Lübnan'da 2019'dan bu yana devam eden ekonomik kriz, enflasyonu körükleyerek hane halkının alım gücünü eritiyor. Dünya Bankası'nın son tahminlerine göre, Lübnan ekonomisinin bu yıl yüzde 6,4 oranında küçülmesi bekleniyor. Enflasyonun ise yüzde 17,5 seviyesine ulaşacağı öngörülüyor. Ülke, İsrail ile Hizbullah arasındaki savaşın yeniden alevlenmesiyle zayıf toparlanma sürecini de yitirmiş durumda.
Krizin Arka Planı: 2019'dan Bugüne
Lübnan, 2019 yılında başlayan ekonomik çöküşle birlikte tarihinin en ağır finansal krizlerinden birini yaşıyor. Bankacılık sektörü çöktü, para birimi Lübnan lirası değerinin büyük kısmını yitirdi ve devlet temerrüde düştü. Kriz, tasarruflarını bankalarda tutan mevduat sahiplerinin paralarına erişememesiyle sonuçlandı. Altyapı hizmetleri aksadı, elektrik ve su kesintileri günlük yaşamın parçası haline geldi.
2024 yılında ekonomide kırılgan bir canlanma belirtileri görülmüştü; ancak İsrail'in Hizbullah'a yönelik askeri operasyonları, bu kırılgan toparlanmayı sekteye uğrattı. Çatışmalar, özellikle güney Lübnan'da tarım ve turizm sektörlerini vurdu, yatırımcı güvenini sarstı. Dünya Bankası, savaşın etkisiyle ekonomik küçülmenin derinleştiğini ve enflasyonun çift haneli rakamlarda seyrettiğini belirtiyor.
Hükümet, Uluslararası Para Fonu (IMF) ile 2020'den beri süren kredi görüşmelerini henüz sonuçlandıramadı. IMF, reform taleplerinde ısrar ederken, siyasi istikrarsızlık ve yolsuzluk iddiaları süreci tıkıyor. Merkez Bankası'nın rezervleri erirken, para basımı enflasyonu daha da körüklüyor. Halk, gıda ve ilaç gibi temel ihtiyaçlara erişimde zorlanıyor; yoksulluk oranı nüfusun büyük bölümünü kapsıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Lübnan'daki kriz, sadece ülke içi bir sorun olmaktan çıkıp bölgesel istikrarı tehdit eden bir hal aldı. Ülke, Orta Doğu'da zaten kırılgan olan dengeler üzerinde ek bir yük oluşturuyor. Mülteci akınları, uyuşturucu kaçakçılığı ve silahlı grupların güçlenmesi gibi riskler, komşu ülkeler ve Avrupa için güvenlik endişesi yaratıyor. Avrupa Birliği, Lübnan'a yönelik insani yardımları artırsa da, kalıcı bir çözüm için siyasi reform şartı koşuyor.
Körfez ülkeleri, özellikle Suudi Arabistan ve BAE, Lübnan'a yatırım yapmaktan kaçınıyor; bunun nedeni olarak Hizbullah'ın siyasi ve askeri gücünü gösteriyorlar. Buna karşılık Katar ve Fransa, insani yardım ve diyalog çağrılarında bulunuyor. Uluslararası toplum, Lübnan'ın yeniden yapılanması için kapsamlı bir reform programı ve siyasi uzlaşı gerektiğini vurguluyor.
Dünya Bankası raporu, Lübnan'ın karşı karşıya olduğu yapısal sorunlara işaret ediyor: yolsuzluk, verimsiz kamu yönetimi, kayıt dışı ekonomi ve döviz rezervlerinin tükenmesi. Raporda, acil önlem alınmaması halinde yaşam standartlarının daha da düşeceği ve toplumsal huzursuzluğun artacağı uyarısı yapılıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Lübnan'daki ekonomik çöküş, Türkiye'nin doğu Akdeniz ve Orta Doğu politikalarını doğrudan etkiliyor. Türkiye, Lübnan'a insani yardım gönderen ve istikrarın korunmasını savunan ülkeler arasında. Ancak, Lübnan'daki istikrarsızlık, Türkiye'ye yönelik düzensiz göç riskini artırabilir ve bölgesel ticaret yollarını olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, Doğu Akdeniz'deki enerji dengeleri ve İsrail-Hizbullah çatışmasının yayılma ihtimali, Türkiye'nin güvenlik hesaplarında önemli bir yer tutuyor. Türkiye, Lübnan'ın ekonomik toparlanması için uluslararası çabaları desteklerken, kendi sınır güvenliğini de gözetmek durumunda.