Lindsey Graham, ABD Senatosu'nda Cumhuriyetçi Parti'nin önde gelen seslerinden biri olarak, özellikle eski Başkan Donald Trump döneminde dış politika danışmanlığı yapmış ve İsrail, Ukrayna ve İran gibi kritik bölgelerdeki ABD politikalarının şekillenmesinde belirleyici rol oynamıştır. Graham'ın Beyaz Saray'a sık sık yaptığı ziyaretler, Trump yönetimindeki nüfuzunu göstermektedir. Shirli Sitbon, Graham'ın bu etkisini detaylandırıyor.
Gelişmenin arka planı
Lindsey Graham, Güney Karolina'dan seçilmiş bir senatör olarak, 2003'ten bu yana Senato'da görev yapmaktadır. Silahlı Hizmetler Komitesi ve Dış İlişkiler Komitesi'ndeki üyelikleri sayesinde ABD'nin askeri ve diplomatik stratejilerinde söz sahibi olmuştur. Özellikle Trump yönetimi sırasında, Graham'ın Beyaz Saray'a haftada birkaç kez gittiği bilinmektedir. Bu ziyaretlerinde, İsrail'in güvenlik endişelerini dile getirirken, Ukrayna'ya askeri yardım ve İran'a yönelik yaptırımların sıkılaştırılması gibi konularda Trump'ı etkilediği belirtilmektedir.
Graham, 2017'de Kudüs'ün İsrail'in başkenti olarak tanınması ve ABD Büyükelçiliği'nin Tel Aviv'den Kudüs'e taşınması kararını destekleyen isimler arasındaydı. Ayrıca, 2020'de İsrail ile Birleşik Arap Emirlikleri arasında normalleşme anlaşması olan İbrahim Anlaşmaları'nın mimarlarından biri olarak gösterilmektedir. İran konusunda ise, nükleer anlaşmadan çekilme ve maksimum baskı politikasının sürdürülmesi için lobi faaliyetleri yürütmüştür.
Ukrayna tarafında ise Graham, Rusya'ya karşı sert önlemler alınması gerektiğini savunmuş ve ABD'nin Kiev'e silah sevkiyatını artırmasını istemiştir. Ancak bazı analistler, Graham'ın pozisyonlarının bazen Cumhuriyetçi Parti'nin ana akımından ayrıldığına dikkat çekmektedir. Örneğin, göç reformu konusunda daha ılımlı bir duruş sergilemektedir.
Bölgesel veya küresel boyut
Lindsey Graham'ın etkisi, sadece ABD iç politikasıyla sınırlı kalmamıştır. Onun önerileri, Ortadoğu'da dengeleri değiştiren kararların alınmasında rol oynamıştır. İsrail'in uluslararası arenada daha fazla tanınmasına yol açan İbrahim Anlaşmaları, Graham'ın aktif katılımıyla şekillenmiştir. Aynı zamanda İran'a yönelik yaptırımların derinleşmesi, Tahran'ın ekonomik sıkıntılarını artırmış ve nükleer müzakereleri karmaşık hale getirmiştir.
Graham'ın Ukrayna politikasındaki etkisi ise, Doğu Avrupa'da Rusya'ya karşı bir güç dengesi oluşturma çabası olarak yorumlanmaktadır. Ancak onun bu pozisyonu, Trump'ın daha izolasyonist eğilimleriyle zaman zaman çelişmiştir. Yine de Graham, iki partili desteği sağlamak için çaba göstermiş ve Ukrayna'ya yardımı savunmaya devam etmektedir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Lindsey Graham'ın İsrail yanlısı politikaları, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki stratejik çıkarlarıyla doğrudan bağlantılıdır. Graham'ın desteklediği İbrahim Anlaşmaları, Türkiye'nin bölgedeki yalnızlığını artırmış ve Kıbrıs meselesinde Yunanistan ile İsrail arasında yakınlaşmaya yol açmıştır. Ayrıca, ABD'nin Suriye'de PYD/YPG'ye verdiği desteğin mimarlarından biri olmasa da, Graham'ın Türkiye'yi rahatsız eden bu politikayı eleştirmemesi dikkat çekicidir. Türkiye açısından, Graham'ın etkisi altındaki bir ABD yönetimi, Doğu Akdeniz'deki enerji kaynakları ve Suriye politikasında Ankara'nın aleyhine sonuçlar doğurabilir. Bu nedenle Ankara, Washington'daki gelişmeleri yakından takip etmeli ve Graham benzeri isimlerle diyalog kanallarını açık tutmalıdır.