Malezya, Batılı kurumların onlarca yıldır sürdürdüğü araştırma üstünlüğüne karşı, Asya kıtasını kapsayan yeni bir araştırma koridoru kurmaya hazırlanıyor. Bu hamle, Çin’in bilim ve teknoloji alanındaki hızlı yükselişine bölgesel bir yanıt olarak öne çıkıyor. Malezya’nın önde gelen bilim insanları, son 20 yılda küresel araştırma merkezinin doğuya kaydığını belirtiyor.
Araştırma Merkezi Doğuya Kayıyor
Malezya Bilim Üniversitesi’nde (USM) görev yapan kimya mühendisi Ahmad Zuhairi Abdullah, 22 yıl önce üniversiteye katıldığında küresel araştırma altyapısından yüksek etkili yayınlara ve en büyük buluşlara kadar her alanda Batılı kurumların egemen olduğunu hatırlıyor. Abdullah, o dönemde Asya’nın bilimsel üretimde yalnızca takipçi konumunda olduğunu vurguluyor.
Ancak iki yirmi yıl sonra tablo tamamen değişti. Abdullah’a göre artık ağırlık merkezi doğuya kaymış durumda. Çin, Japonya, Güney Kore ve Singapur gibi ülkeler, araştırma ve geliştirme yatırımlarını artırarak Batı’nın tarihsel üstünlüğüne meydan okuyor. Malezya da bu dönüşümde pasif bir izleyici olmak yerine, bölgesel bir araştırma koridoru kurarak aktif bir oyuncu olmayı hedefliyor.
Yeni araştırma koridoru, Malezya’nın ev sahipliğinde Asya’daki üniversiteler, araştırma merkezleri ve teknoloji şirketleri arasında işbirliğini derinleştirmeyi amaçlıyor. Proje kapsamında ortak laboratuvarlar, değişim programları ve yapay zeka, yenilenebilir enerji, biyoteknoloji gibi stratejik alanlarda ortak araştırma fonları oluşturulması planlanıyor. Böylece Asya’nın bilimsel bağımsızlığının güçlendirilmesi ve Batı’ya olan bağımlılığın azaltılması hedefleniyor.
Çin’in Yükselişi ve Bölgesel Denge
Malezya’nın bu girişimi, Çin’in son yirmi yılda bilim ve teknoloji alanında kaydettiği olağanüstü ilerlemenin doğrudan bir sonucu. Çin, Ar-Ge harcamalarını her yıl artırarak dünyanın en büyük ikinci araştırma fonuna sahip ülke haline geldi. Yapay zeka, kuantum hesaplama ve uzay teknolojileri gibi kritik alanlarda Batı’ya rakip olmaya başladı. Bu durum, bölgedeki diğer ülkeleri de harekete geçiriyor.
Malezya, Çin’in yükselişini bir tehdit olarak görmek yerine, bu dalgayı kendi lehine çevirmeyi amaçlıyor. Ülke, hem Çin ile hem de Batılı ülkelerle dengeli ilişkiler kurarak bilimsel işbirliğini çeşitlendirmek istiyor. Malezyalı bilim insanları, yeni koridorun yalnızca Çin’e bağımlı olmayacağını, Japonya, Güney Kore, Hindistan ve Avustralya gibi ülkeleri de kapsayacağını belirtiyor. Böylece Asya içi işbirliği güçlenirken, Batı’nın teknoloji tekeli kırılacak.
Uzmanlar, bu tür bir koridorun bölgesel Ar-Ge kapasitesini artıracağını ve beyin göçünü tersine çevirebileceğini öngörüyor. Malezya, Singapur ve Endonezya gibi ülkelerden Batı’ya giden araştırmacıların geri dönmesi için cazip ortamlar oluşturmayı planlıyor. Ayrıca, ortak patent başvuruları ve ticari Ar-Ge projeleriyle bölgesel ekonomik büyümeye katkı sağlanması hedefleniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Malezya öncülüğünde kurulacak Asya araştırma koridoru, Türkiye için stratejik bir fırsat penceresi sunuyor. Türkiye, son yıllarda Asya’ya açılım politikası kapsamında bölgesel işbirliklerini güçlendirmeye çalışıyor. Bu koridor, Türk üniversiteleri ve teknoloji şirketleri için ortak araştırma projeleri, yapay zeka ve yenilenebilir enerji gibi alanlarda işbirliği imkanı yaratabilir. Ayrıca, Türkiye’nin Asya-Pasifik’teki bilimsel diplomasi ağını genişletmesine katkı sağlar. Ancak, projenin Çin merkezli bir eksene kayması durumunda, Türkiye’nin Batı ile ilişkilerini dengeleme ihtiyacı doğabilir. Yine de çok kutuplu bir bilim ekosistemi, Türkiye gibi orta ölçekli güçler için jeopolitik esneklik anlamına geliyor.