Lübnan hükümeti, İsrail ordusunun ülkenin güneyinde asker bulundurma niyetini sürdürmesi üzerine, daha önce çatışmalar nedeniyle evlerini terk etmek zorunda kalan sivillerin geri dönmemesi konusunda uyarı yaptı. Beyrut yönetimi, İsrail'in bu hamlesinin ateşkes ihlali olduğunu savunurken, bölgede yeniden çatışma riskinin yüksek olduğuna dikkat çekiyor. Birleşmiş Milletler ve uluslararası toplumun arabuluculuk çabalarına rağmen, taraflar arasındaki güvensizlik sürüyor.
Gelişmenin Arka Planı
Lübnan-İsrail sınırında son aylarda artan gerginlik, taraflar arasında bir dizi çatışmaya yol açtı. Geçtiğimiz haftalarda İsrail ordusu, Hizbullah'ın saldırılarını gerekçe göstererek güney Lübnan'a kara birlikleri sevk etmişti. Bunun üzerine Lübnan hükümeti, sivillerin can güvenliğini korumak amacıyla geçici tahliye çağrısı yapmıştı. Ancak İsrail'in askerlerini geri çekmeyi reddetmesi, durumu daha da karmaşık hale getirdi. Lübnan Başbakanı, yaptığı açıklamada “İsrail'in egemenliğimizi ihlal eden bu tutumu, bölgede istikrarı tehdit ediyor. Vatandaşlarımızın güvenliği için dönüşleri şu an için mümkün değil” ifadelerini kullandı.
Öte yandan İsrail, güney Lübnan'daki varlığının Hizbullah’ın yeniden silahlanmasını önlemek ve kuzey İsrail yerleşimlerini korumak amacıyla sürdürüldüğünü savunuyor. Ancak bu gerekçe, uluslararası hukuk çerçevesinde tartışmalı bulunuyor. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, tarafları itidal çağrısı yaparak 1701 sayılı kararın uygulanmasını istese de somut bir ilerleme kaydedilmiş değil. Lübnan ordusu da İsrail işgaline karşı koymak için yetersiz kalırken, Hizbullah'ın askeri kanadı güneydeki direniş faaliyetlerini sürdürüyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu gelişme, Ortadoğu'da zaten kırılgan olan dengeleri daha da sarsma potansiyeli taşıyor. İran destekli Hizbullah ile İsrail arasındaki gerilim, bölgesel güçlerin müdahalesini tetikleyebilir. Suriye sınırındaki hareketlilik ve İran'ın nükleer müzakerelerdeki tutumu, bu krizi daha büyük bir çatışmaya dönüştürebilir. ABD ve AB ülkeleri, taraflara sükunet çağrısı yaparken, Rusya da arabuluculuk teklifinde bulundu. Ancak İsrail'in Lübnan'daki varlığını sürdürmesi, Birleşmiş Milletler'in ateşkes çabalarını sekteye uğratıyor. Bölgedeki insani durum da giderek kötüleşiyor: Yüz binlerce Lübnanlı, temel ihtiyaçlara erişimde zorluk yaşarken, sınır ötesi ticaret ve turizm de olumsuz etkileniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Lübnan-İsrail arasındaki bu kriz, Türkiye'nin Doğu Akdeniz ve Ortadoğu politikaları açısından doğrudan önem taşımaktadır. Türkiye, Lübnan'ın toprak bütünlüğüne verdiği desteği sürdürürken, İsrail'le ilişkilerinin normalleşme çabalarını da dengede tutmak zorundadır. Bölgede çıkacak geniş çaplı bir çatışma, Mavi Vatan konsepti çerçevesinde Doğu Akdeniz'deki enerji güvenliğini tehdit edebilir. Ayrıca, Suriye'den kaynaklanan göç dalgalarının yanına bir de Lübnan krizinin eklenmesi, Türkiye'nin güney sınırlarındaki istikrarı tehlikeye atabilir. Türkiye, insani yardım koridorlarının açılması ve diplomatik çözüm için arabuluculuk rolü üstlenebilir.