Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, 28 Kasım 2026 tarihinde yasama seçimlerinin yapılmasını öngören bir başkanlık kararnamesi yayımladı. Resmi Filistin haber ajansı WAFA'nın bildirdiğine göre, kararnamede Batı Şeria, Gazze Şeridi ve Doğu Kudüs'te yaşayan tüm Filistinlilerin özgür ve doğrudan oy kullanmaya çağrılması yer alıyor. Bu, Filistin'de 2006'dan bu yana ilk kez düzenlenecek yasama seçimi olacak. Abbas'ın kararı, siyasi krizin derinleştiği ve uluslararası baskıların arttığı bir dönemde geldi.
Seçimlerin arka planı ve tarihsel bağlam
Filistin'de son yasama seçimleri 2006 yılında yapılmış ve Hamas'ın zaferiyle sonuçlanmıştı. Bu seçimin ardından yaşanan siyasi bölünmeyle Filistin yönetimi ikiye ayrılmıştı: Batı Şeria'da El Fetih kontrolündeki Filistin Yönetimi, Gazze'de ise Hamas yönetimi. O tarihten bu yana seçimler çeşitli nedenlerle ertelenirken, Abbas'ın 2021'de duyurduğu seçim takvimi de İsrail'in Doğu Kudüs'te oy kullanılmasına izin vermemesi nedeniyle iptal edilmişti. Yeni kararname, seçimlerin yalnızca yasama meclisi için olduğunu, cumhurbaşkanlığı seçimlerini kapsamadığını belirtiyor. Analistler, bu adımın Abbas'ın meşruiyetini artırma ve siyasi rakipleriyle diyaloğu teşvik etme amacı taşıdığını düşünüyor.
Seçimlerin başarıyla gerçekleşmesi halinde, Filistin siyasetinde yeni bir dönemin başlaması bekleniyor. Ancak Hamas ve diğer siyasi grupların bu karara nasıl tepki vereceği henüz netleşmiş değil. Hamas, daha önce yapıcı bir tutum sergileyeceğini açıklamış olsa da, Gazze'deki fiili yönetimi ve uluslararası izolasyonu seçim sürecini zora sokabilir. Ayrıca Batı Şeria ve Gazze arasındaki fiziksel ayrım, oy kullanma ve kampanya yürütme açısından lojistik engeller yaratıyor.
Bölgesel ve küresel boyutu
Filistin seçim kararı, Ortadoğu'da barış sürecinin yeniden canlanması umutlarını da beraberinde getirdi. BM, AB ve diğer uluslararası aktörler, seçimlerin adil ve şeffaf bir şekilde yapılması durumunda Filistin yönetiminin meşruiyetinin güçleneceğini ve iki devletli çözüm için yeni bir zemin oluşabileceğini belirtiyor. Ancak İsrail'in tutumu kritik önemde. İsrail yönetimi daha önce Doğu Kudüs'te seçim yapılmasına karşı çıkmış ve Filistin Yönetimi'nin Hamas'la işbirliği yapması halinde seçimleri tanımayacağını açıklamıştı. Bölgesel olarak seçimler, Mısır, Ürdün ve Suudi Arabistan gibi ülkelerin Filistin meselesine yaklaşımını da etkileyebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Filistin'de seçimlerin yeniden başlaması, Türkiye'nin Filistin davasına verdiği destek ve bölgedeki nüfuzu açısından önemli bir gelişme. Türkiye, tarihsel olarak Filistin yönetimiyle yakın ilişkiler içinde olmuş, Hamas'la da diyalog kanallarını açık tutmuştur. Seçim sürecinin başarılı olması halinde, Türkiye'nin arabuluculuk rolü ve bölgesel diplomasideki ağırlığı artabilir. Ayrıca, Doğu Kudüs'teki Filistinlilerin oy kullanması konusunda Türkiye'nin uluslararası platformlarda sesini yükseltmesi beklenebilir. Bu gelişme, aynı zamanda Türkiye'nin doğrudan ilgilendiği Doğu Akdeniz enerji kaynakları ve bölgesel istikrar gibi konularda da yansımalar yaratabilir.