Malezya, büyük güçlere uluslararası hukuku "tutarlı ve seçici olmayan" bir şekilde uygulama çağrısında bulundu. Savunma Bakanı Khaled Nordin'in Pazartesi günü 37. Uluslararası Askeri Hukuk Sempozyumu'nda yaptığı bu açıklama, Asya-Pasifik bölgesinde büyük güçlerin kuralları yalnızca kendi çıkarlarına uygun olduğunda hatırlama eğilimine karşı artan huzursuzluğun bir göstergesi olarak yorumlanıyor. Bakan, uluslararası hukukun güçlü devletler tarafından sadece kendilerine avantaj sağladığında uygulanmasının, küçük devletler nezdinde güven erozyonuna yol açtığını ve bu durumun bölgesel istikrarı tehdit ettiğini vurguladı.
Gelişmenin arka planı
Khaled Nordin, Kuala Lumpur'da düzenlenen sempozyumun açılış konuşmasında, "Uluslararası hukukun ruhuna bağlı kalınmalı; kurallar, güçlülerin iradesine göre değil, herkes için eşit şekilde uygulanmalıdır" ifadelerini kullandı. Malezya'nın bu çağrısı, özellikle Güney Çin Denizi'ndeki toprak anlaşmazlıkları bağlamında dikkat çekiyor. Malezya, bu denizde Çin'in tek taraflı iddialarına karşı kendi kıta sahanlığını savunmakta ve uluslararası hukuk kurallarının, özellikle Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi'nin (UNCLOS), tüm taraflar için bağlayıcılığını sürekli dile getirmektedir.
Malezya'nın bu tutumu, yalnızca Çin'e yönelik değil, aynı zamanda ABD gibi büyük güçlerin de uluslararası hukuku kendi çıkarları doğrultusunda yorumlayabilmesine karşı bir duruş olarak değerlendiriliyor. Bakan Nordin, "Bugün birini suçlayan, yarın aynı kuralın kendisine uygulanmasına karşı çıkabilir; bu tutarsızlık, sistemin meşruiyetini zedeler" diyerek, büyük güçlerin kuralları yalnızca lehlerine olduğunda savunmalarının, küçük devletlerin uluslararası hukuka olan güvenini sarstığını belirtti.
Sempozyumun ana teması, çatışma bölgelerinde insancıl hukukun uygulanması ve askeri operasyonlarda hukukun üstünlüğünün sağlanmasıydı. Malezya'nın bu çağrısı, bölgesel güvenlik mimarisinde söz sahibi olmaya çalışan Güneydoğu Asya ülkelerinin, büyük güçlerin rekabeti karşısında artan endişelerini yansıtıyor. Askeri hukuk uzmanları, bu tür çağrıların sembolik olmaktan öte, bölgesel iş birliklerinin hukuki altyapısını güçlendirmeye yönelik somut adımlarla desteklenmesi gerektiğine işaret ediyor.
Bölgesel veya küresel boyut
Malezya'nın bu çıkışı, Asya-Pasifik'te artan stratejik rekabetin ortasında, bölge ülkelerinin büyük güçlere yönelik "tarafsızlık" beklentisini öne çıkarıyor. Güneydoğu Asya Ülkeleri Birliği (ASEAN) üyeleri, Çin ile ABD arasındaki gerilimde denge kurmaya çalışırken, uluslararası hukukun "seçici" işletilmesi, özellikle Güney Çin Denizi'nde askeri gerilimlerin artmasına zemin hazırlıyor. Bölgedeki diğer ülkeler de benzer endişeleri dile getiriyor; örneğin Filipinler, Çin'in iddialarına karşı uluslararası tahkimi işletmiş ancak Pekin'in kararları tanımaması nedeniyle hayal kırıklığı yaşamıştı.
Malezya'nın bu tutumu, aynı zamanda küresel güç dengesindeki değişime de işaret ediyor. Rusya'nın Ukrayna'yı işgali, uluslararası hukuk kurallarının büyük güçlerce çiğnenebileceğini gösterirken, bu durum küçük devletlerin güvenlik endişelerini artırıyor. Malezya'nın çağrısı, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde daimi üye veto yetkisinin adaletsizliğine dair tartışmalara da dolaylı gönderme yapıyor. Bakan Nordin, konuşmasında bu konuya doğrudan girmese de, "kurallara dayalı düzen" söyleminin sadece güçlülerin değil, tüm ülkelerin ortak çıkarına olduğunu vurguladı.
Uzmanlar, Malezya'nın bu açıklamasının, bölgede Çin'in artan deniz ihlallerine karşı başlatılan diplomatik savunmaların bir parçası olduğunu belirtiyor. Malezya, geçtiğimiz yıllarda kendi kıyı sularında Çin sahil güvenlik gemilerinin ve balıkçı teknelerinin faaliyetlerini yakından izlemekte; bu durum, ülkenin savunma harcamalarını artırmasına ve deniz güvenliği iş birliklerini geliştirmesine yol açıyor. Ayrıca, Malezya'nın bu tutumu, bölgedeki diğer küçük devletler için de örnek teşkil edebilir; zira küçük devletler, uluslararası hukukun koruyucu şemsiyesi altında egemenliklerini güvence altına almaya çalışıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Malezya'nın uluslararası hukukun eşit uygulanması yönündeki çağrısı, Türkiye'nin de uzun süredir dile getirdiği "dünyanın daha adil bir düzene" ihtiyacı olduğu tezini destekliyor. Türkiye, Kıbrıs, Ege ve Doğu Akdeniz'de yaşadığı sorunlarda uluslararası hukukun seçici uygulanmasına karşı sıklıkla eleştiri getiriyor; bu bağlamda Malezya'nın tutumu Ankara'nın yaklaşımıyla örtüşüyor. Öte yandan, Türkiye, Güney Çin Denizi'ndeki anlaşmazlıklarda taraf değil, ancak bölgedeki deniz ticaret yollarının güvenliği Türkiye'nin ekonomik çıkarları açısından önem arz ediyor. Bu nedenle, Malezya'nın çağrısı, Türkiye'nin çok kutuplu dünya düzeni savunusunu güçlendiren bir gelişme olarak görülebilir.