Ruanda tarafından desteklenen M23 silahlı grubu, Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nin (DKC) doğusunda binlerce kişiyi zorla alıkoyarak insanlık dışı koşullarda tutuyor ve işkenceye maruz bırakıyor. Uluslararası insan hakları örgütü Human Rights Watch (HRW), Çarşamba günü yayımladığı kapsamlı bir raporda, M23 militanlarının 2021'de yeniden ortaya çıkışından bu yana geniş toprak parçalarını ele geçirdiği bölgelerde sistematik insan hakları ihlalleri gerçekleştirdiğini belgeledi. Raporda, örgütün yüzlerce sivil ve çocuğu çatışma saflarına katılmaya zorladığı, kaçmaya çalışanları ise ağır şekilde cezalandırdığı kaydedildi.
Gelişmenin arka planı
M23 (23 Mart Hareketi), ilk olarak 2012 yılında ortaya çıkan ve kısa sürede DKC ordusuna karşı önemli başarılar elde eden bir isyancı gruptur. Ruanda ve Uganda'nın desteğini aldığı iddia edilen grup, 2013 yılında imzalanan bir barış anlaşmasının ardından dağılmıştı. Ancak 2021 yılında yeniden silahlanan M23, Kuzey Kivu eyaletinde büyük çaplı bir saldırı başlattı ve stratejik öneme sahip şehirleri ele geçirdi. HRW raporu, grubun kontrol ettiği bölgelerde binden fazla kişiyi zorla alıkoyduğunu ve bunların çoğunu nedensiz yere haftalarca süren sorgulamalara tabi tuttuğunu ortaya koyuyor. Tutuklulara genellikle yetersiz yiyecek ve su verilirken, işkence ve kötü muamele yaygın bir uygulama haline gelmiş durumda. Özellikle kadınlar ve çocuklar, cinsel şiddet de dahil olmak üzere ağır insan hakları ihlallerine maruz kalıyor.
Bölgesel ve küresel boyut
M23'ün eylemleri, Büyük Göller Bölgesi'ndeki istikrarsızlığı derinleştiriyor ve Ruanda-DKC arasındaki gerilimi tırmandırıyor. Ruanda hükümeti, M23'e destek verdiği yönündeki iddiaları reddederken, Birleşmiş Milletler uzmanları ve uluslararası kuruluşlar bu desteğe dair kanıtlar bulunduğunu belirtiyor. DKC Devlet Başkanı Félix Tshisekedi, komşu ülkeleri isyancılara yardım etmekle suçlayarak diplomatik krizi körüklüyor. Bölgedeki insani durum ise giderek kötüleşiyor: Milyonlarca insan yerinden edilirken, temel ihtiyaç malzemelerine erişim sınırlı. Avrupa Birliği ve ABD, M23'ü terör örgütü olarak niteleyerek yaptırım uygularken, çatışmaların sona erdirilmesi için yürütülen barış görüşmeleri henüz somut bir sonuç vermedi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Doğrudan bir etkisi olmamakla birlikte, DKC'deki istikrarsızlık Afrika Boynuzu'ndan Orta Afrika'ya uzanan güvenlik koridorunu etkiliyor. Türkiye'nin Somali, Libya ve Sahel bölgesindeki askeri varlığı ve kalkınma işbirliği projeleri, kıtanın istikrarına verdiği önemi gösteriyor. Büyük Göller Bölgesi'ndeki çatışmaların yayılma riski, Türkiye'nin Afrika'ya yönelik ekonomik ve diplomatik yatırımlarını dolaylı olarak etkileyebilir. Ayrıca, bölgedeki insani kriz, uluslararası yardım kuruluşlarını zorlarken, Türkiye'nin İHH ve TİKA gibi kurumları aracılığıyla insani yardım sağlama potansiyeli bulunuyor.