Lübnan ve İsrail arasında imzalanan barış anlaşması, Hizbullah'ın silahlarını bırakmasını şart koşuyor. Ancak bu talep, Lübnanlı Şii militan grup için kabul edilemez bir durum. Anlaşma, taraflar arasındaki derin güvensizlik ve bölgesel dinamikler nedeniyle daha en başından başarısızlığa mahkûm olarak görülüyor. Kritik soru şu: Barış süreci gerçekten uygulanabilir mi, yoksa sadece diplomatik bir jest mi?
Anlaşmanın Arka Planı ve İçeriği
Lübnan ve İsrail arasında uzun süredir devam eden düşmanlık, 2006 savaşıyla zirveye ulaşmıştı. O tarihten bu yana Birleşmiş Milletler arabuluculuğunda yürütülen müzakereler, nihayet bir barış anlaşması metni ortaya çıkardı. Anlaşma, Lübnan egemenliğini ve toprak bütünlüğünü tanıyor, karşılıklı saldırmazlık taahhüdü içeriyor ve en önemlisi, Hizbullah'ın silahsızlandırılmasını öngörüyor.
Ancak Hizbullah, Lübnan siyasetinde ve toplumunda güçlü bir aktör. Örgüt, İsrail'e karşı direnişin sembolü olarak görülüyor ve silahlı kanadı, ülkenin en etkili askeri gücü konumunda. Hizbullah lideri Hasan Nasrallah daha önce yaptığı açıklamalarda, silahlarını bırakmanın söz konusu olmadığını ve bunun ancak İsrail tehdidi sona erdiğinde mümkün olabileceğini belirtmişti.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Anlaşmanın başarısızlık riski yüksek. Hizbullah'ın silahsızlanmayı reddetmesi, anlaşmanın uygulanmasını imkânsız kılıyor. Ayrıca İran'ın Hizbullah'a verdiği destek, bölgedeki İran-İsrail çekişmesini de anlaşmanın önünde bir engel olarak ortaya koyuyor. ABD ve Fransa'nın da dahil olduğu uluslararası toplum, anlaşmanın uygulanması için baskı yapıyor ancak Hizbullah'ın bu baskılara boyun eğmesi beklenmiyor.
Diğer yandan Lübnan hükümeti, Hizbullah'ı kontrol edemiyor. Örgütün silahlı kuvvetleri Lübnan ordusundan daha güçlü ve ülkenin güneyinde fiili bir denetim sağlıyor. Bu durum, Lübnan'ın egemenliğini zayıflatıyor ve anlaşmanın uygulanabilirliğini sorgulanır hale getiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu anlaşma, Türkiye'nin Orta Doğu politikasını yakından ilgilendiriyor. Türkiye, Lübnan'ın istikrarına ve toprak bütünlüğüne önem verirken, Hizbullah'ın silahsızlandırılması talebi Ankara'nın da desteklediği bir unsur. Ancak İran'ın bölgedeki nüfuzu ve Hizbullah'a verdiği destek, Türkiye'nin İran'la rekabet ettiği alanlardan biri. Dolayısıyla anlaşmanın başarısızlığı, Türkiye'nin Lübnan ve Doğu Akdeniz'deki çıkarlarını olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, Suriye'deki çatışmaların Lübnan'a sıçrama riski, Türkiye'nin güvenlik kaygılarını artırıyor.