Lübnan Parlamento Başkanı Nebih Berri, ülkesinin İsrail aleyhine 'soykırım suçları' iddiasıyla uluslararası mahkemelerde dava açma hakkından vazgeçmeyeceğini açıkladı. Berri, başkent Beyrut'ta yaptığı açıklamada, İsrail'in Gazze'deki saldırılarına yönelik hukuki sürecin Lübnan'ın egemenlik hakkı olduğunu vurguladı. Bu açıklama, İsrail ile Lübnan arasındaki gerilimin arttığı bir dönemde geldi ve bölgedeki yankıları sürüyor.
Berri'den sert mesaj: 'Hukuk mücadelesi sürecek'
Nebih Berri, Baas Partisi lideri Yardımcısı ve Lübnan'ın en üst düzey yetkililerinden biri olarak, hükümetin resmi görüşünü yansıtan bir konuşma yaptı. Berri, "Lübnan, uluslararası hukukun kendisine tanıdığı hakları kullanmaktan asla vazgeçmeyecektir. İsrail'in işlediği soykırım suçlarına karşı hukuki yollara başvurmak bizim hem hakkımız hem de görevimizdir" dedi. Bu ifadeler, Lübnan'ın uzun süredir devam eden İsrail karşıtı duruşunun bir yansıması olarak değerlendiriliyor.
Lübnan, daha önce de İsrail'in saldırılarını kınayan ve uluslararası topluma çağrıda bulunan birçok girişimde bulunmuştu. Ancak Berri'nin bu açıklaması, hukuki sürecin başlatılacağının en net sinyali olarak yorumlanıyor. Lübnan Dışişleri Bakanlığı'nın konuyla ilgili detaylı bir dosya hazırladığı ve Uluslararası Adalet Divanı (UAD) ile Uluslararası Ceza Mahkemesi'ne (UCM) başvuru hazırlığı yaptığı öğrenildi.
İsrail'in Gazze'deki saldırılarında çoğu kadın ve çocuk olmak üzere on binlerce sivilin hayatını kaybettiği belirtiliyor. Birleşmiş Milletler ve insan hakları örgütleri, Gazze'deki durumun soykırım boyutuna ulaştığı yönünde raporlar yayımlamıştı. Bu raporlar, uluslararası kamuoyunu harekete geçirirken, bazı ülkeler UAD'de İsrail aleyhine dava açmıştı.
Bölgesel boyut: Lübnan-İsrail gerilimi ve uluslararası hukuk
Lübnan'ın bu hamlesi, sadece Gazze'deki duruma odaklanmıyor; aynı zamanda İsrail ile Lübnan arasındaki sınır anlaşmazlıklarını da içeriyor. Berri, konuşmasında İsrail'in işgal altındaki Şeba Çiftlikleri'ni ve Golan Tepeleri'nin bir bölümünü işgal etmesine de atıfta bulunarak, "Bu işgallerin tamamı suç teşkil etmekte ve Lübnan bu konularda da uluslararası makamlara başvuracaktır" ifadelerini kullandı.
Bölgede son dönemde İran destekli Hizbullah ile İsrail arasında sınırda artan çatışmalar da yaşanıyor. Bu çatışmalar, Lübnan'ın güneyinde tansiyonu yükseltmişti. Berri'nin hukuk mücadelesi vurgusu, askeri gerilimin yanında diplomatik ve hukuki bir cephe açma stratejisi olarak görülüyor. Uzmanlara göre, Lübnan'ın bu tutumu, bölgedeki Arap ülkeleri üzerinde de etkili olabilir ve İsrail'e karşı ortak hukuki girişimleri teşvik edebilir.
Öte yandan, uluslararası hukuk uzmanları, Lübnan'ın dava açabilmesi için UAD veya UCM'nin yargı yetkisini tanıması gerektiğine dikkat çekiyor. Lübnan'ın UAD tüzüğünü imzalamış olması, davayı açmak için yeterli zemin oluşturabilir. Ancak İsrail, UAD'nin kararlarını tanımadığını defalarca açıklamıştı. Buna rağmen, UAD'nin verdiği ihtiyati tedbir kararlarının uluslararası toplumda yaptırım gücü bulunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, başından bu yana Gazze'deki saldırıları soykırım olarak nitelendirmiş ve İsrail aleyhine uluslararası hukuk yollarını desteklemiştir. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde Türkiye, UAD'deki davalara müdahil olma kararı almıştır. Lübnan'ın bu açıklaması, Türkiye'nin Filistin davasına verdiği destekle örtüşmekte ve bölgesel dayanışmayı güçlendirmektedir. Türkiye, Lübnan ile iyi ilişkilerini sürdürmekte olup, bu tür hukuki girişimlerin, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki çıkarları ve bölgesel istikrar açısından da olumlu bir gelişme olduğu değerlendirilmektedir. Türkiye'nin bu süreçte diplomatik ve hukuki alanda deneyiminin, Lübnan'a teknik destek sağlama potansiyeli bulunmaktadır.