ABD'li savunma devi Lockheed Martin, F-35 savaş uçağı programının kritik bir döneminde, Senato Savunma Ödenekleri Alt Komitesi Başkanı Susan Collins'e önemli miktarda mali destek sağladı. Şirket, 2023 yılında yayınlanan ve programdaki aksaklıkları ortaya koyan bir gözlem raporunun hemen öncesinde ve sonrasında Collins'e bağlı siyasi komitelere on binlerce dolar bağışta bulundu. Bu durum, savunma sanayii ile kongre üyeleri arasındaki mali ilişkilerin şeffaflığı konusunda yeni soru işaretleri doğurdu.
Bağışlar ve Zamanlama
The Intercept'in haberine göre, Lockheed Martin'in siyasi eylem komiteleri (PAC) ve çalışanları, 2023 yılının ortalarında, yani F-35 programına ilişkin hükümet denetim raporunun yayınlandığı dönemde, Senatör Collins'in seçim kampanyasına ve liderlik PAC'ine toplamda 30 bin doları aşan katkı yaptı. Bu bağışlar, Collins'in alt komite başkanı olarak F-35 programının bütçesi ve denetimi üzerinde söz sahibi olduğu bir zamana denk geldi. Rapor, programın maliyet artışları, gecikmeler ve teknik sorunlarla boğuştuğunu gözler önüne seriyordu.
Collins'in sözcüsü, bağışların yasalar çerçevesinde yapıldığını ve senatörün kararlarını etkilemediğini belirtti. Ancak şeffaflık savunucuları, bu tür bağışların savunma yüklenicileriyle yasama organı arasındaki ilişkilerde potansiyel çıkar çatışması yarattığını vurguluyor. Lockheed Martin ise bağışların tamamen yasal olduğunu ve siyasi süreçlere katılımın demokratik bir hak olduğunu savunuyor.
F-35 Programındaki Sarsıntılar
F-35 programı, ABD'nin en pahalı savunma projelerinden biri olarak biliniyor. 1,7 trilyon doları aşan yaşam döngüsü maliyetiyle dikkat çeken program, sürekli olarak teknik arızalar, yazılım sorunları ve tedarik zinciri aksaklıklarıyla gündeme geliyor. 2023 yılında yayınlanan gözlem raporu, uçakların operasyonel hazırlık oranlarının düşük olduğunu ve bakım maliyetlerinin öngörülerin üzerinde seyrettiğini ortaya koydu. Collins, raporun yayınlanmasının ardından yaptığı açıklamada, programın daha sıkı denetlenmesi gerektiğini ifade etmişti.
Ancak aynı dönemde Lockheed Martin'den gelen bağışlar, senatörün denetim rolüne gölge düşürüp düşürmediği sorusunu akıllara getiriyor. Savunma endüstrisi uzmanları, bu tür mali ilişkilerin kongre üyelerinin bağımsız karar alma kapasitesini zayıflatabileceğini belirtiyor. Özellikle savunma bütçelerinin kritik olduğu bir dönemde, yüklenicilerin siyasi bağışlarla nüfuz elde etme çabaları eleştiri konusu.
Bölgesel ve Küresel Boyut
F-35 programı sadece ABD için değil, NATO müttefikleri ve diğer ortak ülkeler için de büyük önem taşıyor. Türkiye'nin de dahil olduğu birçok ülke, F-35'leri hava gücünün omurgası olarak görüyor. Ancak Türkiye, Rusya'dan S-400 hava savunma sistemi alması nedeniyle programdan çıkarılmıştı. ABD'deki bu tür mali ilişkiler ve denetim sorunları, programın geleceği ve maliyet etkinliği konusunda küresel ortakları da endişelendiriyor. F-35'in maliyetindeki artışlar ve teknik sorunlar, ihracat potansiyelini ve müttefiklerin güvenini sarsabilir.
Ayrıca, ABD'de savunma yüklenicilerinin siyasi bağışlar yoluyla etkileme çabaları, diğer ülkelerdeki savunma tedarik süreçlerine örnek teşkil etmesi açısından da izleniyor. Şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkelerinin zayıflaması, küresel savunma iş birliklerinde güven sorununa yol açabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, F-35 programından çıkarılmasının ardından kendi milli muharip uçak projesi TF-X'e yönelmiş durumda. Ancak ABD'deki bu tür gelişmeler, savunma tedarikinde şeffaflık ve lobicilik faaliyetlerinin önemini gözler önüne seriyor. Türkiye'nin de savunma sanayii projelerinde benzer şeffaflık mekanizmalarını güçlendirmesi, olası çıkar çatışmalarının önüne geçmek için kritik. Ayrıca, F-35 programındaki sorunlar ve maliyet artışları, Türkiye'nin alternatif arayışlarında ne kadar haklı olduğunu da dolaylı olarak gösteriyor. Washington'daki karar alma süreçlerinde savunma devlerinin etkisi, Türkiye'nin ABD ile savunma iş birliğinde karşılaştığı zorlukların anlaşılmasına katkı sağlıyor.