Birleşmiş Milletler Mülteci Ajansı (UNHCR) tarafından yayımlanan yeni bir rapor, dünya genelinde zorla yerinden edilen kişi sayısının 2025 yılı sonu itibarıyla 117,8 milyona ulaştığını ortaya koydu. Bu rakam, bir önceki yıla göre yüzde 10'luk bir artışa işaret ederken, raporun en dikkat çekici bulgusu, sayıdaki bu artışta Lübnan'daki savaşın önemli bir paya sahip olması olarak öne çıkıyor. UNHCR verilerine göre, çatışmalar, şiddet olayları ve insan hakları ihlalleri nedeniyle evlerini terk etmek zorunda kalanların sayısı, küresel nüfusun yaklaşık yüzde 1,5'ine karşılık geliyor.
Artan Kriz: Yerinden Edilmenin Küresel Boyutları
UNHCR'nin yıllık 'Küresel Eğilimler' raporu, 2025 yılı sonu itibarıyla dünya çapında 68,3 milyon kişinin ülke içinde yerinden edildiğini, 35,3 milyon kişinin mülteci statüsünde olduğunu ve 6,9 milyon kişinin de sığınma başvurusunda bulunduğunu gösteriyor. Rapor, son on yılda yerinden edilenlerin sayısının neredeyse iki katına çıktığını ve bu durumun, çatışmaların ve zulmün önlenmesi konusunda uluslararası toplumun başarısızlığını gözler önüne serdiğini vurguluyor.
Özellikle Orta Doğu, Afrika ve Güney Asya bölgeleri, yerinden edilme krizinin en yoğun yaşandığı bölgeler olarak dikkat çekiyor. Lübnan, Suriye İç Savaşı'nın ardından bölgede yeni bir çatışma odağı haline gelirken, ülkedeki son çatışmalar nedeniyle evlerini terk edenlerin sayısı, küresel toplamın önemli bir kısmını oluşturuyor. UNHCR'nin verileri, sadece 2025 yılı içinde Lübnan'dan 1,2 milyondan fazla kişinin komşu ülkelere sığındığını gösteriyor.
Raporda ayrıca, iklim değişikliğinin çatışmalarla etkileşimi ve doğal afetlerin de yerinden edilme üzerindeki artan etkisine dikkat çekiliyor. 2025 yılında sel, kuraklık ve fırtına gibi hava olayları nedeniyle 24 milyon kişi yer değiştirmek zorunda kalırken, bu sayının önümüzdeki yıllarda daha da artması bekleniyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Müzakere Çabalarının Yetersizliği
UNHCR Yüksek Komiseri Filippo Grandi, raporun sunumunda yaptığı açıklamada, 'Bu rakamlar, barış ve güvenliğin tesis edilmesi konusundaki küresel başarısızlığın bir göstergesidir. Milyonlarca insan, çatışmaların sona ermesini umarak geçici barınaklarda yaşam mücadelesi veriyor.' ifadelerini kullandı. Grandi, özellikle Lübnan'daki durumun, uluslararası toplumun acil müdahalesini gerektirdiğini vurguladı.
Lübnan'daki savaş, bölgesel güç dengesini değiştirirken, Türkiye, Ürdün ve Irak gibi sınıra komşu ülkeler üzerinde doğrudan bir etki yaratıyor. Komşu ülkelerdeki mevcut mülteci kamplarının kapasitesi dolarken, yeni akınların yönetilmesi konusunda endişeler artıyor.
Küresel ölçekte, yerinden edilen nüfusun yüzde 73'ünün gelişmekte olan ülkelerde yaşadığı belirtiliyor. Bu durum, söz konusu ülkelerin kırılgan ekonomileri üzerinde ek bir baskı oluştururken, eğitim, sağlık ve barınma gibi temel hizmetlerin sağlanmasını giderek zorlaştırıyor. UNHCR, 2025 yılı için mülteci destek bütçesinin yüzde 57'sinin finanse edilemediğini ve bunun da yardım çabalarını ciddi şekilde sekteye uğrattığını açıkladı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Dünya genelinde zorla yerinden edilenlerin sayısındaki bu artış, Türkiye için doğrudan bir yansıma bulmasa da, bölgesel istikrarsızlığın derinleşmesi anlamına geliyor. Özellikle Lübnan'daki çatışmalar, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki siyasi ve enerji çıkarlarını etkileyebilecek bir kırılganlık yaratıyor. Ayrıca, Suriye'den gelen mülteci akınlarının ardından, bölgede yeni göç dalgalarına hazırlıklı olunması gerekiyor. Türkiye, halihazırda dünyadaki en büyük mülteci nüfusuna ev sahipliği yaparken, bu durum hem sosyal uyum hem de ekonomik yük açısından dikkatle izlenmeli. Küresel mülteci krizinin derinleşmesi, Türkiye'nin AB ve BM nezdinde daha fazla destek talep etmesini gündeme getirebilir.