Lübnan Sağlık Bakanlığı, Ekim 2023'ten bu yana İsrail'in düzenlediği saldırılarda hayatını kaybedenlerin sayısının 9 bine yaklaştığını duyurdu. Bakanlığın açıklamasına göre, son bir haftada öldürülenlerin sayısı 200'ü aştı. Saldırıların yoğunlaştığı güney Lübnan ve Beyrut'un güney banliyölerinde sivil kayıplar endişe verici boyutlara ulaştı. Sağlık Bakanlığı, yaralı sayısının da binlerce olduğunu ve altyapının ciddi hasar gördüğünü belirtti.
Çatışmaların arka planı ve tırmanan şiddet
İsrail ile Hizbullah arasındaki çatışmalar, Ekim 2023'te Gazze'deki savaşın başlamasıyla birlikte Lübnan sınırına sıçradı. O tarihten bu yana karşılıklı saldırılar aralıksız devam ediyor. İsrail, Hizbullah'ın askeri altyapısını hedef aldığını savunurken, Lübnan makamları saldırıların sivil yerleşim yerlerini vurduğunu ve aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu çok sayıda sivilin öldüğünü vurguluyor. Son haftalarda İsrail'in hava saldırıları yoğunlaşırken, Hizbullah da kuzey İsrail'e roket atışlarını sürdürüyor. Birleşmiş Milletler ve uluslararası insan hakları örgütleri, artan sivil kayıplardan duydukları endişeyi dile getirerek taraflara itidal çağrısında bulundu.
Lübnan Sağlık Bakanlığı'nın verilerine göre, Ekim 2023'ten bu yana toplam can kaybı 8.900'ü aşmış durumda. Bu sayının büyük bir kısmı son aylarda yaşanan çatışmalarda meydana geldi. Bakanlık, sağlık tesislerinin de hedef alındığını ve birçok hastanenin hizmet veremez hale geldiğini bildirdi. Ülkedeki ekonomik kriz ve altyapı sorunları nedeniyle sağlık sistemi zaten kırılgan bir durumdaydı; savaş bu durumu daha da kötüleştirdi.
Bölgesel ve küresel yansımalar
Lübnan'daki çatışmalar, Orta Doğu'da istikrarsızlığı derinleştiriyor. İsrail'in Gazze'ye yönelik operasyonlarıyla eş zamanlı yürüttüğü Lübnan saldırıları, bölgesel bir savaş riskini gündeme getiriyor. İran'ın desteklediği Hizbullah ile İsrail arasındaki gerilim, Suriye ve Irak gibi komşu ülkeleri de etkiliyor. Uluslararası toplum, çatışmanın yayılmasını önlemek için diplomatik girişimlerini sürdürüyor. ABD ve Avrupa ülkeleri, taraflar arasında ateşkes sağlanması için çaba harcarken, insani yardımların bölgeye ulaştırılması da güçlükle yürütülüyor. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, konuyu acil gündemine aldı ancak somut bir karar çıkmadı.
Lübnan zaten yıllardır siyasi ve ekonomik krizle boğuşuyor. 2020'deki Beyrut liman patlamasının yaraları sarılamamışken, şimdi bir de savaşın yıkımı eklenmiş durumda. Ülkedeki mülteci kampları ve sınır bölgelerindeki köyler boşaltılmış, binlerce kişi ülke içinde yerinden edilmiş durumda. İnsani yardım kuruluşları, artan ihtiyaçlara karşı kaynakların yetersiz olduğunu belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Lübnan'daki çatışmalar, Türkiye'nin güney komşusu Suriye üzerinden doğrudan güvenlik ve istikrar kaygılarını artırıyor. Türkiye, bölgede artan şiddetin sivil kayıplara yol açmasından endişe duyuyor ve diplomatik kanallarla ateşkes çağrısını yineliyor. Ayrıca, olası bir mülteci akını ve ekonomik yansımalar Türkiye için risk oluşturuyor. Türkiye, insani yardım koridorlarının açılması ve bölgesel istikrarın sağlanması için uluslararası toplumla işbirliğini sürdürüyor. Orta Doğu'daki tırmanma, Türkiye'nin enerji güvenliği ve ticaret yolları açısından da dikkatle izleniyor.