Macaristan Meclisi, eski Başbakan Viktor Orbán'ın yeniden başbakan olmasının önünü kesen bir anayasa değişikliğini kabul etti. Oylamayla birlikte, bir kişinin başbakanlık yapabileceği azami süre sekiz yılla sınırlandırıldı. Bu karar, yeni Başbakan Péter Magyar'ın seçim kampanyasında verdiği en önemli sözlerden birini yerine getirmesi anlamına geliyor. Magyar, selefi Orbán'ın iktidarını sonsuza dek sürdürme hevesini kırmak için bu adımı atmıştı. Değişiklik, ülkedeki siyasi dengeleri kökünden sarsacak nitelikte. Orbán'ın 2010'dan beri kesintisiz süren başbakanlık dönemi, bu yasayla birlikte sona ermiş oldu. Meclisteki oylamada, iktidar koalisyonunun yanı sıra bazı muhalefet partileri de değişikliğe destek verdi. Yasa, Orbán'ın 2022'de başlayan üçüncü dönemini de kapsayacak şekilde geriye dönük olarak uygulanacak. Bu nedenle Orbán, 2030 yılına kadar başbakanlık yapma hakkını kaybetmiş durumda.
Gelişmenin Arka Planı
Viktor Orbán, 2010 yılında iktidara geldikten sonra ülkedeki demokratik kurumları aşındırmakla, medyayı ve yargıyı kontrol altına almakla suçlanıyordu. Muhalefet, Orbán'ın iktidarını sürekli kılmak için anayasa ve seçim yasalarında değişiklikler yaptığını iddia ediyordu. Ancak 2022'de yapılan genel seçimlerde, muhalefet ittifakı beklenmedik bir zafer kazandı ve Péter Magyar'ı başbakan seçti. Magyar, seçim kampanyasında Orbán'ın siyasi mirasını temizleme sözü vermişti. Meclisteki bu oylama, söz konusu vaadin en somut adımı oldu. Yeni yasa, sadece Orbán'ı değil, aynı zamanda gelecekteki tüm başbakanları da kapsıyor. Bu sayede Macaristan'da hiçbir liderin on yılı aşkın süreyle iktidarda kalmasının önüne geçilmesi hedefleniyor. Uzmanlar, bu değişikliğin ülkedeki siyasi istikrarı artırabileceğini, ancak aynı zamanda güçlü bir liderlik modelini de zayıflatabileceğini belirtiyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Orbán'ın siyasi olarak zayıflaması, Avrupa Birliği (AB) içinde önemli yankılar uyandırdı. Orbán, AB'nin göç politikalarına ve hukukun üstünlüğü ilkelerine karşı çıkan sert tutumuyla biliniyordu. Brüksel, Orbán'ın iktidardan uzaklaştırılmasını memnuniyetle karşılarken, Macaristan'ın AB içindeki konumunun daha uyumlu hale gelebileceği yorumları yapılıyor. Öte yandan, Polonya ve Çekya gibi Visegrad Grubu ülkeleri, Orbán'ın düşüşünü endişeyle izliyor. Zira Orbán, bu ülkelerle birlikte AB içinde muhafazakâr-milliyetçi bir blok oluşturmuştu. Rusya-Ukrayna savaşı bağlamında ise Orbán, Moskova'ya yakın duruşuyla biliniyordu. Yeni yönetimin, Ukrayna'ya desteği artırması ve NATO içinde daha aktif rol alması bekleniyor. Bu gelişme, Doğu Avrupa'daki güç dengelerini değiştirebilecek potansiyele sahip.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Macaristan'daki bu siyasi değişim, Türkiye-Macaristan ilişkileri açısından dikkatle izlenmelidir. Orbán, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile yakın ilişkiler kurmuş ve iki ülke arasında enerji, ticaret ve savunma alanlarında iş birliğini geliştirmişti. Yeni Başbakan Magyar'ın bu ilişkilere nasıl bir yön vereceği henüz net değil. Ancak Magyar'ın AB yanlısı ve daha liberal bir çizgi izlemesi halinde, Türkiye ile AB arasındaki gerginlikler nedeniyle ikili ilişkilerde soğuma yaşanabilir. Öte yandan, Orbán'ın Rusya'ya yakın duruşu Türkiye'nin Ukrayna politikasıyla zaman zaman çelişiyordu; bu açıdan yeni yönetim, Türkiye ile daha uyumlu bir pozisyon alabilir. Bölgesel olarak, Macaristan'daki değişimin Balkanlar'daki otoriter eğilimlere karşı bir örnek teşkil edip etmeyeceği ise izlenmesi gereken bir diğer önemli konu.