Lübnan hükümeti, İsrail'in ülke genelinde düzenlediği yeni hava saldırılarının ardından "tehlikeli bir tırmanma" konusunda uyardı. Başkent Beyrut'ta Maliye Bakanlığı binasının hasar gördüğü ve boş bir hastanenin tamamen yıkıldığı bildirildi. Saldırılar, bölgede zaten kırılgan olan ateşkes sürecini daha da tehlikeye atarken, uluslararası toplumdan artan endişe sinyalleri geliyor.
Saldırıların bilançosu ve hedef alınan noktalar
İsrail savaş uçakları, dün gece saatlerinden itibaren Lübnan'ın çeşitli bölgelerine yönelik yoğun bir bombardıman başlattı. Lübnan resmi haber ajansı NNA'nın aktardığı bilgilere göre, başkent Beyrut'un güney banliyölerinde ve Bekaa Vadisi'nde çok sayıda hava saldırısı düzenlendi. Saldırılarda Maliye Bakanlığı'na ait bir bina isabet alarak büyük hasar gördü. Ayrıca, daha önce boşaltılmış olan bir hastane binası tamamen yıkıldı. İlk belirlemelere göre can kaybı yaşanmadı; ancak maddi hasarın boyutu henüz net değil.
Lübnan Sağlık Bakanlığı, saldırıların sivil altyapıyı hedef aldığını belirterek, hastanelerin ve kamu binalarının korunması gerektiğini vurguladı. İsrail ordusu ise saldırıların Hizbullah'a ait askeri hedeflere yönelik olduğunu öne sürdü. Ancak Lübnan tarafı, vurulan noktaların sivil nitelik taşıdığını savunuyor.
Lübnan'ın tepkisi ve uluslararası yansımalar
Lübnan Başbakanı Necip Mikati, saldırıların ardından acil bir basın toplantısı düzenleyerek, "İsrail'in bu saldırıları, bölgede tehlikeli bir tırmanmaya yol açacaktır. Uluslararası toplumu, İsrail'i durdurmaya çağırıyoruz" dedi. Mikati, saldırıların ateşkes anlaşmasını ihlal ettiğini ve Lübnan'ın egemenliğine yönelik bir saldırı olduğunu belirtti.
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, saldırıları endişeyle karşıladığını ve taraflara itidal çağrısı yaptığını açıkladı. ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü ise "İsrail'in kendini savunma hakkını" vurgulamakla birlikte, sivil kayıpların önlenmesi gerektiğini belirtti. Avrupa Birliği Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, saldırıların "kabul edilemez" olduğunu ve bölgesel istikrarı tehdit ettiğini söyledi.
İsrail tarafından yapılan açıklamada ise saldırıların, Hizbullah'ın son günlerde artan provokasyonlarına yanıt olduğu belirtildi. İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF), "Hizbullah'ın altyapısını hedef almaya devam edeceğiz" ifadelerini kullandı.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu son tırmanma, İsrail ile Hizbullah arasında aylardır süren düşük yoğunluklu çatışmaların ardından geldi. Ekim 2023'ten bu yana devam eden çatışmalar, zaman zaman ateşkes ve gerilim düşürme çabalarıyla kesintiye uğramıştı. Ancak son saldırılar, kalıcı bir ateşkesin ne kadar kırılgan olduğunu gösteriyor.
Uzmanlar, İsrail'in saldırılarının arkasında yatan nedenler arasında İran'ın bölgedeki etkisini dengeleme ve Hizbullah'ın askeri kapasitesini zayıflatma amacının bulunduğunu belirtiyor. Lübnan ise ekonomik krizle boğuşurken, yeni bir savaşın eşiğinde olmanın endişesini taşıyor. Ülke, 2019'dan bu yana derin bir ekonomik çöküş yaşıyor; altyapı çökmüş durumda ve halk temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanıyor.
Bölgesel aktörlerin pozisyonları da kritik. İran, saldırıları kınayarak İsrail'i "savaş suçu işlemekle" suçladı. Suudi Arabistan ve Mısır gibi Sünni Arap devletleri ise itidal çağrısı yapmakla yetindi. Türkiye, saldırıları kınayan açıklamalarda bulunarak, İsrail'in bölgede istikrarı bozduğunu vurguladı.
Küresel piyasalar açısından, Orta Doğu'daki gerilim petrol fiyatlarını yukarı yönlü baskılayabilir. Brent petrol, saldırı haberlerinin ardından yüzde 2'ye yakın değer kazandı. Analistler, çatışmaların genişlemesi durumunda enerji arzında kesinti riski olduğunu belirtiyor. Ayrıca, Lübnan'ın ekonomik krizi ve mülteci sorunu, Avrupa için de istikrarsızlık kaynağı olmaya devam ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Lübnan'daki gelişmeleri yakından takip ediyor. İsrail'in saldırıları, Türkiye'nin bölgesel istikrar ve güvenlik politikalarını doğrudan etkiliyor. Ankara, ateşkesin korunması ve sivil kayıpların önlenmesi çağrısında bulunuyor. Olası bir geniş çaplı savaş, Türkiye'nin güney sınırlarında yeni bir mülteci dalgasına ve enerji güvenliği risklerine yol açabilir. Ayrıca, Türkiye'nin İsrail ile artan gerilimi ve bölgesel dengeler açısından dikkatli bir diplomasi yürütmesi gerekiyor.