ABD Senatörü Lindsey Graham, 4 Şubat 2025'te Washington'da düzenlenen görkemli bir anma töreniyle son yolculuğuna uğurlandı. Pool salonu işletmecilerinin oğlu olarak mütevazı bir yaşamdan başlayıp kuşağının yurt içinde ve dışında en etkili ABD'li siyasetçilerinden biri haline gelen Graham, törende 'gözü kara' bir kamu hizmetkarı ve 'gerçek bir Amerikan özgünü' olarak anıldı. Cenaze törenine çok sayıda üst düzey yetkili, diplomat ve Graham'ın yakın dostları katıldı.
Gelişmenin Arka Planı
Lindsey Graham, 1955 yılında Güney Karolina'nın Central kasabasında doğdu. Ailesinin işlettiği pool salonunda büyüyen Graham, genç yaşta babasını kaybettikten sonra çalışma hayatına atıldı. Hukuk eğitimi alarak avukat oldu ve ardından ABD Hava Kuvvetleri'nde görev yaptı. 1995 yılında Temsilciler Meclisi'ne, 2003 yılında ise Senato'ya seçildi. Cumhuriyetçi Parti'nin önde gelen isimlerinden biri olan Graham, özellikle dış politika ve savunma konularındaki sert tutumuyla tanındı. Irak ve Afganistan savaşlarının ateşli savunucularından biri oldu.
Graham, Senato'daki uzun kariyeri boyunca Adalet Komitesi ve Silahlı Hizmetler Komitesi gibi önemli görevlerde bulundu. Özellikle yargı atamaları ve askeri operasyonlar konusunda etkili bir figürdü. Gözü pek çıkışları ve iki partili ilişkileriyle tanınan Graham, birçok meslektaşı tarafından 'Washington'un son bağımsız seslerinden biri' olarak nitelendirildi.
Anma töreninde konuşan eski Başkanlardan biri, Graham'ın 'ülkesine adanmış bir yaşam sürdüğünü' ve 'onun gibi liderlerin nadir yetiştiğini' ifade etti. Törene katılanlar arasında yer alan bir başka senatör ise, Graham'ın özellikle uluslararası ilişkilerdeki cesur duruşunun ve müttefiklere verdiği desteğin unutulmayacağını söyledi.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Lindsey Graham'ın etkisi yalnızca ABD iç siyasetiyle sınırlı kalmadı. Özellikle Asya-Pasifik bölgesinde Çin'in yükselişine karşı sert bir duruş sergileyen Graham, Tayvan'a yönelik güvenlik garantilerinin güçlendirilmesini savundu. Bu tutumu, ABD'nin bölgedeki müttefikleriyle ilişkilerini derinleştirdi ve bazı çevrelerce 'şahin' olarak nitelendirilmesine yol açtı. Ayrıca Rusya'ya yönelik yaptırımların artırılması ve NATO'nun güçlendirilmesi konularında da aktif bir rol oynadı.
Orta Doğu'da İsrail'in güvenliğine verdiği koşulsuz destekle bilinen Graham, ABD'nin bölgedeki askeri varlığının sürdürülmesinden yanaydı. İran'a karşı sert tutumu ve Kuzey Kore'nin nükleer programına yönelik tehditkar açıklamaları, onu küresel bir aktör haline getirdi. Graham'ın bu politikaları, ABD dış politikasında 'müdahaleci' kanadın önde gelen seslerinden biri olmasını sağladı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Lindsey Graham'ın vefatı, Türk-Amerikan ilişkileri açısından önemli bir dönüm noktası olabilir. Graham, Türkiye ile ABD arasındaki gerilimli dönemlerde, özellikle S-400 savunma sistemi ve F-35 programı krizinde sert eleştiriler yöneltmişti. Ancak aynı zamanda NATO'nun güçlendirilmesi ve Türkiye'nin ittifaktaki rolünün korunması gerektiğini de savunmuştu. Onun ölümü, Kongre'de Türkiye karşıtı seslerin güçlenmesine yol açabilir. Bu durum, Ankara'nın Washington ile ilişkilerinde yeni zorluklarla karşılaşabileceğine işaret ediyor. Öte yandan, Graham'ın mirası, ABD dış politikasında dengelerin değişebileceğine dair sinyaller veriyor.