ABD ve İran Pazartesi günü, kırılgan ateşkesi uzatmayı ve Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılmasını öngören bir ön anlaşmaya vardı. Ancak savaşın sona erdirilmesi için, İsrail'in Lübnan'daki taarruzuna devam edip etmeyeceği de dahil olmak üzere önemli engeller bulunuyor. Anlaşma, başta Lübnan ve İsrail olmak üzere bölgede karışık tepkilerle karşılandı ve birçok kesim tarafından şüpheyle yaklaşılıyor.
Anlaşmanın Detayları ve Tarafların Pozisyonları
Varılan ön mutabakat, İran'ın nükleer programına ilişkin sınırlamalar karşılığında ABD'nin bazı yaptırımları gevşetmesini ve Hürmüz Boğazı'nın uluslararası deniz trafiğine yeniden açılmasını içeriyor. Boğaz, dünya petrol arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği stratejik bir su yolu. İran, son haftalarda bölgedeki gerginlikler nedeniyle boğazı fiilen kapatmış, bu da küresel enerji fiyatlarında dalgalanmalara yol açmıştı.
ABD Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, anlaşmanın ilk aşamasında İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini %60 seviyesinde dondurması ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (IAEA) denetimlerine izin vermesi öngörülüyor. Buna karşılık ABD, İran'ın petrol ihracatına yönelik bazı kısıtlamaları kaldıracak ve dondurulmuş varlıklarının bir kısmını serbest bırakacak.
Ancak İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, anlaşmayı "tehlikeli ve yetersiz" olarak nitelendirerek, İran'ın nükleer silah kapasitesine ulaşmasını engellemediği sürece hiçbir anlaşmayı kabul etmeyeceklerini duyurdu. Netanyahu, Lübnan'daki Hizbullah hedeflerine yönelik operasyonların devam edeceğini belirterek, "Kuzeyimizdeki tehdidi ortadan kaldırana kadar durmayacağız" ifadelerini kullandı.
Lübnan ve İsrail'deki Tepkiler
Lübnan'da hükümet ve kamuoyu ikiye bölünmüş durumda. Başbakan Necip Mikati, ateşkesin ülkeye istikrar getirebileceğini ancak İsrail'in devam eden saldırılarının endişe verici olduğunu söyledi. Hizbullah ise anlaşmayı İran'ın nükleer programına yönelik bir baskı aracı olarak görüyor ve İsrail'in Lübnan'daki varlığına karşı direnişe devam edeceğini açıkladı.
İsrail'de ise güvenlik kabinesi anlaşmayı tartışırken, aşırı sağcı bakanlar anlaşmanın onaylanması halinde hükümetten çekilmekle tehdit ediyor. Savunma Bakanı Yoav Gallant, ABD'ye askeri yardım ve istihbarat paylaşımı konusunda çağrıda bulunarak, İran'ın bölgedeki vekil güçler aracılığıyla oluşturduğu tehditlerin altını çizdi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD-İran ateşkesi, Türkiye için hem fırsatlar hem de riskler barındırıyor. Hürmüz Boğazı'nın açılması enerji fiyatlarını düşürebilir ve Türkiye'nin petrol ithalat maliyetini azaltabilir. Ancak İran'ın nükleer programındaki belirsizlik ve İsrail'in Lübnan'daki operasyonları, bölgesel güvenliği tehdit ediyor. Türkiye, İran ve İsrail arasında denge politikası izlerken, Lübnan'da istikrarın sağlanması Ankara'nın Doğu Akdeniz ve Ortadoğu'daki çıkarları açısından kritik. Bu gelişmeler, Türkiye'nin enerji güvenliği ve bölgesel nüfuz mücadelesinde yeni bir denklem yaratacak gibi görünüyor.