ABD Başkanı Donald Trump, Ukrayna'ya yönelik askeri yardımı durdurma tehdidini yeniden gündeme getirdi. Trump yönetiminin Rusya ile vardığı iddia edilen dizel anlaşması ve ilan edilen "enerji ateşkesi"nin, tıpkı önceki belirsiz taahhütler gibi hayal kırıklığıyla sonuçlanabileceği belirtiliyor. Bu gelişme, Batı'nın Kiev'e desteğinin sürdürülebilirliği konusundaki endişeleri artırıyor.
Yardımın kesilmesi tehdidi ve arka planı
Trump'ın son açıklamaları, ABD'nin Ukrayna'ya sağladığı güvenlik yardımının geleceğine dair belirsizliği derinleştirdi. Başkan, Ukrayna'nın "yeterince minnettar olmadığını" öne sürerek yardımı kesme kartını yeniden masaya yatırdı. Bu tehdit, daha önce de zaman zaman dile getirilmiş ancak somut bir adıma dönüşmemişti. Ancak bu kez, Trump'ın aynı dönemde Rusya ile enerji alanında bir anlaşma sağladığını iddia etmesi, durumu daha da karmaşık hale getiriyor. Söz konusu dizel anlaşmasının ayrıntıları belirsizliğini korurken, uzmanlar bunun stratejik bir hamle mi yoksa geçici bir oyalama mı olduğunu sorguluyor.
Beyaz Saray'dan yapılan açıklamalarda, enerji ateşkesinin küresel petrol fiyatlarını dengeleyeceği ve Rusya'nın Ukrayna'daki askeri operasyonlarını finanse etmesini zorlaştıracağı ileri sürülmüştü. Ancak piyasalardaki ilk tepkiler, anlaşmanın somut çerçevesinin netleşmemesi nedeniyle temkinli oldu. Trump, Kongre'deki bazı Cumhuriyetçi müttefiklerinin Ukrayna yardımına yönelik artan şüphelerini de arkasına alarak, yeni bir yardım paketini onaylatmak için ek tavizler koparmaya çalışıyor.
Küresel ve bölgesel yansımalar
ABD'nin Ukrayna'ya silah yardımını kesme ihtimali, NATO müttefikleri arasında endişeyle karşılanıyor. Avrupa başkentleri, Washington'ın desteği olmadan Kiev'in savunma kapasitesinin ciddi darbe alacağını ve Rusya'nın elinin güçleneceğini vurguluyor. Özellikle Polonya ve Baltık ülkeleri, ABD'nin geri adım atmasının bölgesel güvenlik mimarisini sarsacağı uyarısında bulunuyor. Öte yandan, Trump'ın Rusya ile dizel anlaşması iddiası, enerji piyasalarında dalgalanmalara yol açtı; Brent petrolünde kısa süreli bir düşüş yaşandı, ancak anlaşmanın belirsizliği fiyatların yeniden yükselmesine neden oldu.
Uzmanlar, Trump'ın "önce Amerika" doktrini çerçevesinde dış yardımları bir pazarlık aracı olarak kullanmayı sürdüreceğini belirtiyor. Bu durum, ABD'nin küresel liderlik rolünü sorgulatırken, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in elini güçlendirebilir. Kremlin'den henüz resmi bir açıklama gelmedi, ancak Rus medyası anlaşmayı "Batı'nın bölünmüşlüğünün kanıtı" olarak yorumladı. Avrupa Birliği ise Ukrayna'ya yönelik kendi yardımlarını artırma sinyali verdi; AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi, "ABD'nin çekilmesi durumunda Avrupa'nın sorumluluğu artar" dedi.
Askeri analistler, Ukrayna'nın halihazırda ABD yapımı HIMARS ve Patriot sistemlerine bağımlı olduğunu, alternatif tedarikçilerin bulunmasının yıllar alacağını hatırlatıyor. Bu nedenle Trump'ın tehdidi, Kiev için ciddi bir kırılganlık unsuru. Ayrıca, ABD Kongresi'nde onaylanan son yardım paketinin yavaş ilerlemesi, Ukrayna ordusunun cephede mühimmat sıkıntısı çekmesine yol açmıştı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'nin Ukrayna'ya silah yardımını kesme tehdidi, Türkiye'nin Karadeniz ve Doğu Akdeniz'deki güvenlik dengelerini doğrudan etkiliyor. Türkiye, Montrö Sözleşmesi çerçevesinde Boğazlar'daki statükoyu korurken, Ukrayna ile savunma sanayii işbirliğini (Bayraktar İHA'ları) sürdürüyor. ABD desteğinin azalması, Rusya'nın bölgede daha fazla manevra alanı bulmasına yol açabilir; bu da Türkiye'nin enerji koridorları ve tahıl anlaşması gibi konulardaki arabuluculuk rolünü zorlaştırabilir. Ayrıca, olası bir silah tedarik boşluğu, Türk savunma ihracatçıları için fırsat yaratabilir. Ancak Trump'ın Rusya ile dizel anlaşması, Türkiye'nin enerji ithalatında Rusya'ya olan bağımlılığını yeniden gündeme getirebilir; Ankara, dengeli bir politika izlemek zorunda.