Malezya hükümeti, 16 yaşından küçük çocukların sosyal medya kullanımını yasaklayan bir yasa tasarısını onaylamaya hazırlanıyor. İletişim ve Dijital Bakanlık tarafından hazırlanan düzenleme, çocukları siber zorbalık, çevrimiçi istismar ve zararlı içeriklerden korumak için ‘önleyici bir adım’ olarak tanıtıldı. Ancak yasa, henüz yürürlüğe girmeden uygulanabilirliği ve bireysel mahremiyet üzerindeki etkileri nedeniyle yoğun tartışmalara yol açtı. Başbakan Enver İbrahim’in reform vaatleriyle iktidara geldiği ülkede, bu tür bir kısıtlamanın ifade özgürlüğünü ve dijital hakları zedelemesinden endişe ediliyor.
Yasanın arka planı ve hedefleri
Malezya, Güneydoğu Asya’da dijitalleşme oranı yüksek ülkelerden biri. Nüfusun yaklaşık yüzde 90’ı internet kullanıcısı ve sosyal medya platformları özellikle gençler arasında yaygın. Resmi verilere göre, 10-15 yaş arasındaki çocukların yüzde 70’inden fazlası aktif olarak en az bir sosyal medya hesabı kullanıyor. Hükümet, bu oranın beraberinde getirdiği riskleri azaltmak için 2023’te başlattığı Dijital Güvenlik Stratejisi çerçevesinde yasağı gündeme aldı. Yasa kapsamında, platformların 16 yaş altı kullanıcıları tespit ederek hesaplarını askıya alması veya ebeveyn onayı gerektirmesi zorunlu hale getirilecek. Ayrıca, kullanıcıların yaş doğrulaması için kimlik bilgilerini paylaşmasını şart koşan bir sistem öngörülüyor.
Ancak uzmanlar, bu tür bir doğrulama mekanizmasının teknik olarak ne kadar etkili olacağını sorguluyor. Birçok platformda sahte yaş bilgisi vermek mümkün; Malezya’da da çocukların ebeveynlerinin hesaplarını kullanarak yasağı aşması bekleniyor. Ayrıca, biyometrik veri veya resmi kimlik fotokopisi istemenin, veri ihlalleri ve kimlik hırsızlığı riskini artıracağı belirtiliyor.
Mahremiyet tartışmaları ve uluslararası boyut
Yasa tasarısına en sert tepki, sivil toplum kuruluşları ve insan hakları gruplarından geldi. “Sınır Tanımayan Gazeteciler” örgütü, yasanın ifade özgürlüğünü kısıtlamak için kullanılabileceğini savunuyor. Malezya’da İslami muhafazakâr grupların ve hükümet yanlısı aktivistlerin, kadın hakları veya LGBTQ+ gibi konuları tartışan hesapları “zararlı içerik” olarak raporlaması yaygın bir uygulama. Eleştirmenler, yasanın bu eğilimi daha da güçlendireceğini ve asıl hedefin çocuklar değil, siyasi muhalefet olduğunu iddia ediyor. Öte yandan, yasa Facebook, TikTok ve Instagram gibi platformlara ek uyum maliyetleri getirecek. Meta ve ByteDance yetkilileri, özel bir yaş doğrulama sistemi geliştirmek için Malezya hükümetiyle müzakere halinde olduklarını duyurdu ancak detaylı bir açıklama yapmadı. Avrupa Birliği’nin Genel Veri Koruma Yönetmeliği (GDPR) ile uyumlu olmayan bu sistemin, uluslararası veri akışını da etkileyebileceği kaydediliyor. Bölgede Endonezya ve Filipinler de benzer yasaları tartışıyor; Malezya’nınki tüm ASEAN ülkelerine örnek teşkil edebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Malezya’nın sosyal medya yasağı, Türkiye’nin çocukları koruma politikalarıyla benzer bir korumacı yaklaşımı yansıtıyor. Ancak Türkiye’de 2018’de çıkarılan ve sosyal ağ sağlayıcılarına veri yerelleştirme zorunluluğu getiren yasa, bu tür bir yaş sınırlamasından farklı olarak daha çok veri güvenliğine odaklanıyor. Malezya örneği, Türkiye’de ebeveyn onayı veya yaş doğrulama sistemleri konusunda yeni düzenlemeleri tetikleyebilir. Ayrıca, Türkiye’nin Güneydoğu Asya ile artan ticari ve diplomatik ilişkileri kapsamında, bu yasanın akıllı telefon ve yazılım ihracatına etkisi göz önüne alınmalı. Türk şirketlerin bölgede çocuk güvenliği yazılımları sunması veya mevzuata uyum çözümleri geliştirmesi mümkün. Öte yandan, ifade özgürlüğü endişeleri, Türkiye’nin de sık sık gündeme gelen dijital haklar tartışmalarına benzer bir boyut kazandırabilir. Sonuç olarak, Malezya’nın bu adımı, Türkiye’nin dijital dönüşüm politikaları için bir referans noktası olarak izlenmeli.