Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, İran'ın Hürmüz Boğazı'ndan geçen tanker ve yük gemilerine geçiş ücreti uygulama planına sert tepki gösterdi. Macron, "hiçbir şeyin bu kilit geçiş noktasında ücret alınmasına izin vermemesi gerektiğini" belirterek, uluslararası toplumu Tahran yönetimine karşı harekete geçmeye çağırdı. Fransa liderinin bu açıklaması, İran'ın Basra Körfezi'ndeki deniz trafiğini kontrol altına alma girişimlerine karşı Batı'nın artan endişesini yansıtıyor.
Gelişmenin arka planı
İran'ın Hürmüz Boğazı'nda geçiş ücreti uygulama fikri, Tahran'ın uluslararası yaptırımlar ve petrol ihracatındaki kısıtlamalar nedeniyle ekonomik baskı altında olduğu bir dönemde gündeme geldi. İranlı yetkililer, boğazın güvenliğini sağlamak için masraf yaptıklarını öne sürerek, bu maliyetin bir kısmını geçen gemilerden tahsil etmeyi planlıyor. Ancak uluslararası hukuka göre Hürmüz Boğazı, transit geçiş rejimine tabi olup, kıyıdaş devletlerin bu tür tek taraflı ücretlendirme yapması BM Deniz Hukuku Sözleşmesi'ne aykırı kabul ediliyor. ABD ve müttefikleri, böyle bir adımın küresel enerji piyasalarını altüst edebileceği ve çatışma riskini artırabileceği uyarısında bulunuyor.
Fransa, Macron'un bu çıkışıyla, İran'a karşı diplomatik baskıyı artıran ülkeler arasında öne çıkıyor. Macron, geçtiğimiz haftalarda da Tahran yönetimine yönelik "aşırılık" uyarılarında bulunmuş, nükleer müzakerelerdeki tıkanıklığa dikkat çekmişti. Hürmüz Boğazı'nın stratejik önemi, dünya petrol arzının yaklaşık üçte birine ev sahipliği yapmasından kaynaklanıyor. İran'ın bu geçişi kontrol etme girişimleri, 2019'da mürettebatıyla birlikte alıkonulan İngiliz bayraklı tanker olayıyla benzerlik taşıyor.
Bölgesel ve küresel boyut
İran'ın Hürmüz Boğazı hamlesi, yalnızca enerji piyasalarını değil, aynı zamanda bölgesel güç dengelerini de etkileme potansiyeli taşıyor. Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve diğer Körfez ülkeleri, kendi petrol ihracatlarının büyük kısmını bu boğaz üzerinden gerçekleştirdiği için Tahran'ın herhangi bir müdahalesine şiddetle karşı çıkıyor. İsrail ve ABD, İran'ın bu tür adımlarını provokasyon olarak değerlendirirken, Rusya bölgedeki nüfuzunu korumak adına ihtiyatlı bir tutum sergiliyor. Eğer İran planını uygulamaya koyarsa, küresel petrol fiyatlarında ani bir yükseliş yaşanabilir; bu da başta Avrupa olmak üzere enerji ithalatçısı ülkeleri olumsuz etkiler. NATO, bölgedeki deniz güvenliğini sağlamak için halihazırda devriye gemileri bulundururken, Fransa'nın da bu operasyonlara aktif katılımı bekleniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, enerji ihtiyacının büyük bir kısmını ithal eden bir ülke olarak Hürmüz Boğazı'ndaki olası bir krizden doğrudan etkilenir. Petrol fiyatlarındaki artış, Türkiye'nin cari açığını büyütebilir ve akaryakıt maliyetlerini yükseltebilir. Ayrıca Türkiye, Basra Körfezi'nden gelen petrolü İstanbul ve Çanakkale boğazları üzerinden Avrupa'ya taşıyan bir geçiş ülkesi konumunda; bu nedenle bölgede deniz trafiğinin aksaması Türkiye'nin lojistik avantajını da zayıflatabilir. Ankara, İran'la ekonomik ilişkilerini sürdürürken aynı zamanda Batı ittifakına bağlılığı nedeniyle dengeli bir pozisyon almak zorunda kalacaktır.