ABD Senatosu’nun önde gelen isimlerinden Güney Karolina Senatörü Lindsey Graham’ın beklenmedik ölümü, Washington’da siyasi dengeleri sarsarken, Başkan Donald Trump’ın iç ve dış politika gündeminde nasıl bir boşluk yaratacağı merak konusu oldu. 68 yaşında hayatını kaybeden Graham, bir zamanlar Trump’ı sert bir dille eleştiren bir Cumhuriyetçi olmasına rağmen, son yıllarda başkanın en sadık destekçilerinden biri haline gelmişti. Özellikle yargı atamaları, savunma harcamaları ve dış politikada Trump'ın en önemli müttefiklerinden biri olarak öne çıkan Graham'ın yokluğu, başkanın Kongre'deki elini zayıflatabilir.
Gelişmenin Arka Planı: Eleştirmenden Savunucuya Dönüşüm
Lindsey Graham, 2003’ten bu yana Senato’da görev yapıyordu ve özellikle Dış İlişkiler Komitesi ile Yargı Komitesi’ndeki etkili çalışmalarıyla tanınıyordu. 2016 başkanlık seçimleri sırasında Trump’ı “ırkçı, yabancı düşmanı ve tehlikeli” olarak nitelendiren Graham, seçimlerin ardından adeta bir dönüşüm yaşadı. Trump’ın başkanlık döneminde onun en yakın danışmanlarından biri haline gelen Graham, başkanın politikalarını hem iç hem de dış sahnede hararetle savundu. Özellikle İran nükleer anlaşmasından çekilme, Kudüs’ün İsrail’in başkenti olarak tanınması ve Çin’e yönelik sert ticaret politikaları gibi konularda Trump’ın yanında yer aldı. Graham, aynı zamanda federal yargıç atamalarında Trump’ın en büyük destekçilerinden biriydi ve başkanın iki kez azil sürecinde de onu savunan isimler arasındaydı.
Graham’ın ölümü, sadece Cumhuriyetçi Parti içinde değil, iki partili ilişkilerde de bir boşluk yarattı. Demokratlarla zaman zaman ortak çalışmalar yürüten Graham, özellikle göçmenlik reformu ve iklim değişikliği konularında uzlaşmacı bir tavır sergilemişti. Ancak Trump’ın gölgesinde kalan bu yönü, son yıllarda geri planda kalmıştı.
Bölgesel ve Küresel Boyut: ABD Dış Politikasında Değişim Sinyalleri
Lindsey Graham’ın Senato Dış İlişkiler Komitesi’ndeki etkin rolü, ABD’nin küresel ittifaklarında belirleyici bir faktördü. Graham, NATO’nun güçlendirilmesi, Rusya’ya yaptırımlar ve Afganistan’dan çekilme gibi konularda Trump yönetimine paralel bir çizgi izlemişti. Ancak başkanın son dönemdeki izolasyonist eğilimleri karşısında Graham, daha müdahaleci bir dış politika savunmuştu. Bu nedenle Graham’ın ölümü, özellikle Orta Doğu ve Avrupa’daki müttefikler arasında endişeyle karşılandı. Suudi Arabistan ve İsrail gibi ülkeler, Graham’ı kendilerine yakın bir senatör olarak görüyordu. Ayrıca Graham, Ukrayna’ya askeri yardımın artırılması için Trump’la sık sık görüş alışverişinde bulunuyordu. Onun yokluğu, bu konularda Trump’ın daha çekimser bir tutum almasına yol açabilir.
Küresel ölçekte ise Graham’ın ölümü, ABD’nin 2024 seçimleri öncesinde siyasi istikrarsızlık sinyali olarak yorumlanabilir. Cumhuriyetçi Parti içinde Trump’a sadık ancak kendi ağırlığı olan bir figürün kaybı, başkanın Kongre’deki etkisini azaltabilir. Özellikle bütçe görüşmeleri ve borç limiti krizlerinde Graham’ın arabulucu rolü kritik önem taşıyordu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Lindsey Graham, Türkiye’ye yönelik yaptırımlar konusunda Trump yönetimini sık sık uyaran ve Ankara’nın S-400 alımı nedeniyle CAATSA yaptırımlarının uygulanmasını savunan bir isimdi. Bu nedenle Graham’ın ölümü, Türkiye açısından kısa vadede olumlu bir gelişme olarak değerlendirilebilir. Ancak uzun vadede, Graham’ın Kongre’deki Türkiye karşıtı lobinin önemli bir parçası olduğu unutulmamalı. Onun yokluğu, Ermeni lobisi ve Yunanistan yanlısı grupların Kongre’de daha etkili olmasına yol açabilir. Türkiye’nin F-35 programından çıkarılması ve S-400 krizi gibi konularda Graham’ın Trump üzerindeki etkisi belirleyiciydi. Ankara, bu nedenle Graham sonrası dönemde Kongre’deki yeni dengeleri yakından takip etmek zorunda. Öte yandan, Graham’ın ölümü Türkiye’nin Suriye ve Doğu Akdeniz politikalarına yönelik ABD’deki algıyı da etkileyebilir.