Londra'nın işlek caddelerinde otobüs şoförleri, kavurucu sıcakta klima arızalı araçlarda çalışmaya zorlanmalarını protesto etti. Sendikalar, aşırı sıcaklıkta işçi sağlığını koruyan yasal düzenlemelerin yetersizliğine dikkat çekerek, toplu taşıma işletmecilerini acil önlem almaya çağırdı. Eylem, Birleşik Krallık'ta işçilerin aşırı sıcak hava dalgalarına karşı savunmasızlığını yeniden gündeme getirdi. Uzmanlar, iklim değişikliğiyle birlikte artan sıcaklıkların iş gücü verimliliğini düşürdüğünü, hükümetlerin ise bu yeni normale uyum sağlayamadığını vurguluyor.
Protestonun Arka Planı: Sıcaklık Rekorları ve Sağlık Riskleri
İngiltere'nin başkenti Londra'da bu yaz termometreler 35 santigrat derecenin üzerine çıktı. Otobüs şoförleri, özellikle şehir merkezindeki yoğun hatlarda, sıcaklığın araç içinde 40 dereceye ulaştığını belirtiyor. Unite sendikası tarafından organize edilen eylemde konuşan şoförler, baş dönmesi, mide bulantısı ve bayılma şikayetleri yaşadıklarını, birçok meslektaşının kısa süreli raporlarla işten ayrıldığını aktardı. İşveren firmalar ise klimaların düzenli bakımının yapıldığını, ancak yaşlı araç filosunun yenilenmesi için zamana ihtiyaç olduğunu savundu.
Birleşik Krallık'ta iş sağlığı ve güvenliği mevzuatı, çalışma ortamındaki sıcaklık için belirli bir üst sınır öngörmüyor. Bu durum, şoförlerin ve diğer açık hava işçilerinin mağduriyetini artırıyor. Sendika yetkilileri, hükümetin 'uygun' sıcaklık kavramını netleştirmesini ve yasal bir standart getirmesini talep ediyor. Benzer talepler, inşaat işçileri ve kuryeler gibi diğer meslek grupları tarafından da dile getiriliyor.
Küresel Boyut: Sıcak Hava Dalgaları İş Dünyasını Tehdit Ediyor
Bu olay, dünya genelinde aşırı sıcaklıkların iş gücü üzerindeki etkisinin bir yansıması. Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) tahminlerine göre, aşırı sıcaklık nedeniyle dünya genelinde her yıl milyarlarca çalışma saati kaybediliyor. Özellikle tarım, inşaat ve taşımacılık sektörlerinde çalışanlar, artan risklerle karşı karşıya. Avrupa'da 2023 yılı, sıcaklık rekorlarının kırıldığı bir yıl olarak kayıtlara geçti. İspanya, İtalya ve Yunanistan'da işçilerin öğle saatlerinde çalışmasını yasaklayan düzenlemeler hayata geçirilirken, İngiltere'de bu tür önlemler gündemde bile değil.
İklim değişikliğiyle mücadele eden şehirler, toplu taşıma sistemlerini dönüştürmeye çalışıyor. Elektrikli otobüslerin yaygınlaştırılması, hem karbon emisyonlarını azaltma hem de daha iyi iklimlendirme sistemleri sunma potansiyeli taşıyor. Ancak Londra'daki mevcut filonun büyük bölümünün eski dizel araçlar olması, dönüşümün yavaş ilerlediğini gösteriyor. Bu durum, işçi sağlığı ile iklim hedefleri arasındaki ilişkiyi bir kez daha ortaya koyuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Londra'daki otobüs şoförü eylemi, Türkiye'de de benzer sektörlerde çalışanların yaşadığı sıcaklık sorunlarına dikkat çekiyor. Türkiye'de özellikle yaz aylarında şehirlerarası otobüs şoförleri ve inşaat işçileri, aşırı sıcaklık nedeniyle sağlık riskleriyle karşı karşıya. Mevcut mevzuatımızda da henüz sıcaklıkla ilgili etkin bir yasal düzenleme bulunmuyor. Bu durum, Türkiye'nin de iklim değişikliğinin iş gücü üzerindeki etkilerine karşı önlemler geliştirmesi gerektiğini gösteriyor. Uluslararası sendikalarla dayanışma ağları kurularak deneyim paylaşımı yapılabilir; çalışma saatlerinin ayarlanması, dinlenme imkanlarının artırılması gibi uygulamalar Türkiye'de de hayata geçirilebilir.