Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, 2027 yılında yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde, savunma harcamalarında rekor bir artışa gidileceğini duyurdu. Ülkenin askeri gücüne yönelik en kapsamlı vaatlerden birini içeren bu açıklama, Macron’un aynı zamanda askeri birliklere yaptığı son büyük konuşma olarak tarihe geçti. Elysee Sarayı'ndan yapılan bilgilendirmeye göre, Fransa'nın 2030 yılına kadar savunma bütçesini 400 milyar Euro'nun üzerine çıkarması hedefleniyor. Bu rakam, 2019-2025 dönemi için belirlenen 295 milyar Euro'luk bütçeye kıyasla yüzde 35'lik bir artışa işaret ediyor.
Arka plan: Seçimlere giden yolda askeri güç ve miras
Macron, Fransa'nın savunma sanayisinde bağımsızlığını koruma ve Avrupa savunmasını güçlendirme vizyonunu yineleyerek, “Yeni bir çağın eşiğinde, ülkemizin güvenliği sorgulanamaz olmalı” ifadelerini kullandı. Konuşmasında özellikle nükleer caydırıcılık, siber güvenlik ve uzay savunmasına yapılacak yatırımların altını çizen Macron, Fransa'nın Avrupa'nın askeri anlamda en bağımsız ülkesi olma hedefinin devam edeceğini belirtti. Fransa'nın askeri bütçesinin GSYİH'ye oranının yüzde 2'nin üzerinde kalması planlanıyor. Uzmanlar, Macron'un bu hamlesini, özellikle Marine Le Pen liderliğindeki aşırı sağın yükselişi ve Rusya-Ukrayna savaşının yarattığı güvenlik endişeleri bağlamında değerlendiriyor. Eski bir NATO yetkilisi olan Jamie Shea, “Macron, Avrupa savunmasının lideri olarak anılmak istiyor. Ancak bu vaatlerin seçim sonrasında sürdürülebilirliği kritik” yorumunda bulundu.
Bölgesel ve küresel boyut: Avrupa’nın savunma dönüşümü
Fransa’nın bu hamlesi, Avrupa Birliği ülkelerinin savunma harcamalarını artırma yönündeki genel eğilimiyle örtüşüyor. Almanya'nın 100 milyar Euro'luk özel savunma fonu oluşturmasının ardından, İtalya ve İspanya da benzer adımlar atmıştı. Bu durum, ABD'nin Avrupa'daki askeri varlığının azalabileceği senaryolarına karşı Avrupa'nın kendi savunma kapasitesini inşa etme çabası olarak yorumlanıyor. Eski ABD Başkanı Donald Trump'ın NATO'ya yönelik eleştirileri ve potansiyel bir geri dönüş senaryosu, Avrupa ülkelerini daha bağımsız bir savunma stratejisi benimsemeye zorluyor. Macron, bu bağlamda “Fransa, Avrupa için güvenilir bir ortak olmanın yanı sıra, kendi ayakları üzerinde durabilmelidir” diyerek, Avrupa Stratejik Özerkliği kavramını bir kez dana gündeme taşıdı.
Derinlemesine analiz: Bütçe artışının dayanıklılığı
Macron'un savunma bütçesi vaadi, birçok ekonomik zorluğa rağmen somut adımlarla destekleniyor. Fransa’nın 2024 yılı bütçesinde savunmaya ayrılan pay 43.9 milyar Euro iken, bu rakamın 2025’te 47 milyar Euro’ya, 2030’da ise 60 milyar Euro’nun üzerine çıkması planlanıyor. Ancak Fransa’nın kamu borcunun GSYİH’nin yüzde 112’sine ulaşması, bu vaadin sürdürülebilirliği konusunda soru işaretleri yaratıyor. Institut Montaigne düşünce kuruluşundan Michel Duclos, “Macron, mirasını Avrupa’nın savunma mimarisini değiştirerek bırakmak istiyor. Ancak bu kadar büyük bir bütçenin, özellikle emeklilik reformu ve diğer sosyal harcamaların gölgesinde kabul edilip edilmeyeceği belirsiz” diyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Fransa'nın savunma harcamalarını artırması, Türkiye'nin Akdeniz ve Afrika'daki nüfuz mücadelesi açısından kritik bir parametre. İki ülke arasında Doğu Akdeniz, Libya ve Sahraaltı Afrika'da yaşanan rekabet, Fransa'nın askeri kapasitesinin artmasıyla daha da derinleşebilir. Ayrıca, Fransa'nın Avrupa savunma özerkliği çabaları, Türkiye'nin AB üyeliği ve NATO içindeki konumunu dolaylı olarak etkileyebilir. NATO'nun Avrupa ayağının güçlenmesi, Türkiye'nin savunma sanayiinde daha fazla iş birliği arayışına girmesine veya alternatif ortaklıklar geliştirmesine yol açabilir.