Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Almanya Başbakanı Friedrich Merz, Avrupa Birliği'nin 2028-2034 dönemi bütçesi üzerinde anlaşmaya varılmasında belirleyici role sahip. Ancak her iki lider de kendi ülkelerindeki siyasi baskılar nedeniyle bu rolü etkin şekilde kullanamayabilir. AB'nin en büyük iki ekonomisinin liderleri, Birliğin en büyük müzakere sürecinde ortak bir zemin bulmakta zorlanıyor.
Bütçe müzakerelerinde tıkanıklık
AB'nin çok yıllı mali çerçevesi (MFF) 2028-2034 dönemi için görüşmeler henüz başlamadı ancak ön hazırlıklar sürüyor. Komisyon, üye ülkelerden gelen talepleri değerlendirirken, net katkı sağlayan ülkeler ile fon alan ülkeler arasındaki denge yine tartışma konusu. Almanya ve Fransa, bütçenin şekillendirilmesinde tarihsel olarak motor güç oldu. Ancak bu kez, her iki ülkenin de iç siyasi sorunları elini zayıflatıyor.
Almanya'da Başbakan Merz, koalisyon hükümeti içinde zorlu bir denge gözetiyor. Hristiyan Demokrat Birlik (CDU) lideri olarak, bütçe disiplini konusunda kendi partisinden ve muhalefetten gelen baskılarla karşı karşıya. Fransa'da ise Macron, geçen yılki seçimlerin ardından mecliste çoğunluğu kaybetti ve reform gündemini ilerletmekte güçlük çekiyor. Her iki lider de AB düzeyinde taviz vermek için yeterli siyasi sermayeye sahip değil.
Reform talepleri ve savunma harcamaları
AB bütçesinin en tartışmalı başlıkları arasında savunma harcamalarının artırılması, iklim politikalarına ayrılan fonlar ve tarım sübvansiyonları yer alıyor. Ukrayna savaşı ve artan güvenlik tehditleri, savunma ve güvenlik alanına daha fazla kaynak ayrılması yönünde baskı oluşturuyor. Ancak bu durum, mevcut fonların yeniden dağıtılmasını gerektiriyor ve bazı üye ülkeler bu duruma direniyor.
Fransa, AB'nin stratejik özerkliğini güçlendirmek ve savunma sanayisini desteklemek istiyor. Almanya ise mali disiplinden yana ve bütçenin şişirilmemesi gerektiğini savunuyor. Bu iki yaklaşım arasındaki fark, müzakereleri zorlaştırıyor. Ayrıca, AB'nin kendi kaynaklarını (örneğin karbon sınır düzenleme mekanizması gelirleri) artırma konusunda da anlaşmazlık var.
Avrupa'nın geleceği ve liderlik boşluğu
Macron ve Merz'in zayıflığı, AB içinde liderlik boşluğu yaratabilir. Bu durum, özellikle AB'nin genişleme süreci, göç politikası ve dış ilişkilerinde karar alma mekanizmalarını yavaşlatabilir. Diğer üye ülkeler, özellikle Polonya, İtalya ve İspanya gibi orta büyüklükteki ülkeler, bu boşlukta daha fazla söz sahibi olmak isteyebilir. Ancak bu ülkelerin de kendi iç sorunları var.
Uzmanlar, AB bütçesinin zamanında kabul edilmemesi halinde, 2028'den itibaren geçici bütçe düzenlemelerine gidilebileceğini ve bunun da birçok programı olumsuz etkileyebileceğini belirtiyor. Özellikle araştırma fonları, Erasmus+ ve bölgesel kalkınma projeleri bundan zarar görebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
AB'nin bütçe müzakereleri ve liderlik dinamikleri, Türkiye'yi dolaylı da olsa etkiliyor. Fransa ve Almanya'nın zayıf konumu, AB'nin genişleme politikası ve Türkiye ile ilişkilerde yeni açılımlar yapma kapasitesini sınırlayabilir. Özellikle Gümrük Birliği'nin güncellenmesi ve vize serbestisi gibi konularda ilerleme kaydedilmesi zorlaşabilir. Ayrıca, AB bütçesinde savunma ve güvenlik harcamalarının artması, Türkiye'nin savunma sanayii iş birlikleri için fırsatlar yaratabilir ancak siyasi belirsizlik bu fırsatların değerlendirilmesini geciktirebilir. Türkiye, AB içindeki dengeleri yakından izleyerek kendi stratejik çıkarlarını korumalı.