, ülkenin uluslararası itibarına katkı sağlayacaktır.