Amerika’nın tarım politikalarını sarsan “Make America Healthy Again” (MAHA) hareketi, glifosat gibi tarım ilaçlarına karşı yürüttüğü kampanyada önemli yasama başarıları elde ederken, Biden yönetimiyle yaşadığı hayal kırıklıkları ve Kasım 2026’daki ara seçimler öncesinde siyasi ağırlığını test ediyor. Özellikle çocuklarının sağlığından endişe duyan annelerin öncülüğündeki bu taban hareketi, eyalet düzeyinde glifosat kullanımını kısıtlayan yasalar geçirmeyi başardı. Ancak federal düzeyde aynı ivmeyi yakalayamayan grup, Beyaz Saray’ın Çevre Koruma Ajansı (EPA) üzerinden yaptığı düzenlemelerin yetersiz kaldığını savunuyor. Hareket, hem Cumhuriyetçi hem de Demokrat seçmenleri etkileme potansiyeliyle iki partili bir taban oluşturmuş durumda.
Gelişmenin Arka Planı: Glifosat ve MAHA Hareketi
Glifosat, Monsanto’nun Roundup markasıyla tanınan ve dünyada en yaygın kullanılan herbisit olarak biliniyor. Dünya Sağlık Örgütü’ne bağlı Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı (IARC) 2015 yılında glifosatı “insanlar için muhtemelen kanserojen” olarak sınıflandırdı. Buna rağmen EPA, 2020’de glifosatın kansere neden olmadığı sonucuna vardı. MAHA hareketi, bu çelişkiyi merkeze alarak özellikle çocuklarda görülen otizm, alerji ve obezite artışına işaret ediyor. Hareketin liderleri, tarım ilaçlarının yasaklanmasının yanı sıra gıda etiketlemesinde şeffaflık talep ediyor.
Ekim 2025 itibarıyla Kaliforniya, New York ve Illinois gibi 15 eyalet, glifosatın okul bahçelerinde ve parklarda kullanımını kısıtlayan yasalar çıkardı. Massachusetts ve Vermont ise ticari tarımda glifosatın aşamalı olarak yasaklanmasını öngören yasa tasarılarını görüşüyor. MAHA anneleri, bu yasaları kendi eyaletlerinde lobi faaliyetleri ve referandumlarla zorladı. Ancak beyaz Saray’dan bekledikleri desteği alamayan grup, Biden’ın çevre vaatlerini yerine getirmediğini düşünüyor. Beyaz Saray Sözcüsü, EPA’nın mevcut bilimsel kanıtlara dayanarak hareket ettiğini ve yeni veriler doğrultusunda düzenleme yapmaya açık olduğunu belirtti.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Avrupa’dan Tuz Davalarına
Glifosat tartışması yalnızca ABD’ye özgü değil. Avrupa Birliği, 2023’te glifosatın lisansını 10 yıl daha uzatmış olsa da, Fransa ve Almanya gibi ülkeler ulusal yasaklar getirdi. MAHA hareketi, AB’deki benzer taban örgütlenmeleriyle iş birliği yaparak küresel bir ağ kurmayı hedefliyor. Öte yandan, glifosatla ilgili binlerce tazminat davası ABD mahkemelerinde görülüyor. 2024’te Bayer (Monsanto’nun sahibi), Roundup kullanımına bağlı lenfoma iddialarında 10 milyar dolardan fazla tazminat ödemeye mahkûm edildi. Bu davalar, şirketin hisselerini olumsuz etkilerken, MAHA hareketine de hukuki bir zemin sağlıyor.
Uzmanlar, MAHA’nın siyasi etkisinin 2026 ara seçimlerinde test edileceğini belirtiyor. Hareket, özellikle salıncak eyaletlerde glifosat karşıtı adayları destekliyor. Her iki partiden de adayların MAHA gündemini benimsediği görülüyor; ancak tarım sektörünün güçlü lobisi nedeniyle federal düzeyde büyük değişim beklenmiyor. Yine de MAHA, gıda güvenliği ve çevre sağlığı konularını gündemde tutarak seçmen davranışını etkileyebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, ABD ve AB’deki glifosat tartışmalarını yakından takip etmelidir. Türkiye’de glifosatın kullanımı yaygın olup, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın 2021’de yaptığı düzenleme ile bazı kısıtlamalar getirilmiştir. Ancak MAHA hareketinin yarattığı küresel farkındalık, Türkiye’de de sivil toplum örgütlerini harekete geçirebilir. Türkiye, AB’ye uyum sürecinde glifosat yasağını gündemine alabilir; bu durum tarım ihracatını etkileyebilir. Ayrıca, Türkiye’de açılan tazminat davaları ve kamuoyu baskısı, yerel düzenlemeleri hızlandırabilir. Küresel besin zincirinin bir parçası olan Türkiye, bu tartışmaları kendi tarım politikalarına entegre etmek zorundadır.