Kanadalı spor giyim markası Lululemon, Çin Seddi'nde düzenlediği bir etkinlikte Japon taiko davulunun kullanılmasının ardından Çin'de büyük bir tepki dalgasıyla karşılaştı. Şirket, “Çin kültürünü kutlamak” amacıyla organize edilen festivalde, yanlışlıkla Japon kültürüne ait bir enstrümana yer verilmesi nedeniyle kamuoyundan özür diledi. Olay, sosyal medyada hızla yayılırken, Çinli kullanıcılar markayı kültürel duyarsızlıkla suçladı.
Gelişmenin arka planı
Lululemon, 5-6 Haziran 2025 tarihlerinde Çin Seddi'nin Mutianyu bölümünde “Duvarın Üstünde Yoga” adlı bir etkinlik düzenledi. Etkinlikte, Çin kültürünü yansıttığı iddia edilen bir gösteride Japon taiko davulu kullanıldı. Bu durum, Çinli katılımcılar ve sosyal medya kullanıcıları tarafından fark edildi ve kısa sürede büyük bir tartışma başlattı. Çin'in en popüler sosyal medya platformu Weibo'da “Lululemon” ve “Japon davulu” etiketleri trend topic oldu. Kullanıcılar, markanın Çin kültürünü tanımadığını ve tarihsel hassasiyetleri göz ardı ettiğini belirterek boykot çağrısı yaptı.
Lululemon, olayın ardından yaptığı açıklamada, “Çin kültürüne olan saygımızı ve hayranlığımızı ifade etmek isterken, yanlış bir kültürel öğe kullandığımız için üzgünüz. Bu, organizasyon ekibimizin bir hatasıdır ve tekrarlanmayacaktır” ifadelerini kullandı. Şirket, etkinlikte kullanılan taiko davulunun Çin kültüründe karşılığı olmadığını ve Japon kültürüne ait olduğunu kabul etti. Ayrıca, gelecekteki etkinliklerde kültürel danışmanlarla çalışacaklarını duyurdu.
Bölgesel veya küresel boyut
Olay, Çin'deki artan milliyetçi duyguların ve tarihi hassasiyetlerin bir yansıması olarak görülüyor. Çin-Japonya ilişkileri, 1937-1945 Çin-Japon Savaşı'nın yarattığı derin güvensizlik nedeniyle hala hassas bir dengede duruyor. Japon kültür unsurlarının, özellikle de Çin kültürünün koruyuculuğunu üstlenen bir etkinlikte kullanılması, bu tarihsel gerilimi tetikledi. Benzer olaylar daha önce de yaşanmış, örneğin Dior'un 2022'deki bir defilesinde Çin kültürüne ait motiflerin yanlış kullanılması büyük tepki çekmişti.
Küresel ölçekte, bu olay uluslararası şirketlerin Çin pazarında kültürel hassasiyetlere ne kadar dikkat etmesi gerektiğini bir kez daha ortaya koydu. Lululemon gibi büyük markalar, Çin'de faaliyet gösterirken yerel kültüre duyarlı olmak zorunda. Aksi takdirde, hem satışlarını hem de marka itibarını kaybetme riskiyle karşı karşıya kalıyorlar. Çin hükümeti de bu tür olayları sık sık kültürel güvenlik meselesi olarak ele alıyor ve yabancı markaları uyarıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu olay, Türk şirketlerinin ve markalarının uluslararası pazarlarda, özellikle de Çin gibi kültürel hassasiyetlerin yüksek olduğu ülkelerde faaliyet gösterirken karşılaşabilecekleri risklere işaret ediyor. Türkiye, Çin ile ekonomik ilişkilerini geliştirirken, kültürel diplomaside dikkatli olmalı. Bu tür krizler, Türk firmaları için de ders niteliğinde; yerel kültüre saygı ve doğru danışmanlık hizmeti alımı, marka itibarını korumak için hayati önem taşıyor. Ayrıca, Tayvan ve Doğu Türkistan gibi konularda hassas olan Türk kamuoyu, benzer bir durumda tepkisel olabilir. Bu nedenle, Türk dış politikası ve ekonomik aktörleri, kültürel farkındalık eğitimleri ve kriz yönetimi stratejilerine yatırım yapmalıdır.