ABD, Çin'in Güney Çin Denizi'ndeki genişleyen toprak iddialarını çevre koruma gerekçesiyle gizleyerek 'şüpheli bahaneler' kullandığını açıkladı. Washington yönetimi, Pekin'in deniz çevresini koruma iddiasıyla bazı bölgelerde faaliyetlerini artırmasının aslında egemenlik iddialarını güçlendirme amacı taşıdığını savundu. ABD Dışişleri Bakanlığı'ndan bir sözcü, Çin'in bu yaklaşımının uluslararası hukuka aykırı olduğunu ve bölgede tansiyonu yükselttiğini ifade etti.
Gelişmenin Arka Planı
ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, yaptığı yazılı açıklamada, Çin'in Güney Çin Denizi'nde 'çevre koruma' kisvesi altında yürüttüğü faaliyetlerin 'şüpheli' gerekçelere dayandığını belirtti. Açıklamada, Çin'in çevre koruma adı altında kendi iddiasındaki bölgelerde askeri ve ekonomik varlığını artırdığı, bu durumun da Filipinler, Vietnam, Malezya gibi bölge ülkelerinin egemenlik haklarını ihlal ettiği kaydedildi.
Çin ise Güney Çin Denizi'ndeki tüm faaliyetlerinin uluslararası hukuka uygun olduğunu ve çevrenin korunmasına yönelik olduğunu savunuyor. Pekin yönetimi, özellikle çevre kirliliği ve deniz ekosisteminin bozulmasına karşı önlem almak amacıyla bazı bölgelerde balıkçılık faaliyetlerini düzenlediğini ve bilimsel araştırmalar yaptığını ifade ediyor. Ancak ABD ve bölge ülkeleri, Çin'in bu uygulamalarının aslında tartışmalı bölgelerdeki hakimiyetini pekiştirmeye yönelik olduğunu öne sürüyor.
Söz konusu açıklama, ABD Başkanı Yardımcısı Kamala Harris'in geçtiğimiz ay Filipinler'i ziyareti sırasında yaptığı konuşmanın ardından geldi. Harris, Filipinler'in Palawan adasını ziyaret ederek Güney Çin Denizi'nde uluslararası hukukun üstünlüğünü vurgulamıştı. Bu ziyaret, ABD'nin bölgedeki müttefiklerine verdiği desteğin bir işareti olarak yorumlanmıştı.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Güney Çin Denizi, dünya ticaretinin yaklaşık üçte birinin geçtiği stratejik bir suyolu olmasının yanı sıra zengin balık ve enerji kaynaklarına ev sahipliği yapıyor. Çin'in 2016 yılında uluslararası tahkim mahkemesinin kararına rağmen büyük bir kısmını hakimiyeti altına aldığı bu bölgede, dokuz çizgili hat olarak bilinen geniş bir sınır talebi bulunuyor. Bu durum, Çin ile Filipinler, Vietnam, Brunei, Malezya ve Tayvan arasında sürekli bir gerilim kaynağı oluşturuyor.
ABD'nin son açıklaması, iki süper güç arasında ticaret ve teknoloji alanındaki rekabetin denizlere de yansıdığını gösteriyor. Washington, Çin'in bölgedeki agresif tutumuna karşı koymak için müttefikleriyle ortak devriyeler düzenliyor ve askeri varlığını artırıyor. Bu durum, özellikle son aylarda artan askeri tatbikatlar ve savaş uçağı sortileriyle birlikte bölgede kaza riskini de beraberinde getiriyor. Uzmanlar, tansiyonun daha da yükselmesi halinde bunun küresel enerji fiyatları ve ticaret yolları üzerinde doğrudan etkili olabileceğine dikkat çekiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, doğrudan Türkiye'yi etkilemekten ziyade küresel jeopolitik dengelere etkisi açısından önem taşıyor. Güney Çin Denizi'ndeki tansiyonun artması, Asya-Pasifik bölgesindeki ticaret yollarının güvenliğini tehdit ederek küresel tedarik zincirlerini etkileyebilir. Türkiye, ihracatının önemli bir kısmını Asya'ya yaptığı için, bu durum dolaylı olarak ekonomisini etkileyebilir. Ayrıca, Türkiye ile Çin arasındaki ticari ve ekonomik ilişkiler, bölgedeki istikrarın korunmasından yana olmayı gerektiriyor. Türkiye'nin, uluslararası hukuka saygılı ve diyaloğu önceleyen bir çizgi izlemesi, hem küresel hem de bölgesel istikrara katkı sağlayacaktır.