ABD'nin en büyük okul bölgelerinden Los Angeles Birleşik Okul Bölgesi (LAUSD) yüksek mali iflas riski seviyesine ulaşırken, Florida'daki devlet okulları faturalarını ödemek için tarihin en yüksek seviyesinde borçlanmaya başvuruyor. Bloomberg'den Claire Ballentine ve Erin Hudson, Scarlet Fu'nun sunduğu "Bloomberg Real Yield" programında, ülke genelinde eğitim finansmanında yaşanan yapısal baskıları değerlendirdi. Yıllardır süren öğrenci kaybı, pandemi sonrası federal yardımların sona ermesi ve artan maliyetler, okul bölgelerini benzeri görülmemiş bir finansal darboğaza sürüklüyor.
Los Angeles'ta Erime: Kayıtlar Düşüyor, Gelirler Azalıyor
LAUSD, ABD'nin en kalabalık ikinci okul bölgesi olarak yaklaşık 430.000 öğrenciye hizmet veriyor. Ancak bölgenin öğrenci sayısı son yirmi yılda istikrarlı bir şekilde azaldı. 2000'li yılların başında 700.000'i aşan öğrenci sayısı, doğum oranlarındaki düşüş, ailelerin daha uygun maliyetli bölgelere göçü ve pandemi sonrası özel okul ile evde eğitim tercihlerinin artmasıyla ciddi şekilde geriledi. Bu düşüş, bölgenin eyalet ve yerel fonlardan aldığı payı doğrudan azaltıyor; zira birçok eyalette okul finansmanı öğrenci başına hesaplanıyor.
Bloomberg'in haberine göre LAUSD'nin mali sağlamlık riski artık "yüksek" seviyede. Bölge, artan personel maliyetleri, emeklilik yükümlülükleri ve bakım-onarım giderleriyle boğuşuyor. Pandemi döneminde dağıtılan federal yardımlar (ESSER fonları) 2024 sonu itibarıyla tükendi. Bu fonlar, öğretmen maaşlarını desteklemek, temizlik ve hijyen hizmetlerini sürdürmek ve teknoloji altyapısını güçlendirmek için kullanılıyordu. Fonların kesilmesiyle birlikte bölge, ya hizmetleri kısmak ya da sınıf mevcudunu artırmak gibi zor seçeneklerle karşı karşıya.
Uzmanlar, LAUSD'nin yapısal açığının önümüzdeki mali yılda 500 milyon doları aşabileceğini tahmin ediyor. Bölge yönetimi, öğretmen sendikalarıyla yürütülen toplu sözleşme görüşmelerinde maaş artışı taleplerini karşılamakta zorlanıyor. Ayrıca, eyalet düzeyinde eğitim bütçesinin yetersiz kalması, yerel yönetimlerin ek kaynak bulma çabalarını da sonuçsuz bırakıyor.
Florida'da Borçlanma Rekoru: Faturalar Ödenemiyor
Florida'daki devlet okulları ise faturalarını ödemek için kısa vadeli borçlanmaya yönelmiş durumda. Bloomberg'in aktardığı verilere göre, eyaletteki okul bölgeleri bu yıl tarihin en yüksek seviyesinde borçlanma senedi ihraç etti. Bu durum, nakit akışındaki ciddi sıkışıklığın ve bütçe yönetimindeki bozulmanın bir göstergesi. Florida'da okul finansmanı büyük ölçüde eyalet hibelerine ve yerel emlak vergilerine dayanıyor. Ancak artan inşaat maliyetleri, sigorta primlerindeki fahiş artışlar (iklim kaynaklı doğal afet riski nedeniyle) ve öğretmen maaşlarındaki rekabet, bölgelerin kasasını eritiyor.
Özellikle 2022'de yaşanan Ian Kasırgası sonrası sigorta maliyetleri katlandı. Okul bölgeleri, binalarını ve taşıtlarını sigortalamak için bütçelerinin önemli bir kısmını ayırmak zorunda kalıyor. Öte yandan, eyalet yönetiminin eğitim bütçesini kısmamasına rağmen, enflasyon ve artan enerji fiyatları karşısında bu fonlar yetersiz kalıyor. Bazı bölgeler, maaş ödemelerini geciktirmemek için yüksek faizli kısa vadeli kredilere başvuruyor.
Uzmanlar, Florida'daki bu borçlanma dalgasının sürdürülemez olduğu uyarısında bulunuyor. Uzun vadede, borç servisi maliyetleri eğitim hizmetlerine ayrılan kaynakları daha da azaltacak ve öğrenci başarısını olumsuz etkileyecek. Ayrıca, bölgelerin kredi notlarının düşmesi, gelecekteki borçlanma maliyetlerini daha da artırabilir.
Ulusal Eğilim: Pandemi Sonrası Finansman Şoku
Los Angeles ve Florida örnekleri, ABD genelinde eğitim finansmanında yaşanan daha geniş bir krizi yansıtıyor. Federal hükümetin pandemi döneminde sağladığı 190 milyar dolarlık ek eğitim fonu 2024'e kadar kullanıldı. Bu fonlar, öğretmen istihdamını korumuş ve okulların açık kalmasını sağlamıştı. Ancak fonların sona ermesiyle birlikte birçok bölge, ya personel çıkarmak ya da programları kısmak zorunda kaldı. Öğrenci kayıtlarındaki düşüş ulusal bir trend: 2020-2023 arasında devlet okullarında kayıtlı öğrenci sayısı 1,2 milyon azaldı.
Diğer yandan, özel okul ve charter okul tercihleri artıyor. Bu da geleneksel devlet okullarının gelir tabanını daraltıyor. Eğitim politikası uzmanları, mevcut finansman modellerinin artık gerçekçi olmadığını ve eyaletlerin formülleri güncellemesi gerektiğini belirtiyor. Ancak siyasi kutuplaşma nedeniyle kapsamlı bir reform yapılamıyor.
Bloomberg analistleri, önümüzdeki yıllarda daha fazla okul bölgesinin iflas koruması başvurusunda bulunabileceği veya eyalet tarafından devralınabileceği uyarısında bulunuyor. Bu durum, öğrenci başarısını düşürecek ve eğitimde fırsat eşitsizliğini derinleştirecek.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye'de eğitim finansmanı büyük ölçüde merkezi hükümet bütçesinden karşılanıyor; yerel yönetimlerin okul bütçeleri üzerinde doğrudan kontrolü sınırlı. Dolayısıyla ABD'deki gibi okul bölgelerinin iflas riski Türkiye'de yapısal olarak düşük. Ancak küresel ekonomik yavaşlama ve artan borçlanma maliyetleri, Türkiye'nin eğitim harcamalarını da dolaylı yoldan etkileyebilir. Enflasyon ve bütçe açığı baskısı altında, eğitime ayrılan kaynakların reel değeri azalabilir. Ayrıca, ABD'deki bu gelişmeler, küresel finansman koşullarının sıkılaştığını ve kamu hizmetlerinin borçlanma ihtiyacının arttığını gösteriyor. Türkiye için ders, eğitimde sürdürülebilir finansman modelleri geliştirmek ve öğrenci başına kaynak dağılımını iyileştirmek olmalı.