Lübnan'ın güneyindeki yetkililer, İsrail ile Hizbullah arasında üç aydır süren çatışmalar nedeniyle evlerini terk etmek zorunda kalan sivillere, ABD ile İran arasında varılan daha geniş kapsamlı bir ateşkes anlaşmasının ardından Pazartesi günü aceleyle geri dönmemeleri uyarısında bulundu. Beyrut ve Kudüs merkezli Reuters muhabirleri Laila Bassam ve Steven Scheer'in aktardığına göre, Lübnan resmi makamları, ateşkesin henüz tam olarak yürürlüğe girmediğini ve güvenlik durumunun hâlâ kırılgan olduğunu vurgulayarak, yerinden edilmiş ailelerin kontrollü bir şekilde geri dönüş planlarına uymalarını istedi.
Gelişmenin arka planı
İsrail ile Hizbullah arasındaki çatışmalar, Ekim 2023'te başlayan Gazze savaşının bölgeye sıçramasıyla yoğunlaşmıştı. Hizbullah'ın İsrail'in kuzeyine düzenlediği roket saldırılarına karşılık İsrail ordusu, Lübnan'ın güneyinde hava ve kara operasyonları başlatmıştı. Çatışmalar sonucunda on binlerce Lübnanlı evlerini terk ederken, İsrail tarafında da sivil kayıplar yaşanmıştı.
ABD ve İran arasında varıldığı iddia edilen anlaşma, sadece Lübnan'daki çatışmaları değil, aynı zamanda Yemen'deki Husiler ve Suriye'deki İran destekli milisleri de kapsayan geniş bir ateşkesi hedefliyor. Ancak anlaşmanın detayları henüz netlik kazanmış değil. Lübnanlı yetkililer, anlaşmanın resmi olarak duyurulmaması ve sahada henüz bir değişiklik yaşanmaması nedeniyle halkı tedbirli olmaya çağırıyor.
Bölgesel veya küresel boyut
ABD-İran anlaşması, bölgesel dengeleri kökünden değiştirme potansiyeli taşıyor. İran'ın nükleer programı ve bölgedeki vekil güçler üzerindeki etkisi, Washington ile Tahran arasındaki müzakerelerin temel başlıkları arasında yer alıyor. Anlaşmanın Lübnan, Yemen ve Suriye'deki çatışmaları sona erdirmesi halinde, Orta Doğu'da yeni bir diplomatik dönem başlayabilir.
İsrail ise Hizbullah'ın ateşkes şartlarına uyup uymayacağını yakından izliyor. İsrail Savunma Kuvvetleri, kuzey sınırında teyakkuz halini sürdürürken, Lübnan topraklarına olası bir kara harekatının ertelendiği yönünde sinyaller geliyor. Ancak İsrailli yetkililer, anlaşmanın caydırıcılığı sağlamaması halinde askeri seçeneklerin masada olduğunu belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin Orta Doğu politikası açısından kritik bir dönemeçte yaşanıyor. Ankara, hem Lübnan'da siyasi istikrarı hem de Filistin davasını destekleyen bir çizgi izlerken, ABD-İran anlaşmasının bölgedeki güç dengelerini değiştirmesi, Türkiye'nin İran ve İsrail ile ilişkilerini de etkileyebilir. Ateşkesin kalıcı olması halinde, Türkiye'nin Lübnan'daki yeniden imar sürecine katkı sağlaması ve Doğu Akdeniz'deki enerji işbirliği gündeminin önünü açması mümkün. Ancak anlaşmanın başarısız olması, bölgesel bir savaş riskini artırarak Türkiye'nin güney sınırlarında yeni bir güvenlik tehdidi oluşturabilir.