Lübnan'da dün gece yürürlüğe giren ateşkesin hemen ardından bu sabah erken saatlerde İsrail ordusu ile Hizbullah arasında yeniden çatışma çıktı. İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF), Lübnan sınırında Hizbullah militanlarıyla karşılıklı ateş açıldığını duyurdu. Gelişme, ABD ile İran arasında 1 Kasım Cuma günü için planlanan dolaylı barış görüşmelerinin de raydan çıkmasına neden oldu. Ateşkesin sadece saatler içinde ihlal edilmesi, bölgede kırılgan durumu bir kez daha gözler önüne serdi.
Gelişmenin Arka Planı
İsrail ile Hizbullah arasında aylardır süren sınır ötesi çatışmalar, uluslararası arabuluculuk çabalarıyla geçici bir ateşkese bağlanmıştı. Ancak dün gece yürürlüğe giren mutabakat, bugün şafak vakti Hizbullah'ın İsrail mevzilerine havan topu saldırısı düzenlemesiyle bozuldu. İsrail güçleri de karşılık olarak Hizbullah hedeflerini topçu ateşine tuttu. IDF, saldırıda herhangi bir kayıp vermediklerini, ancak iki Hizbullah savaşçısının etkisiz hale getirildiğini açıkladı. Hizbullah ise resmi bir açıklama yapmamakla birlikte, ateşkesi İsrail'in Güney Lübnan'daki saldırganlığı nedeniyle sonlandırdığını iddia ediyor. Çatışmalar, Beyrut ve Tel Aviv arasında yeni bir krize işaret ediyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu çatışma, ABD'nin İran'la nükleer programı ve bölgesel nüfuzu konusunda yürütmeye çalıştığı diplomatik sürece doğrudan darbe vurdu. Cuma günü Umman'da gerçekleşmesi planlanan ABD-İran dolaylı görüşmeleri, Lübnan'daki gelişmeler nedeniyle ertelendi. Beyaz Saray, güvenlik gerekçesiyle toplantının ileri bir tarihe ertelendiğini duyurdu. İran'ın Hizbullah'a verdiği lojistik ve mali destek biliniyor; dolayısıyla İran'ın bölgedeki vekil güçleriyle yaşanan bu gerilim, Tahran'ın müzakere masasındaki elini zayıflatıyor. Öte yandan Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri, yangının bölgeye sıçramaması için acil temaslara başladı. BM Güvenlik Konseyi de konuyu acil gündemine aldı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Lübnan'daki ateşkesin bozulması ve ABD-İran görüşmelerinin ertelenmesi, Türkiye için çifte risk taşıyor: Birincisi, Doğu Akdeniz'deki denklemlerin yeniden şekillendiği bu dönemde İsrail-Hizbullah çatışmasının tırmanması, Türkiye'nin enerji projelerini ve bölgesel ticaret rotalarını tehdit edebilir. İkincisi, İran'la yürütülen diplomatik sürecin sekteye uğraması, Türkiye'nin Suriye ve Irak'taki istikrar arayışlarını olumsuz etkileyebilir. Ankara, son yıllarda hem İsrail'le hem de İran'la dengeli ilişkiler kurmaya çalışırken, bölgede tansiyonun yükselmesi Türk dış politikasının manevra alanını daraltıyor. Ayrıca Lübnan'daki istikrarsızlık, Türkiye'ye sığınan Suriyeli mülteci sayısının artmasına da yol açabilecek bir katalizör etkisi yaratabilir.