Lübnan'ın güneyindeki Sur kentinde, okul bahçesi oynayan çocukların çığlıklarıyla yankılanıyor; ancak uzaktan İsrail hava saldırılarının patlama sesleri duyuluyor. Buradaki çoğu genç için devlet okulu, öğrenim gördükleri yer değil, yaşadıkları yer haline gelmiş durumda. İsrail'in Lübnan'a yönelik saldırıları sonucu binlerce Lübnanlı öğrenci hâlâ yerinden edilmiş durumda ve yeni eğitim-öğretim yılı yaklaşırken barınma ve eğitim krizi derinleşiyor.
Gelişmenin Arka Planı
Lübnan, yıllardır süren siyasi istikrarsızlık ve ekonomik krizle boğuşurken, İsrail'in 2023 yılından bu yana aralıklarla sürdürdüğü saldırılar ülkedeki insani durumu daha da kötüleştirdi. Özellikle güney Lübnan'da yaşayan binlerce aile, evlerini terk etmek zorunda kaldı. Birçok okul binası, yerinden edilmiş aileler için geçici barınma merkezi olarak kullanılıyor. Bu durum, okulların eğitim öğretime hazırlanmasını engelliyor ve öğrencilerin dersliklere dönmesini geciktiriyor.
Lübnan Eğitim Bakanlığı yetkilileri, ülke genelinde yüzlerce okulun barınma merkezi olarak tahsis edildiğini ve bunların bir kısmının hasar gördüğünü belirtiyor. Sur ve çevresindeki okullar da bu durumdan nasibini almış. Çocuklar, gündüzleri oyun oynasa da geceleri sınıflarda ya da koridorlarda uyumak zorunda kalıyor. Eğitim materyalleri ve temel ihtiyaçlar konusunda ciddi sıkıntılar yaşanıyor.
Uluslararası yardım kuruluşları, Lübnan'daki eğitim krizine dikkat çekerek acil fon çağrısı yapıyor. UNICEF ve diğer kurumlar, yerinden edilmiş çocukların eğitime erişiminin sağlanması için çaba harcıyor ancak kaynaklar yetersiz. Lübnan hükümeti ise ekonomik çöküş nedeniyle eğitim bütçesini artıramıyor. Öğretmenler aylardır maaşlarını düzenli alamıyor, bu da eğitim kalitesini olumsuz etkiliyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Lübnan'daki insani kriz, Orta Doğu'nun genel istikrarsızlığının bir yansıması. İsrail'in Gazze ve Lübnan'a yönelik saldırıları, bölgede geniş çaplı bir insani felakete yol açtı. Lübnan zaten Suriye iç savaşından kaçan mültecilere ev sahipliği yaparak büyük bir yük altındaydı; şimdi kendi vatandaşlarının yerinden edilmesiyle bu yük daha da arttı.
Uluslararası toplum, Lübnan'a yönelik insani yardımları artırmadığı takdirde, ülkedeki eğitim sistemi tamamen çökebilir. Bu durum, uzun vadede radikalleşme ve düzensiz göç risklerini beraberinde getirebilir. Avrupa ülkeleri, olası bir göç dalgasından endişe ederken, bölgede kalıcı barış için çözüm arayışları sürüyor.
BM Güvenlik Konseyi, Lübnan'daki durumu görüşmek üzere toplandı ancak kalıcı bir ateşkes sağlanamadı. ABD ve Avrupa ülkeleri, İsrail'e yönelik eleştirilerini artırsa da somut adımlar konusunda isteksiz. Lübnan, uluslararası desteğe muhtaç durumda.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Lübnan'daki istikrarsızlık, Türkiye'nin güvenliği ve dış politikası açısından doğrudan sonuçlar doğuruyor. Türkiye, Lübnan ile tarihi ve kültürel bağlara sahip; ayrıca bölgedeki insani kriz, Türkiye'ye yönelik göç baskısını artırabilir. Türkiye, Lübnan'a insani yardım göndererek ve diplomatik girişimlerle istikrarın sağlanmasına katkı sunabilir. Ancak İsrail ile ilişkilerin gergin olduğu bir dönemde, Türkiye'nin denge politikası zorlaşıyor. Eğitim desteği ve yeniden inşa çabaları, Türkiye'nin bölgedeki yumuşak gücünü pekiştirebilir.