Lübnan, ülkenin çöküşünün sembol isimlerinden eski Merkez Bankası Başkanı Riad Salameh hakkında yeni bir dava açtı. Adli kaynaklara dayandırılan haberlere göre, eski ticari bankacı ayrıca mali suçlar nedeniyle iddianame kapsamına alındı. Salameh, 30 yılı aşkın görev süresi boyunca ülkenin mali çöküşüne zemin hazırladığı gerekçesiyle yolsuzluk, zimmet ve kara para aklama suçlamalarıyla karşı karşıya. Bu gelişme, Lübnan'ın yıllardır süren ekonomik krizin sorumlularını yargılama çabalarının bir parçası olarak değerlendiriliyor.
Gelişmenin arka planı
Riad Salameh, 1993 yılında Lübnan Merkez Bankası'nın başına geçti ve 2023'e kadar bu görevde kaldı. Görev süresi boyunca ülkenin para politikasını yönetti ancak özellikle 2019'da patlak veren mali krizin ardından sert eleştirilerin hedefi oldu. Mevduatların dondurulması, paranın değer kaybetmesi ve bankacılık sisteminin çökmesi, halkın büyük bir kısmını yoksulluğa sürükledi. Salameh'in bu süreçte yurtdışına milyonlarca dolar transfer ettiği ve varlıklarını gizlediği iddia ediliyor.
Adli kaynaklara göre yeni dava, Salameh'in 2015-2019 yılları arasında ticari bankalar aracılığıyla faiz oranlarını manipüle ederek ve bankalara yüksek getiri sağlayarak kendisine ve işbirlikçilerine haksız kazanç sağladığı iddialarını içeriyor. Ayrıca, eski başkanın bankalardan kredi alarak bu paraları Kıbrıs ve Avrupa'daki hesaplara aktardığı ileri sürülüyor. Lübnan savcılığı, bu süreçte Salameh'in kardeşi Raja Salameh ve yakın çevresindeki isimler hakkında da soruşturma başlattı.
Riad Salameh, suçlamaları reddediyor ve kendisini siyasi bir hedef olarak görüyor. Avukatları, davanın Lübnan'ın çöküşünün sorumluluğunu tek bir kişiye yükleme çabası olduğunu savunuyor. Ancak uluslararası toplum, Salameh'in yargılanmasını Lübnan'daki yolsuzlukla mücadele açısından önemli bir test olarak izliyor. Fransa, Almanya ve İsviçre'de de Salameh hakkında paralel soruşturmalar sürüyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Lübnan'ın mali çöküşü, yalnızca ülkeyi değil, Doğu Akdeniz'deki bölgesel istikrarı da etkiliyor. Milyonlarca mülteciye ev sahipliği yapan Lübnan, ekonomik çöküşün ardından büyük bir göç dalgasıyla karşı karşıya. Bu durum, komşu ülkelerde sosyal ve ekonomik baskıları artırıyor. Ayrıca, Lübnan'ın Hizbullah ile olan bağları nedeniyle iç siyasi krizler, bölgesel güç mücadelelerinin bir yansıması olarak görülüyor.
Salameh davası, uluslararası finansal sistemde Lübnan'ın itibarının yeniden tesis edilmesi açısından da kritik. IMF ile yürütülen kurtarma paketi görüşmeleri, yolsuzlukla mücadele koşullarına bağlanmış durumda. Uluslararası toplum, Salameh'in yargılanmasını Lübnan'ın bu yöndeki kararlılığının bir göstergesi olarak değerlendiriyor. Ancak ülkede hâlâ geniş çaplı bir siyasi dönüşüm yaşanmadığı için bu tür davaların kalıcı bir reforma dönüşmesi belirsiz.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Lübnan'daki gelişmeleri yakından izliyor. Özellikle Akdeniz'deki enerji kaynakları ve deniz sınırları konusunda yaşanan gerilimlerde Lübnan'ın istikrarı önem taşıyor. Lübnan'ın mali çöküşü, Doğu Akdeniz'de dengeleri bozabilecek bir unsur olarak görülüyor. Türkiye, Lübnan'la ticari ilişkilerini sürdürürken, bölgedeki yolsuzlukların ortadan kaldırılması ve ekonomik toparlanmanın sağlanması, Türkiye'nin de çıkarına. Salameh davası, Lübnan'da hukukun üstünlüğünün tesis edilmesi açısından umut verici bir adım olarak değerlendirilebilir. Türk dış politikası, Lübnan'ın toprak bütünlüğünü ve siyasi istikrarını desteklemeye devam ediyor; bu tür davaların bölgesel istikrara katkı sağlaması bekleniyor.