Yemen'in çöl savaş alanlarında, küresel sonuçları olan bir savaş sürüyor. Ülkenin liman kenti Aden'deki ameliyathanelerde ise jeopolitik uzak hissediliyor. Yemen'deki yerleşik iç savaş artık göz ardı edilemez hale geldi; ancak sağlık çalışanları ve hastalar, günlük yaşam mücadelesinde küresel güçlerin çekişmesinden çok, temel ihtiyaçlara odaklanmış durumda.
Gelişmenin Arka Planı: Yemen'de Yıllardır Süren Çatışma
Yemen'de 2014'ten bu yana süren iç savaş, Husiler ile Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon destekli hükümet güçleri arasında şiddetli çatışmalara sahne oluyor. Ülke, dünyanın en büyük insani krizlerinden biriyle karşı karşıya. Birleşmiş Milletler verilerine göre, 377 bin kişi dolaylı veya doğrudan savaş nedeniyle hayatını kaybetti; milyonlarca kişi yerinden edildi ve nüfusun büyük bölümü insani yardıma muhtaç.
Aden, geçici hükümetin merkezi olarak stratejik öneme sahip. Ancak kent, son yıllarda suikastlar, bombalamalar ve silahlı gruplar arası çatışmalarla sarsıldı. Hastaneler, savaşın yaralarını sarmaya çalışırken ilaç, tıbbi malzeme ve personel sıkıntısı çekiyor. Doktorlar, elektrik kesintileri ve güvenlik endişeleri altında çalışıyor. Bu durum, savaşın sadece cephede değil, günlük yaşamın her alanında yıkıcı etkisini gözler önüne seriyor.
Çatışmanın kökeni, 2011 Arap Baharı sonrası siyasi istikrarsızlığa dayanıyor. Husi hareketi, 2014'te başkent Sana'yı ele geçirdi ve Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon 2015'te müdahale etti. O tarihten bu yana savaş, bölgesel güçlerin vekalet çatışmasına dönüştü. İran, Husileri desteklerken; Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri, hükümet güçlerine destek veriyor. Bu vekalet savaşı, Yemen'i adeta bir satranç tahtasına çevirmiş durumda.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Ticaret Yolları ve Enerji Güvenliği
Yemen, dünya ticaretinin can damarı olan Bab el-Mendeb Boğazı'na kıyıdaş. Bu boğaz, Süveyş Kanalı üzerinden Avrupa ile Asya arasındaki deniz trafiğinin yaklaşık yüzde 12'sini oluşturuyor. Husilerin Kızıldeniz'deki saldırıları, küresel deniz taşımacılığını tehdit ediyor; birçok gemi rotasını değiştirmek zorunda kaldı, bu da maliyetleri artırdı ve teslimat sürelerini uzattı. 2023'ün sonlarından itibaren Husilerin İsrail bağlantılı gemilere yönelik saldırıları, ABD ve İngiltere'nin müdahalesine yol açtı. Bu durum, Yemen savaşının küresel bir krize dönüşme potansiyelini gösteriyor.
Bölgesel aktörler arasındaki gerilim de derinleşiyor. Suudi Arabistan, İran ile 2023'te Çin arabuluculuğunda normalleşme adımları atsa da, Yemen'deki çatışma hala çözülemedi. Umman, barış çabalarına ev sahipliği yapıyor; ancak taraflar arasındaki güvensizlik büyük. Birleşmiş Milletler, ateşkes çağrılarını sürdürüyor, fakat kalıcı bir çözüm için daha fazla çaba gerekiyor. Yemen'deki istikrarsızlık, bölgesel güç dengesini de etkiliyor: Suudi Arabistan'ın güney komşusundaki kaos, Riyad'ın güvenlik endişelerini artırıyor; BAE ise güneyde ayrılıkçı grupları destekleyerek nüfuz alanını genişletmeye çalışıyor.
Küresel güçler de bu savaşta taraf. ABD, Suudi Arabistan'a istihbarat ve lojistik destek sağlarken; Çin, ekonomik yatırımlar ve diplomatik girişimlerle etkisini artırıyor. Rusya ise çeşitli gruplarla temas halinde. Yemen, adeta küresel rekabetin bir yansıması haline gelmiş durumda. İnsani boyut ise giderek ağırlaşıyor: BM'ye göre 17 milyondan fazla kişi gıda güvensizliği yaşıyor, 4 milyon kişi yerinden edilmiş durumda. Kolera salgınları ve yetersiz sağlık hizmetleri, özellikle çocukları ve kadınları vuruyor. Aden'deki hastaneler, savaşın bu görünmeyen yüzünü temsil ediyor: doktorlar, sınırlı imkanlarla hayat kurtarmaya çalışırken, uluslararası toplumun ilgisi genellikle jeopolitik hesaplara odaklanmış durumda.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Yemen'deki çatışmaya doğrudan müdahil olmasa da, bölgesel istikrarsızlık Türk dış politikası ve ekonomik çıkarları açısından önemli sonuçlar doğuruyor. Kızıldeniz'deki güvenlik sorunları, Türk deniz ticaretini ve enerji ithalatını olumsuz etkiliyor; Süveyş Kanalı üzerinden yapılan ticaretin aksaması, ihracat maliyetlerini artırıyor. Ayrıca Yemen'deki insani kriz, Türkiye'nin insani diplomasi ve yardım faaliyetleri için bir alan oluşturuyor. Türkiye, Suudi Arabistan ve BAE ile ilişkilerini dengeleyerek bölgesel barış çabalarına katkı sağlayabilir. Uzun vadede, Yemen'de kalıcı bir çözüm, Türkiye'nin Körfez ve Asya'ya uzanan ticaret yollarının güvenliği için kritik önemde.