Hint Okyanusu'ndaki ada ülkesi Maldivler, on yılı aşkın süredir askıda olan Güney Asya Bölgesel İşbirliği Teşkilatı'nın (SAARC) yeniden canlandırılması için diplomatik bir girişim başlattı. Ancak gözlemciler, bölgenin en güçlü iki ülkesi Hindistan ile Pakistan arasındaki derin güvensizlik nedeniyle bu çağrının karşılık bulmasının pek mümkün görünmediğini belirtiyor. Maldivler Devlet Başkanı Mohamed Muizzu'nun özellikle küçük ada devletlerinin iklim değişikliği ve ekonomik kırılganlık gibi ortak sorunlarla mücadelede bölgesel iş birliğinin önemine vurgu yaptığı öğrenildi.
SAARC'ın Dondurulmuş Süreci ve Yeniden Canlandırma Çabaları
1985 yılında kurulan SAARC, Güney Asya'da ekonomik ve sosyal iş birliğini teşvik etmek amacıyla oluşturulmuştu. Örgüt, Afganistan, Bangladeş, Bhutan, Hindistan, Maldivler, Nepal, Pakistan ve Sri Lanka olmak üzere sekiz üyeye sahip. Ancak 2016 yılında Hindistan, Pakistan'ın Keşmir'deki militan gruplara destek verdiği gerekçesiyle örgütün zirvesini boykot etmiş ve SAARC'ın faaliyetleri fiilen durmuştu. O tarihten bu yana örgütün herhangi bir zirvesi gerçekleştirilemedi ve bölgesel iş birliği mekanizmaları askıda kaldı.
Maldivler'in bu hamlesi, bölgesel kurumların yeniden canlandırılmasına yönelik son dönemde artan diplomatik çabaların bir parçası olarak değerlendiriliyor. Muizzu, özellikle küçük ada devletlerinin karşı karşıya olduğu iklim kaynaklı tehditlere ve ekonomik kırılganlıklara dikkat çekerek, SAARC çatısı altında ortak projelerin hayata geçirilebileceğini ifade etti. Ancak yeni Delhi ve İslamabad arasındaki gerginlik, örgütün en önemli karar mekanizması olan zirvelerin toplanmasını engelliyor. Uzmanlar, Hindistan'ın SAARC'ı Pakistan'ın etkisini artırdığı gerekçesiyle kısmen baypas ederek BIMSTEC gibi alternatif bölgesel oluşumlara öncelik verdiğini belirtiyor.
Hindistan-Pakistan Rekabeti Bölgesel İş Birliğini Nasıl Etkiliyor?
Hindistan ve Pakistan arasındaki köklü anlaşmazlıklar, SAARC gibi bölgesel kuruluşların en büyük engeli olmaya devam ediyor. İki ülke arasındaki Keşmir sorunu, terörle mücadele ve askeri gerilimler, iş birliğini her zaman gölgede bıraktı. Örneğin, 2019'da Hindistan Pulwama saldırısının ardından Pakistan'la ticaretini askıya almış, Pakistan da benzer şekilde misilleme yapmıştı. Bu durum, SAARC çerçevesinde planlanan bölgesel enerji ağları, serbest ticaret anlaşmaları ve bağlantı projelerinin hayata geçirilmesini engelliyor.
Uzmanlar, Maldivler'in çağrısının iyi niyetli olmakla birlikte, mevcut jeopolitik gerçeklikler göz önüne alındığında sonuç getirmesinin zor olduğunu ifade ediyor. Hindistan'ın, özellikle Çin'in bölgede artan etkisini dengelemek amacıyla SAARC'a alternatif olarak Güney Asya'da kendi öncülüğünde yeni iş birliği mekanizmaları geliştirdiğini hatırlatan analistler, bu nedenle SAARC'ın yakın zamanda toparlanmasının beklenmediğini vurguluyor. Pakistan ise SAARC'ın canlandırılmasını desteklediğini açıklasa da, Hindistan'ın tutum değiştirmesi durumunda masaya oturabileceğini ima ediyor. Ancak iki ülke arasındaki güven bunalımı, bu tür girişimlerin başarı şansını şimdilik düşürüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
SAARC'ın akıbeti, Türkiye'nin doğrudan dahil olduğu bir mesele olmasa da, Güney Asya'daki istikrar ve iş birliği dinamikleri küresel ticaret ve güvenlik açısından önem taşıyor. Türkiye, Pakistan ile güçlü tarihi ve stratejik bağlara sahipken, Hindistan ile de ekonomik ilişkilerini geliştirmeye çalışıyor. Bölgede olası bir iş birliği ortamı, Türkiye'nin Orta Asya ve Güney Asya arasındaki ticaret koridorlarında daha aktif rol almasına katkı sağlayabilir. Öte yandan, Hindistan-Pakistan hattındaki gerginliklerin sürmesi, Türkiye'nin bölgeye yönelik dış politika dengelerini de etkileyebilir. Ankara, bu tür bölgesel kuruluşların işlevsiz kalması yerine, diyaloğun devam etmesinden yana bir tutum sergilemektedir; ancak gelişmelerin doğrudan Türkiye'nin girişimleriyle şekillenmesi şu an için uzak görünüyor.