Londra'nın işlek caddelerinde, otobüs şoförleri kavurucu sıcaklar altında çalışma koşullarını protesto etmek için bir araya geldi. Sendikaların öncülüğünde düzenlenen eylem, Birleşik Krallık'ta işçileri aşırı sıcaklıklardan koruyacak yasal düzenlemelerin bulunmamasına dikkat çekti. Şoförler, özellikle yaz aylarında otobüs içi sıcaklıkların dayanılmaz seviyelere ulaştığını ve sağlık sorunlarına yol açtığını belirtti. Protesto, iklim değişikliğinin etkileriyle daha da artan sıcak hava dalgalarının, çalışanların güvenliğini tehdit ettiği bir dönemde gerçekleşti.
Artan Sıcaklıklar ve Çalışan Sağlığı Tehlikede
Meteoroloji Ofisi'nin verilerine göre, Birleşik Krallık'ta son yıllarda sıcak hava dalgalarının sıklığı ve şiddeti arttı. 2022 yılında ülkede ilk kez 40 santigrat derecenin üzerinde sıcaklık kaydedildi ve bu durum, iş yerlerinde ciddi sağlık risklerini beraberinde getirdi. Otobüs şoförleri, özellikle eski model araçlarda klima sistemlerinin yetersiz olduğunu, uzun vardiyalarda güneş ışınlarının camdan içeri girmesiyle araç içi sıcaklığın 50 dereceye kadar çıkabildiğini ifade etti.
Sendika temsilcileri, mevcut yasal çerçevenin sıcaklıkla ilgili net bir üst limit belirlemediğini vurguluyor. İngiltere'de iş sağlığı ve güvenliği mevzuatı, işverenlerin 'makul' önlemleri almasını şart koşuyor, ancak bu ifadenin muğlaklığı nedeniyle işçiler korunmasız kalıyor. Unite sendikası yetkilisi Steve Turner, 'Bu sadece bir konfor meselesi değil, ciddi bir sağlık ve güvenlik krizi. İşverenler, iklim değişikliğiyle mücadele için acil adımlar atmalı' dedi.
Protestoya katılan şoförler, işverenlerin ve hükümetin sıcak hava koşullarına uygun çalışma prosedürleri geliştirmesini talep etti. Otobüslerde düzenli mola verilmesi, su temini, daha iyi havalandırma ve klima sistemlerinin bakımının yapılması gibi talepler öne çıktı. Ayrıca, sıcak hava uyarı sistemlerinin işverenlerle paylaşılması ve risk değerlendirmelerinin güncellenmesi istendi.
Küresel Bir Sorun: Aşırı Sıcaklar ve İşçi Hakları
Londra'daki protesto, dünya genelinde aşırı sıcakların işçiler üzerindeki etkisinin giderek daha fazla tartışılan bir konu haline geldiği bir dönemde patlak verdi. Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) verilerine göre, küresel ısınma nedeniyle 2030 yılına kadar aşırı sıcakların iş gücü verimliliğini önemli ölçüde azaltması bekleniyor. Özellikle açık hava çalışanları, inşaat işçileri, tarım emekçileri ve ulaşım sektöründe çalışanlar risk altında.
Birçok ülke, sıcak hava dalgalarında çalışma saatlerini düzenleyen 'ısı yasaları' çıkarırken, İngiltere'de bu tür bir düzenleme bulunmuyor. Uzmanlar, hükümetleri işyerlerinde maksimum sıcaklık sınırı belirlemeye çağırıyor. Örneğin, İspanya'da 2015'te çıkarılan bir yasa ile 37 derecenin üzerindeki sıcaklıkta açık hava çalışmaları yasaklandı. Almanya'da ise işverenler, özellikle sıcak havalarda çalışanlara kısa molalar ve serinleme imkânı sağlamakla yükümlü.
Küresel ısınmanın etkisiyle bu tür protestoların artması ve yasal düzenlemelerin gündeme gelmesi bekleniyor. İklim aktivistleri, işçi hakları ile iklim politikalarının birlikte ele alınması gerektiğini savunuyor. Sıcak hava dalgaları sadece sağlık sorunlarına yol açmakla kalmıyor, aynı zamanda iş kazalarını artırıyor ve üretimi olumsuz etkiliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Akdeniz havzasında yer alan ve iklim değişikliğinden en fazla etkilenen ülkelerden biri. Yaz aylarında özellikle güney bölgelerde sıcaklıkların 40 derecenin üzerine çıkması, inşaat, tarım ve ulaşım gibi sektörlerde çalışan işçiler için ciddi risk oluşturuyor. Türk iş sağlığı ve güvenliği mevzuatında da sıcaklıkla ilgili belirli bir üst sınır bulunmuyor; işverenlerin 'genel önlemler' alması isteniyor. İngiltere'deki bu protesto, Türkiye'deki sendikalar ve sivil toplum kuruluşları için de önemli bir örnek teşkil edebilir. Önümüzdeki yıllarda Türkiye'nin de benzer taleplerle karşılaşması ve iklim dostu iş yerleri için düzenlemeler yapması gerekebilir.