Cumhuriyetçi milletvekilleri, Jeffrey Epstein'in uzun süreli asistanının yeni ifadesinde cinsel saldırı iddialarında bulunduğu iki kişi hakkında ABD Adalet Bakanlığı'nı soruşturma başlatmaya çağırdı. İfadeye göre, ünlü kuaför Frédéric Fekkai ve eski Miami Beach Belediye Başkanı Philip Levine, Epstein'in kadınları taciz etmesine yardımcı olmakla suçlanıyor. Temsilciler Meclisi Adalet Komitesi'nin Cumhuriyetçi üyeleri, konuyu Başsavcı Merrick Garland'a ileterek derhal harekete geçilmesini talep etti.
İddiaların arka planı ve yeni tanıklık
Jeffrey Epstein'in 2019'da hapishanede ölümünün ardından, onun cinsel istismar ağına ilişkin soruşturmalar devam ediyor. Epstein'in uzun süreli asistanı ve aynı zamanda eski nişanlısı olduğu belirtilen Sarah Kellen, yeni bir ifadeyle iki ismi hedef aldı. Kellen'in ifadesine göre, Fekkai ve Levine, Epstein'in kadınlara cinsel saldırıda bulunmasına bilerek göz yumdu ve hatta bazı durumlarda ona kadın temin etti. Fekkai, daha önce Epstein ile bağlantısı olduğu gerekçesiyle eleştirilmiş, ancak suçlamaları reddetmişti. Levine ise 2018'de Florida valiliğine aday olmuş ve Epstein skandalı nedeniyle seçimi kaybetmişti.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu gelişmeler, Epstein skandalının sadece bir kişinin eylemlerinden ibaret olmadığını, geniş bir destek ağının varlığını ortaya koyuyor. ABD'deki siyasi kutuplaşma, bu tür davaların adil bir şekilde soruşturulmasını zorlaştırırken, Cumhuriyetçilerin Demokrat yönetim altındaki Adalet Bakanlığı'na yönelik güvensizliği de dikkat çekiyor. Skandal, aynı zamanda uluslararası alanda da yankı buluyor; zira Epstein'in bağlantıları arasında eski İsrail Başbakanı Ehud Barak, İngiltere Kraliyet ailesi üyeleri ve çeşitli ülkelerden siyasetçiler yer alıyordu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Epstein skandalı, uluslararası güç ağlarının karanlık yüzünü gözler önüne seriyor. Türkiye için bu dava, özellikle yabancı yatırımcılar ve iş insanları açısından itibar yönetimi konusunda bir uyarı niteliği taşıyor. Ayrıca, ABD'deki siyasi kutuplaşmanın yargı süreçlerine etkisi, Türk dış politikasının ABD ile ilişkilerinde dikkate alması gereken bir faktör. Skandalın uluslararası boyutu, Türkiye'nin de benzer suç ağlarına karşı iş birliği yapması gerektiğini hatırlatıyor.