Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile bir araya gelerek iki ülke arasındaki ilişkileri ve bölgesel gelişmeleri ele aldı. Görüşme, ABD'nin arabuluculuğunda yürütülen Lübnan-İsrail müzakerelerinin tıkandığı bir dönemde gerçekleşti. İsrail'de yaklaşan seçimler nedeniyle müzakerelerin askıya alındığı belirtiliyor. Lübnan tarafı, görüşmede ekonomik krizle mücadele ve uluslararası desteğin artırılması konularını gündeme getirdi.
Görüşmenin Arka Planı ve Müzakerelerin Durumu
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam'ın ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile yaptığı görüşme, Beyrut'un ekonomik ve siyasi istikrar arayışında kritik bir adım olarak değerlendiriliyor. ABD'nin ev sahipliğinde yürütülen dolaylı görüşmeler, Lübnan ile İsrail arasında deniz yetki alanları, sınır güvenliği ve enerji kaynaklarının paylaşımı gibi konuları kapsıyor. Ancak İsrail'deki siyasi belirsizlik ve yaklaşan seçimler, müzakerelerin ilerlemesini engelliyor. İsrail hükümeti, seçim öncesi taviz vermekten kaçınırken, Lübnan ekonomik krizden çıkış için acil adımlar bekliyor. ABD yönetimi ise bölgesel istikrarı sağlamak adına taraflar arasında denge kurmaya çalışıyor.
Lübnan, 2019'dan bu yana derin bir ekonomik krizle boğuşuyor. Ülke para birimi değer kaybetti, bankacılık sistemi çöktü ve yoksulluk arttı. Uluslararası Para Fonu (IMF) ile yürütülen kurtarma paketi görüşmeleri ise siyasi istikrarsızlık nedeniyle askıya alınmış durumda. Başbakan Selam, bu görüşmede ABD'den ekonomik destek ve yatırım taleplerini yineledi. Ayrıca Lübnan ordusunun güçlendirilmesi ve Güney Lübnan'daki güvenlik durumu da masada olan konular arasındaydı.
İsrail tarafında ise yaklaşan erken seçimler, hükümetin dış politika adımlarını yavaşlatmış durumda. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, seçim kampanyası sırasında sağ kanadı konsolide etmeye çalışırken, Lübnan ile yapılacak olası bir anlaşmanın seçim sonuçlarını etkileyebileceği düşünülüyor. Bu nedenle müzakerelerin seçim sonrasına ertelenebileceği belirtiliyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Lübnan-İsrail müzakereleri, sadece iki ülkeyi değil, tüm bölgeyi ilgilendiren bir denklem içinde. Doğu Akdeniz'deki doğalgaz rezervleri, deniz yetki alanları ve güvenlik konuları, Türkiye, Yunanistan, Kıbrıs ve Mısır gibi aktörleri de yakından ilgilendiriyor. ABD, bölgede istikrarı sağlamak ve İran'ın etkisini dengelemek için Lübnan'a destek veriyor. Ancak İsrail'in seçim süreci, ABD'nin arabuluculuk çabalarını sekteye uğratmış durumda. Ayrıca Hizbullah faktörü, Lübnan'ın iç siyasetinde ve İsrail ile ilişkilerinde belirleyici bir rol oynuyor. ABD, Hizbullah'ın silahlı varlığını azaltmak için Lübnan ordusunu güçlendirmeyi hedefliyor, ancak bu konuda net bir ilerleme kaydedilemedi.
Bölgesel uzmanlara göre, Lübnan'ın ekonomik çöküşü ve siyasi istikrarsızlığı, İsrail ile yapılacak bir anlaşmayı daha da karmaşık hale getiriyor. İsrail seçimleri sonrası yeni hükümetin nasıl şekilleneceği, müzakerelerin kaderini belirleyecek. ABD ise hem Lübnan'ı hem de İsrail'i masada tutmaya çalışıyor, ancak taraflar arasındaki güvensizlik ve iç siyasi baskılar süreci yavaşlatıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Lübnan-İsrail müzakerelerindeki tıkanıklık, Türkiye'nin Doğu Akdeniz stratejisini doğrudan etkiliyor. Türkiye, bölgede enerji kaynaklarının adil paylaşımı ve deniz yetki alanlarının uluslararası hukuka uygun şekilde belirlenmesi konusunda hassasiyetini koruyor. Lübnan ile iyi ilişkileri olan Türkiye, İsrail ile yürütülen dolaylı görüşmelerde Lübnan'ın yanında yer alarak bölgesel dengeleri gözetiyor. Ayrıca Türkiye, Lübnan'daki ekonomik krizin hafifletilmesi için insani yardımlar ve ticari iş birlikleri yürütüyor. İsrail seçimleri sonrası oluşacak yeni hükümetin Türkiye ile ilişkileri normalleştirme çabaları ise ayrı bir belirsizlik taşıyor. Türkiye, Doğu Akdeniz'de barış ve istikrarın korunması için diyalog kanallarının açık tutulmasını savunuyor.