Londra'nın doğusundaki Hackney Belediyesi, İsrail'in Filistinlilere yönelik apartheid politikalarını gerekçe göstererek kardeş şehri Hayfa (Haifa) ile ilişkilerini kesme kararı aldı. Belediye Meclisi, 22 Mart'ta yapılan oylamada, İsrail'in Filistin topraklarındaki ayrımcı uygulamalarını protesto etmek amacıyla Hayfa ile kardeş şehir bağlarının askıya alınmasına karar verdi. Karar, Filistin dayanışma gruplarının ve insan hakları örgütlerinin uzun süredir yürüttüğü kampanyaların ardından geldi.
Gelişmenin arka planı
Hackney Belediyesi, 2002 yılından bu yana Hayfa ile kardeş şehir ilişkisi yürütüyordu. Ancak belediye meclisindeki İşçi Partili üyelerin öncülüğünde hazırlanan rapor, İsrail'in Filistinlilere yönelik uygulamalarının uluslararası hukuka ve insan hakları sözleşmelerine aykırı olduğunu ve bu durumun 'apartheid' olarak nitelendirilebileceğini belirtti. Raporda, İsrail'in Batı Şeria'daki yerleşim politikaları, Gazze'ye uygulanan abluka ve Filistinli vatandaşlara yönelik ayrımcı yasalar eleştirildi.
Karar, Hackney Belediyesi'nin resmi internet sitesinden duyurulurken, belediye başkanı yaptığı açıklamada, "Kardeş şehir ilişkilerimiz, barış ve dostluk temelinde olmalıdır. Ancak İsrail'in Filistinlilere yönelik sistematik ayrımcılığı ve insan hakları ihlalleri karşısında sessiz kalmamız mümkün değil" ifadelerini kullandı. Kararın uygulanması için belediyenin uluslararası ilişkiler birimine talimat verildiği, Hayfa ile yapılan anlaşmaların askıya alınacağı ve yeni projelerin başlatılmayacağı belirtildi.
Bu gelişme, Birleşik Krallık'ta İsrail'e yönelik artan eleştirilerin bir parçası olarak değerlendiriliyor. Geçtiğimiz yıl Birleşik Krallık'ın Leeds, Bristol ve Manchester gibi şehirlerinde de benzer kampanyalar yürütülmüş, ancak Hackney bu adımı atan ilk belediye oldu. Filistin Dayanışma Kampanyası (PSC) sözcüsü, kararın 'cesur bir adım' olduğunu ve diğer belediyelere örnek olması gerektiğini söyledi.
Bölgesel veya küresel boyut
Hackney Belediyesi'nin kararı, İsrail-Filistin çatışmasına yönelik uluslararası kamuoyundaki algının değiştiğinin bir göstergesi olarak yorumlanıyor. İsrail, uluslararası hukuku ihlal ettiği gerekçesiyle birçok ülke ve sivil toplum kuruluşu tarafından eleştiriliyor. Özellikle İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW) ve İsrail merkezli B'Tselem gibi kuruluşların hazırladığı raporlar, İsrail'in uygulamalarını 'apartheid' olarak nitelendiriyor. Bu raporlar, uluslararası toplumda İsrail'e yönelik boykot, yaptırım ve yatırım çekme (BDS) hareketinin güçlenmesine yol açıyor.
Hackney'in kararı, BDS hareketinin bir başarısı olarak görülüyor. BDS hareketi, İsrail'in Filistinlilere yönelik ihlallerini sona erdirmek için ekonomik ve kültürel boykot çağrısında bulunuyor. Bu tür yerel yönetim kararlarının, İsrail hükümeti üzerinde diplomatik baskı oluşturması ve Filistinlilerin haklarına yönelik farkındalığı artırması bekleniyor.
Öte yandan, İsrail hükümeti ve destekçileri bu tür kararları 'anti-Semitik' olarak nitelendirerek eleştiriyor. İsrail'in Birleşik Krallık Büyükelçiliği'nden yapılan açıklamada, Hackney Belediyesi'nin kararının 'ikiyüzlü' olduğu ve bölgedeki barış çabalarına zarar verdiği savunuldu. Ancak kararın arkasındaki kampanyacılar, bu eleştirilerin İsrail'in insan hakları ihlallerini örtbas etmeye yönelik olduğunu belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, uzun süredir Filistin davasını destekleyen ve İsrail'in işgal politikalarını eleştiren bir ülke olarak bu tür girişimleri yakından takip ediyor. Hackney Belediyesi'nin kararı, Türkiye'nin uluslararası platformlarda savunduğu Filistin hakları konusundaki duruşuyla örtüşüyor. Türk kamuoyunda Filistin'e destek yaygın bir duyarlılık olarak öne çıkarken, bu tür kararların Türk belediyelerine de ilham vermesi ihtimal dahilinde. Ayrıca, Türkiye'nin BDS hareketine verdiği destek ve İsrail ile ilişkilerdeki hassas denge, bu gelişmenin bölgesel yansımalarını etkileyebilir. Ancak Türkiye'nin İsrail ile ekonomik ve diplomatik ilişkilerinin devam ettiği göz önüne alındığında, bu tür sembolik adımların doğrudan bir yaptırıma dönüşmesi beklenmiyor.