Filistinli Gazeteciler Sendikası (PJS), İsrail güçlerinin Temmuz ayı boyunca Gazze Şeridi ve Batı Şeria'da görev yapan Filistinli gazetecilere yönelik toplam 108 saldırı düzenlediğini belgeledi. Sendikanın yayımladığı raporda, saldırıların öldürme, yaralama, gözaltı, engelleme, tehdit ve ekipmanlara zarar verme gibi çeşitli biçimlerde gerçekleştiği kaydedildi. Bu sayı, İsrail'in Gazze'deki savaşının başladığı 7 Ekim 2023'ten bu yana gazetecilere yönelik saldırıların tırmandığı bir dönemde geldi.
Raporun Ayrıntıları: Saldırı Türleri ve Bölgeler
PJS'nin raporuna göre, Temmuz ayındaki 108 saldırının büyük bir kısmı Gazze'de gerçekleşti. Gazze'de 5 gazeteci hayatını kaybederken, Batı Şeria'da da çok sayıda gazeteci gözaltına alındı veya engellendi. Raporda, İsrail askerlerinin basın kimlik kartı taşıyan gazetecilere ateş açtığı, bazılarını alıkoyarak sorguladığı ve basın ekipmanlarına el koyduğu belirtildi. Ayrıca, bazı gazetecilerin olay yerinden uzaklaştırıldığı ve çalışmalarının engellendiği aktarıldı.
Saldırıların çoğunluğu Gazze'nin kuzeyinde ve Han Yunus'ta yoğunlaşırken, Batı Şeria'da da Cenin, Nablus ve El-Halil gibi kentlerde benzer olaylar yaşandı. PJS, özellikle uluslararası medya kuruluşları için çalışan Filistinli gazetecilerin de hedef alındığını ve bu durumun haber alma özgürlüğünü ciddi şekilde kısıtladığını vurguladı.
Uluslararası Tepkiler ve Basın Özgürlüğü Endişeleri
BM'ye bağlı kuruluşlar ve uluslararası basın özgürlüğü örgütleri, İsrail'in gazetecilere yönelik saldırılarını defalarca kınadı. Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) ve Uluslararası Basın Enstitüsü (IPI) yaptıkları açıklamalarda, Gazze'deki çatışmaların başlamasından bu yana en az 150 gazetecinin öldürüldüğünü, bunun 'modern tarihin en ölümcül çatışması' olduğunu ifade etti. PJS'nin raporu da bu tabloyu gözler önüne sererken, İsrail Hükümeti'nin basın mensuplarını 'meşru hedef' olarak gördüğüne dair eleştirilere yol açıyor.
İsrail ordusu ise gazetecilere yönelik saldırılarla ilgili iddialara genellikle 'Hamas'ın sivil kıyafetli militanlarını hedef aldıklarını' savunarak yanıt veriyor. Ancak uluslararası kuruluşlar, bu tür gerekçelerin gazetecilerin korunmasına ilişkin uluslararası hukuku ihlal ettiğini belirtiyor. Basın özgürlüğü savunucuları, İsrail'in uygulamalarının bağımsız haber yapmayı neredeyse imkânsız hale getirdiğini ve dünya kamuoyunun Gazze'de yaşananları öğrenmesinin önünde ciddi engeller oluşturduğunu vurguluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Filistin davasını destekleyen ve İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırılarını sert şekilde kınayan ülkelerin başında geliyor. Ankara, uluslararası platformlarda Filistinli sivillerin ve gazetecilerin korunması çağrısında bulunuyor. Bu rapor, Türk hükümetinin İsrail aleyhindeki söylemini güçlendirebilir ve Türkiye'nin basın özgürlüğü konusundaki hassasiyetini bir kez daha ortaya koyabilir. Ayrıca, Türk medyasında Gazze'deki gelişmelere geniş yer verilmesi nedeniyle, bu tür belgeler kamuoyunun dikkatini tazeleyecek nitelikte.