Birleşik Krallık’ta Makerfield seçim bölgesinde yapılan ara seçimde İşçi Partisi adayı Andy Burnham’ın ezici bir zafer kazanması, Başbakan Keir Starmer’ın siyasi geleceğine ilişkin tartışmaları yeniden alevlendirdi. Salı günü gerçekleşen seçimde Burnham, oyların yüzde 68’ini alarak rakiplerine açık ara fark attı. Bu sonuç, Starmer’ın partisi içindeki konumunu güçlendirirken, önümüzdeki dönemde izleyeceği yol haritasına dair soru işaretlerini de beraberinde getirdi. Zira Makerfield, İşçi Partisi’nin geleneksel kalelerinden biri olarak biliniyor ve buradaki başarı, Starmer’ın merkez sol politikalarının seçmen nezdinde karşılık bulduğu şeklinde yorumlanıyor.
Gelişmenin arka planı
Makerfield ara seçimi, eski İşçi Partisi milletvekili Yvonne Fovargue’un istifasının ardından yapıldı. Bölge, 1983’ten bu yana sürekli olarak İşçi Partisi’ni seçiyor. Bu nedenle Burnham’ın zaferi sürpriz olmasa da, oy oranındaki artış dikkat çekici: 2019 genel seçimine göre İşçi Partisi oylarını yüzde 10 artırdı. Bu durum, Starmer’ın partiyi merkeze çekme stratejisinin işe yaradığına dair bir kanıt olarak sunuluyor. Ancak eleştirmenler, bu başarının sadece güvenli bir bölgede alındığını ve gerçek sınavın genel seçimlerde olacağını savunuyor.
Starmer’ın önümüzdeki dönemde yapması gereken en önemli şey, partisinin ekonomik politikalarını netleştirmek. Özellikle Brexit sonrası ticaret anlaşmaları ve enerji krizi gibi konularda İşçi Partisi’nin alternatif bir vizyon sunması gerekiyor. Ayrıca, partinin İskoçya ve Galler’deki oy kaybını durdurması da kritik öneme sahip. Makerfield zaferi, Starmer’a bir nebze nefes aldırsa da, önümüzdeki yerel seçimler ve genel seçimler için çok daha fazla çalışması gerektiği açık.
Bölgesel ve küresel boyut
Makerfield seçiminin sonuçları, yalnızca İngiltere iç siyaseti için değil, aynı zamanda Avrupa genelinde merkez sol partilerin durumu açısından da önemli ipuçları taşıyor. Son yıllarda birçok Avrupa ülkesinde merkez sol partiler, aşırı sağın yükselişi karşısında gerilemişti. Starmer’ın İşçi Partisi’nin başarısı, merkez solun hâlâ rekabetçi olabileceğini gösteriyor. Öte yandan, İngiltere’nin AB ile ilişkileri ve Kuzey İrlanda Protokolü gibi konular, İşçi Partisi’nin dış politikasını da şekillendirecek. Starmer, AB ile daha yakın ilişki kurulmasından yana bir tutum sergiliyor ancak Brexit referandumunu geri getirmeyeceğini de net bir şekilde ifade ediyor. Bu dengeli yaklaşım, seçmenin bir kısmını cezbederken bir kısmını da rahatsız edebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye-İngiltere ilişkileri, Brexit sonrası yeni bir ivme kazanmıştı. Starmer’ın olası bir seçim zaferi, Türkiye’nin AB ile ilişkilerinde arabulucu rolü oynayabilecek bir İngiltere anlamına gelebilir. Ancak Starmer’ın, Muhafazakar Parti’nin Türkiye’ye yönelik pragmatik politikasını ne ölçüde sürdüreceği belirsiz. Ayrıca, İşçi Partisi’nin insan hakları ve demokrasi vurgusu, Türkiye-İngiltere ilişkilerinde zaman zaman gerilim yaratabilir. Öte yandan, İngiltere’nin siyasi istikrarı, Türkiye’nin NATO müttefiki olarak ortak güvenlik çıkarları açısından önemli. Bu nedenle, Starmer’ın başarısı, kısa vadede Türk dış politikası için doğrudan bir etki yaratmasa da, bölgesel dengeler açısından takip edilmesi gereken bir gelişme.