Macaristan'ın yolsuzlukla mücadele kurumu başkanı, eski Başbakan Viktor Orbán'ın 16 yıllık iktidarı boyunca yaklaşık 160 milyar avronun (180 milyar dolar) kamu kaynaklarından usulsüz şekilde aktarılmış olabileceğini ifade ederek, bu devasa meblağın izini sürmek için yapay zeka teknolojilerinden yararlanılacağını duyurdu. Açıklama, ülkede yolsuzlukla mücadele konusunda yeni bir dönemin habercisi olarak değerlendiriliyor.
Gelişmenin arka planı
Macaristan Yolsuzlukla Mücadele Kurumu (NAV) Başkanı László Péter, yaptığı yazılı açıklamada, Orbán yönetiminin son 16 yılında kamu ihale sistemlerindeki usulsüzlüklerin boyutunun 'akıl almaz' seviyelere ulaştığını belirtti. Péter, bu süreçte kamu harcamalarının yaklaşık yüzde 30'unun doğrudan ya da dolaylı yoldan usulsüz kullanılmış olabileceğini ifade ederek, kayıp miktarının ülkenin yıllık gayri safi yurt içi hasılasının (GSYİH) neredeyse yarısına ulaştığını vurguladı.
NAV, söz konusu usulsüzlükleri tespit etmek için gelişmiş veri madenciliği ve yapay zeka algoritmaları kullanacak. Sistem, kamu ihale kayıtları, şirket sahiplik yapıları ve siyasi bağlantıları analiz ederek olağandışı örüntüleri belirleyecek. Péter, bu teknolojinin 'milyarlarca satır veriyi saniyeler içinde tarayarak insan gözünün fark edemeyeceği bağlantıları ortaya çıkaracağını' söyledi. Kurumun hedefi, sadece geçmiş dönemdeki yolsuzlukları değil, halen devam etmekte olan usulsüzlükleri de tespit etmek.
Orbán'ın muhalifleri, on yıllardır iktidarda kalmasını sağlayan sistemin medya, yargı ve iş dünyası üzerinde kurduğu sıkı denetime dikkat çekiyor. Avrupa Birliği (AB) de Macaristan'daki hukukun üstünlüğü endişeleri nedeniyle ülkeye milyarlarca avroluk fonu dondurmuş ve yargısal reform şartı koşmuştu. NAV'ın bu soruşturması, AB'nin endişelerine bir yanıt niteliği taşıyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu gelişme, sadece Macaristan iç siyaseti açısından değil, Avrupa Birliği'nin doğu üyelerindeki yolsuzlukla mücadele politikaları açısından da kritik bir öneme sahip. AB, Polonya ve Macaristan gibi ülkelerde hukukun üstünlüğü ihlalleri nedeniyle fonları bloke etme mekanizmasını devreye sokmuştu. Ancak NAV'ın yürüttüğü soruşturma, başka bir üye ülkenin ulusal kurumlarının kendi inisiyatifiyle harekete geçtiği nadir örneklerden biri olarak dikkat çekiyor.
Uzmanlar, yapay zeka tabanlı denetim sisteminin, yolsuzlukla mücadelede küresel bir model haline gelebileceğini belirtiyor. Dünya Bankası ve Uluslararası Para Fonu (IMF) da kamu harcamalarının izlenmesinde benzer teknolojileri teşvik ediyor. Ancak Macaristan örneği, siyasi iradenin varlığı halinde, teknolojinin yolsuzlukla mücadelede ne kadar etkili olabileceğini göstermesi açısından önemli bir test niteliğinde.
Öte yandan, Orbán'ın partisi Fidesz'in soruşturmaya nasıl tepki vereceği merak konusu. NAV'ın bağımsız bir kurum olduğu iddia edilse de, eleştirmenler başkanın atanma sürecindeki siyasi müdahalelere dikkat çekiyor. Péter'in, Orbán döneminde devlet sekreteri olarak görev yapmış olması, soruşturmanın siyasi bir hesaplaşmaya dönüşüp dönüşmeyeceği sorusunu akıllara getiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Macaristan'daki bu gelişme, Türkiye açısından iki yönlü bir önem taşıyor. İlk olarak, AB ile ilişkilerinde hukukun üstünlüğü ve yolsuzlukla mücadele konularında benzer eleştirilerle karşılaşan Türkiye, Macaristan örneğinde kullanılan yapay zeka tabanlı denetim sistemlerini kendi kamu mali yönetiminde model olarak değerlendirebilir. İkinci olarak, Orbán ve Cumhurbaşkanı Erdoğan arasındaki yakın siyasi ilişkiler biliniyor; bu soruşturmanın sonuçları, iki lider arasındaki ittifakın geleceğini etkileyebilir. Ayrıca, Türkiye'nin Avrupa Birliği ile yeniden canlanan diyalog sürecinde, yolsuzlukla mücadele alanındaki adımları önemli bir kriter olarak öne çıkıyor.