Malezya, Endonezya'da tekrarlayan orman yangınları ve bunun sonucu oluşan sise karşı harekete geçme baskısıyla karşı karşıya. Perşembe günü Malezya hükümeti, ülke genelinde okulları kapatma kararı alırken, Endonezya'da iddia edilen orman yangınlarıyla bağlantılı Malezyalı şirketlere yönelik soruşturma çağrıları yükseliyor. Yıllardır süren bölgesel çabalara rağmen sorunun çözülememesi, Kuala Lumpur yönetimini zor durumda bırakıyor.
Gelişmenin Arka Planı
Malezya, sınır ötesi şirketlerinin Endonezya'daki faaliyetlerinden kaynaklanan yangınlarla bağlantılı olduğu iddialarına karşı savunma yaparken, bu durum ülke içinde de tartışmalara yol açtı. Malezya Çevre Bakanlığı, geçmişte benzer durumlarda şirketlere yaptırım uygulama yetkisini kullanmış olsa da, bu kez somut delil eksikliği nedeniyle adım atmakta isteksiz. Endonezya hükümeti ise Malezyalı şirketlerin palm yağı plantasyonlarında kasten ateşe verdiklerini öne sürerek, ASEAN çerçevesinde çözüm arıyor. Bölgede 2015'ten bu yana en kötü sis dalgasının yaşandığı belirtiliyor; okulların kapatılması milyonlarca öğrenciyi etkiledi.
Uzmanlar, sorunun temelinde yasal boşluklar ve sınır aşırı şirket sorumluluğunun net olmamasının yattığını vurguluyor. Malezya'nın Endonezya ile 2014'te imzaladığı sınır aşırı sis anlaşması, etkin uygulanmadığı için eleştiriliyor. Malezya Sivil Toplum Kuruluşları, hükümete şirketlerin denetlenmesi için bağımsız bir komisyon kurulması çağrısı yapıyor. Öte yandan, yangınların çoğunun küçük çiftçiler tarafından arazi açma amacıyla çıkarıldığı, büyük şirketlerin ise dolaylı olarak sorumlu olduğu belirtiliyor.
Malezya'nın okulları kapatma kararı, ülkedeki hava kalitesi endeksinin tehlikeli seviyeye ulaşması üzerine alındı. Başkent Kuala Lumpur ve çevresinde görüş mesafesi 500 metreye kadar düştü, uçuşlarda gecikmeler yaşandı. Sağlık Bakanlığı, solunum rahatsızlıkları nedeniyle hastane başvurularının arttığını açıkladı. Hükümet, vatandaşlara maske takmaları ve açık havada bulunmamaları uyarısında bulundu.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Endonezya, Malezya ve Singapur arasında 2014'te imzalanan Sınır Aşırı Sis Kirliliği Anlaşması, tarafların yangınları önleme ve bilgi paylaşımı yükümlülüklerini içeriyor. Ancak anlaşmanın yaptırım gücü bulunmuyor ve şirketlerin sorumluluğunu tespit etmek zor. Endonezya, 2019'da Malezyalı şirketlere iddialar karşısında yasal işlem başlatmış, ancak davalar sonuçsuz kalmıştı. Bölgesel kuruluş ASEAN, sorunu çözmek için ortak bir mekanizma geliştiremedi. Uluslararası Çevre Örgütleri, palm yağı endüstrisinin ormansızlaşmadaki rolüne dikkat çekerek, tüketici ülkelerin de sorumluluk alması gerektiğini belirtiyor.
Küresel iklim değişikliği, bölgedeki kuraklık dönemlerini uzatarak yangın riskini artırıyor. Bilim insanları, El Nino etkisinin bu yıl daha güçlü olduğunu ve yağışların azaldığını vurguluyor. Malezya ve Endonezya, sera gazı emisyonlarını azaltma taahhütleri kapsamında orman koruma projeleri yürütse de, uygulamada sorunlar devam ediyor. Avrupa Birliği, palm yağı ithalatında çevre standartları getirerek, bu tür yangınların önlenmesine katkı sağlamayı amaçlıyor. Ancak Malezya, bu düzenlemeleri ticaret engeli olarak görüyor.
Ekonomik açıdan, sis nedeniyle Malezya'da tarım, turizm ve ulaşım sektörleri zarar görüyor. Palm yağı üretimi ve ihracatı da olumsuz etkileniyor. Malezya hükümeti, şirketlerine yönelik baskıyı artırırsa, Endonezya ile ticari ilişkiler gerilebilir. Öte yandan, halk sağlığı ve çevre koruma talepleri yükseliyor. Kamuoyu, hükümetin daha sert önlemler almasını bekliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Malezya ve Endonezya'daki sis krizi, doğrudan Türkiye'yi etkilemese de, küresel çevre yönetişimi ve sürdürülebilir kalkınma açısından dersler içeriyor. Türkiye, benzer sınır aşırı çevre sorunlarında (örneğin, komşu ülkelerdeki yangınlar) işbirliği mekanizmalarını güçlendirmeli. Ayrıca, Türkiye'nin palm yağı ithalatı ve biyoyakıt politikaları, bu tür çevresel tahribatı dolaylı olarak destekleyebilir. Türk dış politikası, ASEAN ile ilişkilerini geliştirirken, çevre ve iklim konularını gündeme taşımalı. Bölgesel istikrar ve ticaret yollarının güvenliği, Türkiye'nin Asya açılımı için önem taşıyor.