İngiltere'de bebek katili olarak hüküm giyen hemşire Lucy Letby'nin savunma ekibinde görev alan iki önde gelen uzman, sunulan kanıtların bilimsel güvenilirliğine ilişkin ciddi şüpheler nedeniyle ekipten ayrıldı. Uzmanlar, savunmanın bazı argümanlarının mevcut kanıtlarla, bilimsel verilerle ve yerleşik fizyolojiyle çeliştiğini belirtti. Bu istifa, Letby davasının temyiz sürecini ve Birleşik Krallık'ta bilirkişilik sisteminin güvenilirliğini doğrudan etkileyebilecek nitelikte.
Gelişmenin Arka Planı
Lucy Letby, 2015-2016 yılları arasında Chester'daki Countess of Chester Hastanesi'nin yenidoğan ünitesinde görev yaparken yedi bebeği öldürmek ve altı bebeği öldürmeye teşebbüs etmek suçlarından 2023 yılında ömür boyu hapis cezasına çarptırılmıştı. Dava, İngiltere'nin en uzun süren ve en karmaşık tıbbi cinayet davalarından biri olarak kayıtlara geçti. Letby, suçlamaları reddediyor ve cezasını temyiz etmeye hazırlanıyordu.
Savunma ekibi, Letby'nin masumiyetini kanıtlamak için bir dizi tıbbi uzmandan destek alıyordu. Ancak son gelişmeyle birlikte, bu uzmanlardan ikisi, savunmanın kullandığı bazı bilimsel argümanların güvenilir olmadığını savunarak görevlerinden ayrıldı. İsimleri açıklanmayan uzmanlar, yaptıkları yazılı açıklamada, "mevcut kanıtlar, bilim ve yerleşik fizyoloji ile tutarsız" gördükleri tezleri destekleyemeyeceklerini ifade etti. Bu istifa, savunma stratejisinin çöküşü olarak yorumlanıyor.
Dava, başından beri tıbbi kanıtların yorumlanması konusunda tartışmalara sahne olmuştu. Savunma tarafı, bebek ölümlerinin doğal nedenler veya hastane enfeksiyonları kaynaklı olabileceğini öne sürerken, savcılık Letby'nin kasıtlı müdahalelerde bulunduğunu iddia ediyordu. Uzman istifaları, savunmanın bu iddialarını sürdürmekte zorlandığını gösteriyor. Hukuk çevreleri, bu gelişmenin temyiz başvurusunun seyrini değiştirebileceğini belirtiyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Letby davası, yalnızca Birleşik Krallık'ta değil, uluslararası kamuoyunda da geniş yankı uyandırmıştı. Yenidoğan hemşiresinin mahkumiyeti, sağlık çalışanlarına duyulan güveni sarsarken, hastane yönetimlerinin denetim eksikliklerini de gündeme getirdi. İngiliz Tabipler Birliği (BMA) ve Kraliyet Hemşirelik Koleji gibi kurumlar, davanın sağlık sisteminde yarattığı travmayı ve personel üzerindeki baskıyı dile getirmişti.
Uzman istifaları, adli bilimlerde bilirkişilik standartlarının önemini bir kez daha ortaya koyuyor. İngiltere'de son yıllarda, özellikle tıbbi kanıtlara dayanan ceza davalarında bilirkişi raporlarının güvenilirliği sorgulanıyor. 2019'da kurulan Adli Bilimler Düzenleyici Kurumu, bilirkişilerin akreditasyonunu zorunlu hale getirmişti; ancak bu tür istifalar, sistemin hâlâ tutarsızlıklar barındırdığını gösteriyor.
Dava, küresel ölçekte de yankı buldu. Uluslararası basın, Letby'yi "modern tarihin en kötü seri bebek katili" olarak nitelendirmişti. Savunma ekibindeki çözülme, diğer ülkelerdeki benzer davalarda da bilirkişilik etiği tartışmalarını alevlendirebilir. Özellikle ABD ve Avrupa'da, tıbbi kanıtların yanlış yorumlanması nedeniyle haksız mahkumiyetler olduğu biliniyor; bu istifa, savunma avukatlarının bilimsel danışman seçiminde daha titiz olması gerektiğini gösteriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Lucy Letby davasındaki uzman istifası, doğrudan Türkiye'yi ilgilendirmese de, adli tıp ve bilirkişilik sistemleri açısından önemli dersler içeriyor. Türkiye'de de son yıllarda, özellikle sağlık hizmetleri kaynaklı ceza davalarında bilirkişi raporlarının güvenilirliği sık sık tartışılıyor. İstanbul Tabip Odası ve Adli Tıp Kurumu'nun kararları, kamuoyunda zaman zaman tartışma yaratıyor. Bu gelişme, Türkiye'nin de bilirkişilik standartlarını gözden geçirmesi ve uluslararası akreditasyon kriterlerine uyum sağlaması gerektiğini gösteriyor. Ayrıca, sağlık çalışanlarına yönelik suçlamaların bilimsel temele dayandırılması, hasta güvenliği ve adalet sistemi açısından kritik önem taşıyor.