Lübnan, İsrail’in ülkenin güneyinde cumartesi günü düzenlediği saldırıları rapor ederken, İsrail ordusu Nebatiye kenti ve 20’den fazla bölge için geniş çaplı boşaltma uyarıları yayınladı. Saldırılar, İsrail ile Hizbullah arasında aylardır devam eden sınır çatışmalarının en yoğunlarından birini oluşturuyor. Lübnan Sağlık Bakanlığı’na göre, son saldırılarda en az 10 kişi hayatını kaybetti, çok sayıda kişi yaralandı. İsrail ordusu, hedeflerin Hizbullah’a ait askeri altyapı olduğunu belirtirken, Lübnan’da sivil kayıplara ilişkin endişeler artıyor. ABD ve İran’ın ise bölgesel gerilimi düşürmek için dolaylı görüşmelerde anlaşmaya yaklaştığı bildiriliyor.
Gelişmenin arka planı
İsrail’in boşaltma uyarıları, özellikle Nebatiye kentinde yoğunlaşmış durumda. Şehir, Hizbullah’ın güney Lübnan’daki en önemli kalelerinden biri olarak biliniyor. İsrail ordusu, bölgedeki yerleşim yerlerine yakın mesafede Hizbullah roket rampaları ve mühimmat depoları tespit ettiğini iddia ediyor. Bu kapsamda, sivil can kaybını önlemek amacıyla 20’den fazla köy ve kasaba için boşaltma çağrısı yapıldı. Lübnan hükümeti ise İsrail’in uyarılarının sivil paniği artırdığını ve bölgede göç dalgasına neden olduğunu belirtti. Birleşmiş Milletler, çatışmaların başladığı 2023 Ekim ayından bu yana 100 binden fazla kişinin evlerini terk etmek zorunda kaldığını açıkladı. Bu sayının son saldırılarla birlikte artabileceği belirtiliyor.
Hizbullah ise İsrail’e yönelik saldırılarını sürdürüyor. Örgüt, cumartesi günü İsrail’in kuzeyindeki askeri hedeflere roket ve insansız hava aracı saldırıları düzenlediğini duyurdu. İsrail hava savunma sistemlerinin bu saldırıların bir kısmını etkisiz hale getirdiği bildirilirken, bazı roketlerin yerleşim yerlerine düştüğü ifade ediliyor. Çatışmaların tırmanması, İsrail’in Gazze’de Hamas’a karşı yürüttüğü operasyonların bölgesel bir savaşa dönüşme riskini beraberinde getiriyor. ABD, Fransa ve Birleşmiş Milletler, taraflara itidal çağrısında bulunurken, diplomatik çabalar yoğunlaşmış durumda.
Bölgesel ve küresel boyut
Çatışmaların genişlemesi, bölgesel güç dengesi açısından kritik bir dönemece işaret ediyor. İsrail’in Lübnan’a yönelik operasyonları, ülkenin kuzeydeki güvenliğini sağlama amacı taşısa da, Hizbullah’ın İran’dan aldığı destek sayesinde daha büyük bir çatışmaya dönüşme potansiyeli taşıyor. İran, son günlerde dolaylı yollardan ABD ile gerilimi azaltmak için adımlar attığını sinyalini vermiş olsa da, Lübnan’daki durum Tahran’ın bölgesel stratejisini yakından ilgilendiriyor. Uzmanlar, İran’ın Hizbullah’ı sınırlı bir caydırıcılık aracı olarak kullanırken, tam ölçekli bir savaştan kaçınmaya çalıştığını belirtiyor. ABD ise hem İsrail’in kendini savunma hakkını tanırken hem de yeni bir cephe açılmasını engellemek için diplomatik çabalarını artırmış durumda. Dışişleri Bakanı Antony Blinken’ın bölge ziyareti sırasında ateşkes ihtimalini masaya yatırdığı bildiriliyor. Avrupa Birliği, insani yardım çağrıları yaparken, Rusya da taraflara itidal çağrısında bulundu. Bu durum, Ortadoğu’daki dengelerin yeniden şekillenmesine yol açabilecek bir gelişme olarak değerlendiriliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Lübnan’daki çatışmaların genişlemesinden doğrudan etkilenebilecek bir coğrafyada yer alıyor. Güney sınırındaki istikrarsızlık, Türkiye’nin Suriye ve Irak politikalarını da etkileyebilir. Ankara, bölgede tansiyonun düşürülmesi için diplomatik girişimlerde bulunurken, aynı zamanda Lübnan’daki Türk vatandaşlarının tahliyesi için hazırlık yapıyor. Ekonomik boyutta ise, Ortadoğu’daki herhangi bir büyük çaplı çatışma enerji fiyatlarını ve ticaret yollarını etkileyerek Türkiye’yi dolaylı yoldan etkileyebilir. Türkiye’nin bölgede arabuluculuk rolü üstlenme potansiyeli bulunsa da, şu anki çatışma ortamı bu tür girişimleri zorlaştırıyor.